JİNEOLOJİ TARTIŞMALARI

Jineoloji der ki; karşıysan sistem dışına çık

04/9/2016

İlk kadın devrimi olan neolitik devrimin yeşerdiği mekanlardan son sömürgenin başkaldırısı olan feminizmin doğuşuna beşiklik eden mekânınıza en içten selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Olympe de Gouges ve Madame Rolland’ın kadın özgürlüğü için giyotine gittiği, Théroigne de Méricourt ve Claire Lacombe’ın direnişleri, Jean de Arc’ın bir halkın özgürlük savaşına komutanlık yaptığı halde Fransa devleti tarafından İngiltere’ye satıldıktan sonra cadı olarak yakıldığını unutmadık. Kürdistan Kadın Özgürlük Mücadelemizin önderlerinden Sakine Cansız ve yoldaşlarımız Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez de burada katledildi. Tam da bu nedenle konferansınız tarihsel ve güncel olarak özgürlük arayışındaki kadınları katleden bu sistemden hesap sormak anlamına geliyor. İlk ve son sömürgenin başkaldırısını modernitenin tuzakları ve kafeslerinden korumak, sağlam bir bilgi yapısını ve direniş çizgisini gerekli kılıyor. Rosa Lüksemburg’tan Sakine Cansız’a uzanan kadın özgürlük çizgisini yaşamsallaştırmak, ancak o çizgiyi yok etmeye çalışanlara karşı hesaplaşmakla olabilir. Bizleri katleden sistemi tanımlayıp alternatifler üretmedikçe, kadın ve toplum kırımı olan bu gerçekliği ortadan kaldıramayız. Paris’in göbeğinde de olsak, Şengal’in bir köyünde de, Nijerya’da ya da Brezilya’da da olsak bu gerçeklik bizi bulur. Bu kırımlar ancak bir kadın devrimi ile son bulur. Kadın devriminin dayanacağı sosyal bilim olarak jineoloji bu iddiayı taşıyor.

İnsan evrensel hakikate tutulan bir ayna mıdır?

08/6/2016

Durgun ve duru bir göl. Su öyle duru ki, kalın bir cam gibi saydam, ışığı topluyor ve içindeki tüm oluşumları ışıkla yıkayıp parlatıyor adeta. İçindeki her şey ışığın ince eliyle aydınlanıp parlıyor ve böylece her şey çok açık görünüyor, suyun dibi tüm girinti çıkıntılarıyla görünüyor. İşte ışığın aydınlatıcı görünmezi görünür kılıcı özelliği. Neden hakikat, yaşamın kaynağı ışıkta aranmış, neden bilinçli kişiler ışıkla özdeşleşmiş?

Tarihe Jineoloji ile bakmak

02/9/2015

Zamanın mekandan kopuk, yaşandığı an’la izah edildiği, bu an’ın sadece yazı, tablet, duvar kabartmaları ile bugüne taşındığı bir tarih anlayışına itirazımız var. Elbette bu birikimi önemsiyoruz. Ama biz ayrıca tarihin tıpkı zaman gibi canlı olduğuna inanıyoruz. Zaman nasıl akıyorsa tarih de tıpkı zaman gibi akıyor. Zaman nasıl bir önceki anın sonucu ve bir sonraki anın köküyse tarihin de dünden bugüne toplumsal hafızamıza işlendiğini ve genetik haritamızda bir süreklilik halinde aktığını düşünüyoruz. Tarihi sıkı belirlenmiş bir olgu olmaktan ziyade tam da yaşamımızın akışında bize yön veren bir zaman, bir mekan, bir hafıza olarak değerlendiriyoruz. Birbiri ardına düz çizgisel şekilde eklemlenmiş olaylar ve olgular yığını olan tarih anlayışının zamanın ruhuna ters olduğunu iddia ediyoruz. Eril düz-çizgisel zaman anlayışına karşı dişil döngüsel zaman diyoruz. An’da yaşamın akışına anlam katmak kadar, zamanın kaynağında bir kazıya girişerek geleceğe akmak istiyoruz. Anafatma kültlerinde, peri masallarında, Mem u Zin aşkında, dengbejlerin stranlarında, yeni yıl ritüellerinde ve daha nice gerçekte kaybolan hakikatimizi bulmayı, evren ile olan bağımızı yeniden kurmayı hedefliyoruz. Böylesi bir kazıya Jineoloji ile hep birlikte başlamamızın anlamlı ve özgür yaşama atılacak adımlardan biri olduğuna candan inanıyoruz.

