'Gizlilik kararı dediler ifadelerimizi dahi almadan tutukladılar'
09:03
Sevcan Atak / JINHA
HABER MERKEZİ - Siyasi soykırım operasyonları kapsamında İzmir'de gözaltına alınarak tutuklananlarla gözaltında ve sonrasında yaşadıkları ihaleleri konuştuk.
Siyasi soykırım operasyonları kapsamında 3 Ekim günü İzmir'in birçok ilçesinde gerçekleştirilen ev baskınlarında gözaltına alınan 10 kişiden 8'i tutuklandı. Gözaltına alınma gerekçesi olarak "PKK/KCK ve YDG-H üyeliği" gösterilen ve daha sonra dosyaya getirilen "gizlilik kararı" ile savcılık tarafından ifadeleri alınmayan 10 kişiden 8'i tutuklanırken 2'si serbest bırakıldı. Aralarında ağır hastaların bulunmasına rağmen dosyaya getirilen "gizlilik kararı" gerekçesiyle raporlarına dahil bakılmayarak tutuklanan 8 kişi Şakran F Tipi Kapalı Cezaevine gönderildi. Siyasi tutuklularla içeriden söyleyişi gerçekleştirerek gözaltı süresince ve sonrasında cezaevinde yaşadıkları ihlalleri konuştuk.
'Burnumu ısırdılar hastalığımla dalga geçtiler'
Astım hastası ve idrar kesesinde rahatsızlığı olan Jinda Koyuncu, evlerine gerçekleştirilen baskınla birlikte kardeşiyle birlikte gözaltına alındığını ve sonrasında yaşadıklarını anlatarak şöyle dedi:
"Baskın yapıldığında kardeşimle birlikte darba uğradık. Sonrasında ise emniyete götürülürken rahatsızlığımdan dolayı acil ihtiyacım olduğunu söyledim ama rahatsızlığımı söylememi dinlemediler bile. Hastalığımdan dolayı benimle dalga geçtiler. Bu da yetmezmiş gibi araç içinde saldırı gerçekleştirdiklerinde polis kamerası istediği görüntüyü çekip darp edildiğimizde ise kaydı kapatıyorlardı. Bu sırada bir kadın polis hem beni dövdü hem de burnumu ısırdı."
Hastaneye götürüldüklerinde gözünde darp izi olduğunu ve bunu dile getirdiğinde ise polisin kendisine "Yaptığın ayıptır devlettir yapar" dediğini aktaran Jinda, "Gözaltı sırasında kardeşime küfür etmişlerdi bende hem bana yaptıklarını hem de kardeşime söylediklerini hatırlatarak, "Devlettir döver sesimizi çıkarmayız, devlettir küfür eder sesimizi çıkarmayız" dedim. Sonrasında da darp edildim" dedi. Nezarette kriz ve baygınlık geçirdiğini dile getiren Jinda, "Baygınlık geçirdiğim halde polisler benimle orada dalga geçtiler. Hastalığım gittikçe artmakta ve sürekli hakarete maruz kalıyorum" şeklinde konuştu. Jinda, basında kendisiyle ilgili çıkan haberlere ilişkin ise şu sözleri söyledi: "Hakkımda kırsala ve kırsaldan sonrada Kobanê'ye gittiğimi, Kobanê'de yaralanıp döndüğümü söylediler. Eğer yaralandıysam Adli Tıp'a gönderildiysem neremden yaralandığımı bende öğrenmek isterim."
'Tek taraflı suç delili oluşturmaya çalıştılar'
Özlem Koyuncu'da evlerine yapılan baskın sırasında polislerin tehdit ve saldırılarına maruz kaldıklarını belirterek, "Hiçbir açıklama yapmadan ellerimizi kelepçeleyip barbarca hakaret ettiler. Kardeşimin başına silah dayadılar. Kardeşimin rahatsızlığını dile getirmemize rağmen dikkate almadılar. Sonrasında kardeşimle dalga geçtiler. Araç içerisinde kardeşime ağır şiddet uyguladılar. Müdahale etmek istediğim sırada beni tuttular. Nasıl şiddet uygulayacaklarını şaşırmışlardı. Kameraya çeken polis istediği görüntüleri kayıt altına alarak hakkımızda suç delili yaratmak istedi. Polislerin yapmış olduğu sözlü tacizleri, küfürleri kayıt altına almayarak tek taraflı suç delili oluşturmaya çalıştı" diye kaydetti.
