Hüda Kaya: Ötekilerin sesi olacağım
11:47
Dilan Karamanoğlu /JINHA
İSTANBUL - HDP İstanbul 1'inci bölgeden aday olan Hüda Kaya, ötekilerin sesi olmaya aday olduğunu belirtti. Hüda, milletvekili seçildiği takdirde bütün farklılıklar, halklar, diller, dinler için mücadele edeceğini belirterek, "Tüm kalbimle halkaların barışı için çalışacağım" dedi.
"Küçüklükten beri hayata hep öteki olarak baktım" diyen Hüda Kaya, ötekilerin sesi olmaya aday. HDP İstanbul 1'inci bölgeden adaylığı açıklanan Hüda Kaya 28 Şubat'ın mağduriyetlerini, başörtüsünün Türkiye'deki ağırlığını en şiddetli şekilde yaşayan kadınlardan. Gençlik yıllarından itibaren aktif bir mücadele içerisinde yer alan Hüda, sadece haklar ve özgürlükler değil aynı zamanda yaşamın her alanında mücadeleci bir kişiliğe sahip. Yaşamı, siyasi geçmişi ve mücadele hayatına dair konuştuğumuz Hüda Kaya, 7 Haziran'da yapılacak olan seçimlere ilişkin de açıklamalarda bulundu. İşçi bir ailenin çocuğu olarak Nişantaşı'nda doğduğunu ve küçük yaşta anne ve babasının ayrıldığını belirten Hüda, "Ben ve benden küçük iki kardeşim babamızla kaldık. Küçüklükten itibaren hep bir öteki olarak baktığımı hatırlıyorum. Çevre şartları, aile şartları, yapayalnız hissediyorsunuz kendinizi, hep öteki olarak kalıyorsunuz ve bakıyorsunuz dünyaya" dedi.
'Türkiye'de ulusalcı bir dincilik öğretiliyor'
12 Eylül darbesi öncesinde İstanbul'da ülkücü hareket içerisinde yer aldığını söyleyen Hüda, "Bunun bugün geriye dönüp tahlilini yaptığımda, Kuran'la tanıştıktan sonra İslam dünyasındaki zihniyet kirlenmesinin din adına egemenciliğin hakim olmasının, yezit zihniyetinin din diye halklara tanıtılmasını ve yüz yıllardır istisnasız hala ilahiyat okullarında bu dinin öğretiliyor olmasını fark ettim. Ben asıl problemin bu zihniyet olduğunu fark ettim. Çünkü Türkiye'de ulusalcı bir dincilik öğretiliyor" şeklinde konuştu. Hüda, gençlik yılları içerisinde kendisini din adına çalıştığını düşündüğünü ifade ederek, "Bütün dünyam Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur, tanrı Türk'ü korusun şeklindeydi ve biz o zamanlar dünyayı İstanbul'dan ibaret görüyorduk" diye belirtti.
'Devlet Kürtleri kötülüyordu'
Gençlik yıllarından sonra Iraklı bir Türkiye vatandaşı ile evlendiğini söyleyen Hüda, "Bu kişiyle 9 sene evli kaldım, 5 çocuğum oldu. Sonra ayrılmaya karar verdim. En küçük çocuğum yedi aylıktı. 5 tane çocuğumu aldım ve izimi kaybettirdim. Tabi ayrılmak istediğim kişi ailemi rahatsız etmeye başlamıştı. Tehditlerde bulunuyordu. Malatyalı bir tanıdığımız vardı onun yanına memleketine gitmeye karar verdim mahkeme gününe kadar orada kalacaktım. Giderken hep dualarla gittik. Malatya'da vahşi insanlarla karşılaşacağımızı ve mağaralarda kalacağımızı düşünüyorduk" şeklinde konuştu. Malatya'ya gidişinde Kürtlere yönelik düşünceleri için "Bu nasıl bir sistem insanlara bunu nasıl empoze ediyorlardı da biz böyle korkuyorduk" diyen Hüda, devletin Kürtleri kötüleme politikalarının insanların hayatlarına çok fazla işlendiğinin altını çizdi.
'Ne onlar bölücüydü ne biz gericiydik'
Hüda, 28 Şubat sürecinde yaşadıklarından bahsederek, "28 Şubat'a Malatya'da denk geldik. Kızlarım o sırada son senelerindeydiler. Başörtüsü özgürlüğüne yönelik, İslamcı erkeklere doğru eleştirel bir yazı yazmıştım ve devlet bunu kendi üzerine alınarak 312'inci maddeden beni tutukladı. Malatya E Tipi Cezaevinde kaldım" dedi. Devletin copunu yedikten ve hapsini gördükten sonra diğer darbe dönemindeki süreçlere maruz kalan farklı kitlelerle ortaklaştıklarını anlatan Hüda, "Bir programda darbecilerle yüz yüze geldiğimde yine olsa yine yaparız demişlerdi. Bende onlara 'sizin bu zulmünüz bizleri ezilenleri birleştirdi. Ne onlar bölücüydü ne ben gericiydim. Ama sizler o bölücüleri ve gericileri birleştirdiniz. Ezilenlerin hepsini bir araya getirdiniz' demiştim" diye belirtti.
