Yasaklı dilin kadınları sesleniyor: Dil mücadeledir, özgürlüktür
09:11
JINHA
WAN - Yaklaşan Uluslararası Anadil Günü için konuşan Vanlı kadınlar, zorunlu göçler ve asimilasyon politikaları ile yok edilmeye çalışılan dillerine sahip çıkacaklarını belirterek, "Dil bizim için yaşam kaynağıdır, mücadeledir, özgürlüktür" dedi.
UNESCO tarafından 1999 yılından bu yana Uluslararası Anadil Günü olarak ilan edilen 21 Şubat, Kürtler için de büyük önem taşıyor. Yıllardır asimilasyon, imha ve inkar politikaları ile Kürt çocukları anadillerinden uzaklaştırılmaya çalışılırken, devlet okullarına gönderilen Kürt çocukları da sistemin belirlediği dilde eğitim görmek zorunda kalıyor. 80 ve 90'lı yıllarda "Kürtçe ıslığın" dahi yasak olması, bugün hala Kürtçe konuşan işçilerin linç edilerek katledilmesi gibi şiddet yöntemleri Kürt halkını anadilinden koparmaya yetmedi. Zorlu ve sancılı süreçlerden geçen Kürt dili, şimdilerde ise gönüllü öğretmenler ve kurulan KURDİ-DER ile gelecek nesillere aktarılıyor. Kürdistan illerinde yaşayan halkın günlük hayat dili olan Kürtçe'nin gelecek nesillere aktarılmasında kadınların payını da unutmamak gerek. Doğal toplumlardan günümüze her zaman kültürün taşıyıcısı olan kadınlar Kürtçe'nin gelecek nesillere aktarılması ve yozlaşmaması için aynı misyonla hareket ediyor.
Vanlı kadınlar da her türlü asimilasyon politikasına rağmen çocuklarına ve torunlarına Kürtçeyi öğretmekte kararlı. Kürtçe konuşabilmek için çektikleri zorlukları anlatan kadınlardan Naze Acar (40), köyde yaşadığı süre boyunca Kürtçe konuştuğunu söyledi. Köyde yaşayanlarının tümünün sadece Kürtçe konuştuklarını ama şehirlere zorunlu göçlerden sonra anadillerinden uzaklaştıklarını belirten Naze, "Biz kendi dilimizde yaşayıp konuşmaktan mutluyduk. Ama dilimizi bizden almaya çalıştılar. Ne zamanki şehirlere geldik dilimizi bize unutturdular" şeklinde konuştu.
Devletin her türlü asimilasyon politikasına direneceklerinin altını çizen Naze, evlerinde Kürtçe konuşmaya devam edeceklerini belirtti.
'Köyümüzde kendi dilimiz ile mutluyduk'
Köylerinden zorbaca çıkarıldıklarını hatırlatan Hanım Acar da, "Köyümüzde kendi dilimiz ve halkımız ile mutluyduk. Mutluluğumuz köylerimizden çıkarılıp anadilimizi yasakladıklarında bitti. Devlet dilimizi ve kültürümüzü asimile etti. Türk okullarında çocuklarımız okumaya başladı ve çocuklarımıza kendi anadilleri yasaklandı" sözleri ile sitemini dile getirirdi. Hanım son olarak, "Bizler bu toprakların asıl sahipleriyiz. Bizlerde kendi anadilimizde okullar istiyoruz. Ellerini dilimizin üzerinden çeksinler" diyerek taleplerini Kürtçe sundu.
'Devlet zorla Türkleştirmeye çalışıyor'
Behice Abi ise yine diğer kadınlar gibi zorunlu göçün anadilin yok oluşunda bir etken olduğunu belirterek, "Eskiden komşularımız ile Kürtçe konuştuğumuzda anlaşabiliyorken, şehirlerde hepimiz kendi dilimize yabancı olduk. Bizleri benliğimizi, dilimizi, kültürümüzü asimile eden devlet bu yetmemiş gibi bizi birde zorla Türkleştirmeye çalıştı" dedi.
'Dil bizim için yaşam kaynağı'
Behice, son olarak da yaşadığı bir anısını bizimle paylaştı: "Hiç unutmam köylerimizi yakıp boşaltan devlet yüzünden şehre göç etmek zorunda kalmıştık. Babam şehre taşındıktan sonra çok hastalandı. Hastaneye kaldırdıklarında Türkçe konuşmayı bilmediği için babama tedavi uygulamadılar. Çocuklarımızı ve halkımızı o kadar korkuttuklar ki politikaları ile bir zamanlar kendi aramızda Kürtçe konuşmaya korkardık. Bugün ise milyonlarca Kürt anadilini her alanda konuşmak için mücadele ediyor. Dil bizim için yaşam kaynağıdır, mücadeledir, özgürlüktür. Tüm baskı ve asimilasyonlara karşı biz annelere düşen çocuklarımıza anadillerini unutturmamak ve anadillerinde yaşamalarını sağlamaktır."
(db-hk/ng/ck)