Bilinen bilenin kimliğidir

02/9/2015

Bilginin tarihinde ilginç bir insan davranışı bulunur; doğrularında teredüte düşer ancak yanlışından asla şüphe duymaz. Bilginin dogma halini almasında bu davranışın rolü büyüktür. Bilgi, varlığı ve var olanı anlama, tanımlama, kimliklendirme ve karakterize etmek olduğundan, bilginin oluşum süreci aynı zamanda insanın kendini oluşturmasıdır. Algı ve zihin kapasiteleri, kültür ve yaşam güçleri ne ise ürettiği bilgi o düzeyde olur. Her hangi bir insan grubu ve toplumun bilgilerine bakarak o yapının karakter ve kimlik özelliklerini tanıyabiliriz. Bilgi insanın algı güçleridir ve bir dramadır. Yani, bir yaşantının, fikrin ve gerçeğin öyküleşme sürecidir. Yaşandıkça bilinen ve meydana gelen bilgi, insanın var oluşu tanıdığı ve kurduğu sınırdadır. Çünkü bilen doğa zihindir. Bu neden ile insan yanlışlarından şüphe duymayı ölmek kadar korku ile karşılar. Bilgisinden şüphe duymak varoluşundan, onun ifadelerinden, maddi zeminler kadar manevi geçerliliklerini inkâr etmektir. Çünkü doğruluğuna dair yeterli kanıtlar sununca bilgi değeri kazanan şey, yanlış olma şüphesini geçerliliğini kaybetme olarak görür. Bilgi kimliktir, onu bileni anlatır bu neden ile. Bilginin krizi onu tanımlamış kimliğin krizidir.

Sözün kökü ile anlam bilime

02/9/2015

Yaşam suda başladı tek hücrelilerle… Binlerce yıllık bir evrimle karada devam eder bu tekhücreli yaşam ve doğa karasal iklim buluşması ile kendisini sentezler. Her yaprakta, her çiçekte, her bitkide yeni sentezler ve yaratımlarla kendisini yeniler yaşam. Düz çizgisel olmayan zamanın döngüsel evrimi, doğada kendisini sürekli sentezler ve yeniler. Çok hücrelilere aktarır kendisini ve havada, karada, denizde, yer altında, atmosferin ve güneşin ulaşabildiği her yerde kendisini var kılar bu döngü. Ta ki; insan denilen senteze ulaşana dek bu döngü devam eder. Akışkan ve çok devinimli, her yaratımın kendi içindeki ahengi temelinde gelişen bu süreç çok fazla dişil bir karaktere benzemektedir. Kendisini yaratan ve bir sonraki yaratıma zemin sunan kadın bedeni ve doğanın aynılığı insanı hem ürpertiyor hem de hayrete düşürüyor değil mi?

Lilith’ten Şahmaran’a: Mitolojilerdeki Özgür Kadınlar

02/8/2015

Mitolojik efsaneler ya da hikayeler çoğu zaman bize gerçekleri farklı bir dille anlatırlar. Mitolojik olayları, şahsiyetleri iyi çözümlemek tarih hakkında, toplum tarihi hakkında bir çok konuyu bilmemizi sağlar. Mitolojilerin güçlü öğretici yanları vardır. Bin yıllar boyunca insanlar kendilerini mitoloji ile ifade etmişlerdir. Dilleri şiirseldir, yaşanan olaylar efsaneler ile ifade edilir. Toplum kendi yaşadıklarını efsaneleştirir. Mitolojilerin kadın ve erkek kahramanları aslında toplumun birer parçasıdırlar. Toplumsal yaşanmışlıklardır mitolojik olaya damgasını vuran.

Jineoloji ile doğru sosyolojiye adım atmak

02/8/2015

Olaylara sosyolojik yaklaşmak, sorunları sosyolojik bakış açısı ile çözmek ne anlam ifade eder? Devrimcilerin özellikle de kadın özgürlüğü için mücadele yürüten kadınların neden sosyoloji bilmesi, olayları sosyolojik ele alması gerekir? Bu soruların yanıtlarını ancak sosyolojiye yüklediğimiz anlamı açıklayabilirsek cevaplayabiliriz. Sosyoloji kavram olarak “sosyofizik” biçiminde ilk kez Auguste Comte tarafından Fransız devrimi sonrası ortaya atıldı. Aristokrasinin keyfi yönetimine karşı olduğunu söyleyen Comte, halkların devrimci mücadele ile sistemi alt-üst etmesine de karşı olduğunu söyler. Toplumsal değişimi kontrol altında tutma arayışına dayandırır sosyoloji yaklaşımını. Newton’un fizik kanunlarının her zaman her yerde geçerli olması ve uygun koşullarda sonuçlarının belli olması gibi sosyofizikte toplum için aynı rolü oynayacaktı. Gelişmeler uzmanlar tarafından denetlenerek olası devrimlerin ve keyfi yönetimin önünün alınması öngörülmüştü.