'Tedavi olamıyorum'
Özlem, 2011 senesinde kalbinde olan delikten dolayı ameliyat olduğunu ve sonrasında ise tedavi sürecine devam ettiğini ifade ederek, "Gözaltına alınmadan bir hafta önce randevu almıştım kontrol için. Ama hala gidebilmiş değilim ve tedavimde gerçekleşmiyor. Zaten savcı görüşme gereği duymadan hakime göndermiş hakim ise hiçbir açıklamamızı dinlemeyip hepimizin ağır hastalıkları olmasına rağmen hiçbir raporu görme gereği duymadan dosyada gizlilik kararı olduğundan dolayı savunma hakkı vermediler. Oysa ki yapılan suçlamalar bu tür ağır hastalıkları olan insanların yapabileceği suçluluk faaliyeti değildir" şeklinde belirtti.
'Uşaklı olduğum için kendi taraflarına çekmeye çalıştılar'
Denizli'den alınarak Denizli TEM şubesine götürülen ve 5 saat boyunca hiçbir açıklama yapılmadan bekletilen Ümmü Alp de yaşadıklarını şu şekilde anlattı: "Evde yalnızdım ve hırpalandım. Bir gerekçe açıklanmadan Denizli TEM şubesine götürüldüm. Burada 5 saat hiçbir açıklama olmadan nezarette bekletildim. Daha sonra bir sivil otosu ile İzmir'e getirildim. 4 gün boyunca İzmir Emniyet Müdürlüğü nezaretinde 10 kişi gözaltında bekletildik. Evden alınmam ve İzmir'e kadar süren yolculuk esnasında şarkılar ve sözlü tacizlere maruz kaldım. Üzerimde psikolojik baskı uygulandı."
Emniyete getirildiğinde kimlik kontrolü esnasında ağır hakaretlere maruz kaldığını ifade eden Ümmü, "Kimliğimde Uşak yazmasından dolayı ağır hakaretler ettiler. Gözaltı süresince yaklaşımlarını değiştirerek kendi taraflarına çekme çabası vardı. İzmir TEM Şubesi amirliği tarafından Uşak'ta arama esnasında aileme hakkımda asılsız bilgiler verilip tüm çevreme karşı kışkırtıcı cümleler kullandılar" dedi. Ümmü, gözaltı süresinde Kürtçe konuştukları için erkek polisler tarafından ağır hakaretlere uğrayıp darp edilmeye çalışıldıklarını söyleyerek, "Buranın kendi vatanları olduğu söylediler biz tepki gösterince de küfür ettiler" diye belirtti.
'İyi polis rolü oynayarak psikolojik baskı oluşturdular'
Gözaltına alınanlardan çölyak ve Hepatit B hastası olan Cihan Aksoy, ev araması sırasında polislerin kendisine yönelik şiddet uygulamaya çalıştığını belirterek, "Hasta olduğum için ailem bana karşı şiddet uygulamalarına karşı bağırdılar. Sonrasında geri çekildiler. Hiçbir delil olmamasına rağmen apar topar gözaltına alındım. Emniyete getirildiğimde kelepçe takmadılar ve iyi polis rolü oynayarak psikolojik baskı uyguladılar. Hastalığıma dair raporu kaybettiğim için diyet yemek getirilmedi. Daha sonra avukatların yapmış olduğu müdahale ile getirdiler" şeklinde konuştu.
Araç içerisindeyken dışarıda bekleyen arkadaşlarının kendilerine seslerini duyurmaya çalıştığı sırada karşılık vermek isterken darp edildiklerini dile getiren Cihan, "Nedense aramızda bulunan Jinda arkadaşa karşı ağır şiddet uyguladılar. Bu durumu kameraya çekerken polis istediği görüntüleri kayıt altına alarak hakkımızda suç delili yapmak istedi. Tek taraflı delil oluşturmaya çalıştı" dedi. Polislerin gardiyanlara kendileri hakkında bilgiler vererek kötü davranılmasına neden olmaya çalıştıklarının altını çizen Cihan, "Keyfiyetçi yaklaşımlarından dolayı ihtiyaçlarımız karşılamamıza izin vermediler" diye belirtti.
'Diyet listem uygulanmıyor tedavim yapılmıyor'
İlk gün çıkarıldığı revirde "çölyak" ve "Hepatit B" hastası olduğunu belirtmesine rağmen tutuklandığı günden beri diyet listesinin uygulanmadığını belirten Cihan, "Hastaneye gitmem gerekirken tedavim yapılmıyor. Bundan dolayı rahatsızlanıyorum. Gardiyanlara revire çıkarılmak istediğimi dile getirdiğimde burada yapılacak bir şey olmadığını hastaneye götürülmem gerektiğini söylediği halde gereken yapılmıyor" diye kaydetti.
(dk)