'Kızlarımla 7 ay cezaevinde kaldık idamla yargılandık'
Kızlarıyla birlikte aynı dönemde tutuklanarak cezaevinde kaldığını anlatan Hüda, "O dönemde 500'den fazla kişiyi gözaltına aldılar. Kızlarım İmam Hatip Lisesi'nde okuyordu onları liseden beni de kaldığım yerden gözaltına aldılar ve yeni çıktığım Malatya E Tipi cezaevine tekrar ve bu sefer kızlarımla birlikte girmek zorunda kaldım. Okudukları bir dua ve bir şiirdi ama yine 312'den dava açıldı. Yedi ay kadar beraber kaldık idam talebiyle yargılandık. Yıllar böyle geçti Yargıtay'da dosyalarımız birikmeye başladı. 2004'ün sonuna kadar hapis dönemleriyle uğraştık" diye kaydetti.
'AKP umutlarımızı teker teker yıktı'
AKP'nin iktidara gelmesiyle birlikte umutlarının yeşerdiğini söyleyen Hüda, "Yaşadığımız zulümleri başkalarının yaşamayacağını düşündük herkes için eşitlik herkes için barış olacak diye umutlanmıştık. Fakat üç dönemlik iktidar boyunca umutlarımızın teker teker yıkıldığını ve pratiğin hiç bizim beklediğimiz şekilde yani inancımızın öngördüğü gibi olmadığını gördük" açıklamalarında bulundu.
'Sorularımın cevabını Kandil'de buldum'
İslami çevre içerisindeki duyarsızlıkların, ikilemlerin ve en önemlisi de Roboski katliamındaki tepkisizliğin kendi içinde yaşattığı sorgulamaları arttırdığını ifade eden Hüda, "Yıllarca mücadele ettiğimiz arkadaşlarımızda adalete şahitlik ve vicdanlı bir duruş göremeyince ben kendi sorularıma Kandil'de yanıt bulmak istedim. Oğlum Muhammed Cihad'la beraber Kandil'e gittim. Orada yaptığımız görüşmelerle son derece etkili olan kadınlarla yaptığımız görüşmeler olsun, KCK ile yaptığımız görüşmeler olsun yıllarca kafamda yoğunlaşan soruların cevaplarını bulmamda etkin oldu" dedi.
'Tüm ezilenlere hitap edeceğim'
Hüda, seçimlerde HDP'den milletvekili seçildiği takdirde bütün farklılıklar, halklar, diller, dinler için mücadele edeceğinin altını çizerek, "Bütün kalbimle barışla yaşamak ve bunu yaratmak için çalışacağım. Müslüman, bir kadınım, Türk'üm, ama benim hitap ettiğim kitle ne Türklerden ibaret, ne sadece Müslümanlardan. Tüm ezilenlere hitap edeceğim çünkü bende bu devlet tarafından her türlü şiddete uğradım" diye konuştu.
'Kadın katliamlarının karanlığını açmak için mücadele edeceğim'
Türkiye'de kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve katliamların yaşandığı en karanlık dönem içerisinde olunduğunu vurgulayan Hüda, "Öncelikle bir kadın olarak, kadın mücadelesi noktasında bu karanlıkların açılması eşit onurlu bir yaşam boyutuna kavuşması açısından yapılması gerekenler var" diye kaydetti. Toplumun en ezilen kesimi olan Roman halkının haklarının sağlanması için seçildiği taktirde çalışmalara başlayacağını söyleyen Hüda, "En mazluma bakarak, emekçiler askeri ücret ile yaşayanlar, çağdaş köleler, taşeron şirketlerin kölelerin inanılmaz dramları var gerçek anlamda mücadele gerekiyor" diye belirtti.
'Toplumsal barış için mücadele edeceğim'
Hüda, Mecliste siyasi yaşamının öncesinde bir Müslüman kadın olarak, kimliğiyle, kıyafetiyle, başörtüsüyle, yaşam tercihi ve tarzıyla yer edeceğini belirterek, "Benim gibi düşünmeyen, inanmayan ve giyinmeyen, bütün farklılıklar, kadınlar ve inançlar için etnik, inanç ve cinsiyet noktasında gerçek bir eşitlik ve adaletin ayrıca toplumsal barışın gerçekleşmesi için mücadele edeceğim. Bunun mecliste HDP ile gerçekleşmesi Türkiye coğrafyasında yaşayan bütün halklar adına önemli olacaktır diye düşünüyorum" açıklamalarında bulundu.
(mg)

