'Ayrımcılığın değil eşit yurttaşlığın egemen olduğu bir ülke istiyoruz'

14:27

JINHA

İSTANBUL - Kayıplar için 569'uncu kez bir araya gelen Cumartesi Anneleri Murat Yıldız'ın faillerinin yargılanmasını istedi. Bu haftaki eylemde ayrıca, Berfo Ana'nın oğlu Cemil Kırbayır için yürüttüğü 33 yıllık direnişi anılırken, "Hükümeti, ölümlere neden olan politikalarından acilen vazgeçmeye ve evrensel hukukun sınırlarına çekilmeye çağırıyoruz" vurgusu yapıldı.

Cumartesi Anneleri Galatasaray Lisesi önünde 569'uncu kez kayıplarının akıbetini sormak için oturma eylemi gerçekleştirdi. Bu hafta 23 Şubat 1995'te gözaltında kaybedilen Murat Yıldız'ın akıbeti soruldu. Gözaltında kaybedilen Murat Yıldız'ın annesi Hanife yıldız, Sözlerine başta Berfo Ana olmak üzere evladını kemiklerini bulamadan yaşamını yitiren anne ve babaları anarak başladı. Hanife, "Berfo Ana şahsında tüm anne babaları anıyorum. Kayıplarımızı da anıyoruz. Onlar bir mezara sahip olmadı ama sıcacık yüreğimizde yaşamaya devam ettiler. Anneler olarak aynı acıyı hissediyoruz. Eğer herkes bizim kadar acı çekseydi bu kadar acı yaşanmayacaktı. Anaların gözyaşları ve yürek acıları aynıdır" dedi. Hanife, konuşmasını ardından oğlu Murat'a yazmış olduğu mektubu okudu.

'Ben Cemil'in kemiklerini ararken…'

Hanife'nin ardından 33 yıl boyunca oğlunun kemiklerini arayan Berfo Ana'nın oğlu Mikail Kırbayır konuştu. Mikail, "Bir ana düşünün ki evladı katledildi ve 33 yol boyunca çalmadığı kapı kalmadı. İstediği çocuğunun kemiği. Sırtındaki torbası ile kambur oldu ama evladını bulamadı" dedi. Konuşmasında annesine de seslenen Mikail, "Ana biliyorsun ki yaşamımda hiçbir şeyden utanmadım. Ama sana bir şey söylemekten utanıyorum çünkü sen evladının kemiklerini ararken şanslıydım. İyi ki bu günleri görmedin çünkü bu günümüz dünümüzden beter" şeklinde konuştu.
Yaşanan süreçte evlatların anaların gözleri önünde katledildiğini ifade eden Mikail, "Analar, cenazeleri ile günlerce aynı evde tutuluyorlar. Cemili unutmadım. Ben Cemil'in kemiklerini ararken, onlar çocuklarını gömmenin yolunu aradılar. Bir insanı katledip onun fotoğraflarını servis etmek kadar namertlik yoktur. Kardeşlik toptan yok ediliyor. Sen benim yararlılarımı ıstırapla, işkenceyle ölüme gönderdin. Yarın yüz yüze nasıl bakacağız? Bunun hesabını halklara nasıl vereceksiniz? Seni devlet yapan halktır ve birgün hesabını soracaktır" diye belirtti.

'Hükümeti ölümlere neden olan politikalarından vazgeçmeye çağırıyoruz'

Bu haftaki basın metnini okuyan Cumartesi insanlarından Nur Sürer ise, "Biz ölümün değil yaşamın, savaşın değil barışın, hukuksuzluğun değil adaletin, ayrımcılığın değil eşit yurttaşlığın egemen olduğu bir ülke istiyoruz. Sur'dan, Cizre'den, İdil'den Merasim Sokak'a tüm yurttaşların can güvenliğinin sağlanabilmesi için evrensel hukuk ilkelerinin egemen olduğu bir hukuk devletine ihtiyacımız var" dedi.
Evlat acısının yakıcılığını yaşayanlar olarak, hiçbir annenin evlat acısı yaşamına razı olmadıklarına değinen Nur, "Ne Cizre'de ne Merasim Sokak'ta bu toprakların hiç bir evladının ölmesine razı değiliz. Hükümeti, ölümlere neden olan politikalarından acilen vazgeçmeye ve evrensel hukukun sınırlarına çekilmeye çağırıyoruz" diye ifade etti.

'Murat Yıldızın akıbetini soruyoruz'

Bu hafta 21 yıldır akıbetini öğrenilemeyen Murat Yıldız için bir araya geldiklerini söyleyen Nur, "19 yaşındaki Murat Yıldız annesi ile birlikte İzmir'de yaşıyordu. 29 Ocak 1995 tarihinde İzmir/ Bornova'daki bir kafede çıkan tartışmada silahla havaya ateş ederek olay yerinden uzaklaştı. Bu nedenle polis tarafından aranmaya başlandı. Şubat ayında Yıldız ailesinin evine gelen polis ekibi anne Hanife Yıldız'ı emniyete götürdü. Emniyette kendisine oğlunun havaya ateş açması nedeniyle arandığı, hemen gelip teslim olursa ifade vererek serbest kalacağı söylendi. 23 Şubat 1995 tarihinde, Hanife Yıldız avukatı ve yeğeni ile birlikte tek çocuğu Murat'ı İzmir Bornova Özkanlar Asayiş Şubesinde Komiser Ramazan Kaya ile polis memuru Tahir Şerbetçi'ye teslim etti. Murat'tan bir daha haber alınamadı. Polis, silahı bulmak için Murat'ı İstanbul'a götürürken feribottan atlayıp yüzerek kaçtığını söyledi" dedi.

'Tanık olmamasına rağmen polislerin beyanı esas alındı'

5 yıl süren yargılamada Gebze 2. Asliye Mahkemesinin, Murat Yıldız'ın feribottan atladığını gören tek bir tanık olmamasına rağmen sanık polislerin beyanını esas alarak polislere yalnızca "Görevi ihmal" suçundan günümüz parasıyla 1 lira 18 kuruş para cezası verildiğini belirten Nur, "İHD avukatı Gülseren Yoleri 2015 Ocak ayında Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'na Murat Yıldız'ın akıbetinin açığa çıkartılması için tekrar suç duyurusunda bulundu. Toplumsal hafızamızda yer etsin diye bir kez daha hatırlatıyoruz; Murat Yıldız'ın kaybedilmesinden İzmir Bornova Özkanlar Asayiş Şubesi'nde görevli Komiser Ramazan Kaya ve polis memurları Şahismail Öztürk ile Tahir Şerbetçi sorumludur. Murat Yıldız'ın kaybedilmesinden; Dönemin İzmir Emniyet Müdürü Kemal Yazıcıoğlu, İzmir Valisi Kutlu Aktaş, Bornova Kaymakamı Yüksel Ayhan, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Başbakan Tansu Çiller, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel sorumludur" şeklinde belirtti.
Nur, Murat Yıldız'ın akıbeti açığa çıkartılıncaya kadar mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

(sg/ck)