Jineolojide kadın ve politika ilişkisi

15/7/2015

Devlet işlerini yürütme ve düzenleme, bir grubun topluma dair yaptığı tüm etkinlikler ya da güç kullanımı biçiminde tarifi yapılan politika tanımlarının, kadın için bir problem alanı olduğunu belirtebiliriz. Bu tanımlamalar öncelikle iktidar merkezli tanımlamalardır ve politika sanatı tarihini devlete dayandırarak tarihsizleştirir. Devlet öncesi toplumsal tarihi yok sayması ise kadın kültür ve toplumsallığının yok sayılmasıdır. Tarihsizleştirmenin amacı ise iktidarı gizlemek, politikayı olağanüstü, özel yetenek alanı tanımlamaları ile iktidarın imalatının örtüsü olarak kullanmaktır. Devlet ve erkek aklı oligarşisini olumlayan bu tanımlamaların işlevi, politikasızlaştırmayı gerçekleştirmedir. Politika diyebiliriz ki iktidarın en fazla çarpıtmalarına uğramış, tarihsizleştirilmiş ve de politize edilmiş bir kavramdır. İktidarın politika olarak sunumu başarılı çarpıtmalardan biridir.

Jineoloji ve Etik

11/7/2015

Etik, sözcük itibariyle Antik Yunan dönemine tekabül eder. Toplumsal ilişkilerde uyulacak davranış normlarının akıl yürüterek, tartışarak geliştirilmesidir. En genel anlamıyla iyinin, iyi olanın, iyi davranışların doğasını, özünü ve kaynaklarını araştıran; insan için iyi bir yaşam ne tür bir yaşamdır, nasıl bir yaşamdır, doğru bir yaşam nasıl gerçekleştirilir sorularına yanıt arayan felsefe dalıdır.

Özgür eş yaşama dair

09/7/2015

Rêber Apo’nun yukarıdaki alıntıda geçen ‘‘yaşamın evrendeki en harika çiftinin (bilinebildiği kadarıyla) anlamlaşma derinliği’’ cümlesi kadın ve erkek insan olarak gururumuzu okşayan bir tanımlama. Bu, felsefi derinliğine ulaşılabilirse böyle. Ama yaşamın acımasız dili maalesef bambaşka trajik hikâyeler anlatıyor bize. Eski eşi, eski sevgilisi, kızı, amcasının-dayısının kızı olan kadınları bıçakla doğrayan erkekler, kadınlara tecavüz ettikten sora cesetlerini yakıp ormana atan erkekler, köyleri-kasabaları basıp kadınları köleleştirip onları 21. Yüzyılda köleleştirip satan erkekler, fuhuşa insanlığından utanmadan ‘sektör’ adını verip bundan para kazanan erkekler, ve bu erkekliğin bataklığında şekillenip bu erkekliği böyle başa böyle tarak diyerek şekillendiren kadınlar…

Jineoloji Konferansı iddialı başlıklarla sonuçlandı

22/5/2015

PAJK tarafından düzenlenen 1. Jineoloji Konferansı önemli başlıklarla sonuçlandı. Sosyal Bilimler Akademisi üyeleri Delal Avşin ve Avaşin Adar, jineolojinin iddialı çıkışlar yapacağına dikkat çekerek, bunun içinde kadınların yoğun bir mücadele sürecine girmesi gerektiğini belirtti.

Rengin Botan: Jineoloji kadının evrensel paydası (5)

19/3/2015

Eril sistemin tüm yönelimlerine karşı cinsiyet özgürlüktü paradigmayı hayata geçirmek için tüm kadınların ortak paydası" olarak nitelenen Jineoloji'nin (Kadın bilimi) evrensel önermeler içeren bir düzlemde ele alınarak tartışılması gerektiğini kaydeden PAJK Jineoloji Komitesi Üyesi Rengin Botan, "Henüz başlangıç aşamasında olan Jineoloji çalışmalarını tüm dünya kadınlarının özgürlük mücadelesini geliştirecek bir kapsam ve nitelikte başarıya ulaştırmak tarihi ve toplumsal sorumluluğumuzun gereğidir" dedi.

Jineoloji'nin dalları: Ekonomi, politika ve eğitim (4)

18/3/2015

Jineoloji'nin temel dallarında olan ekonomi, politika ve eğitimin kapitalist ideolojik kurgularının dışında ele alınması gerektiğini kaydeden PAJK Jineoloji Komitesi üyesi Dicle Amed, "Evdeki eş-baba ve efendi arasındaki ilişki kadın ekonomisini iş bölümü halinde gasp etmek ve paylaşmaktadır. Burada iki sınıf vardır, kadınlar ve erkekler. Oysa ilk devrimi yaratan kadın ekonominin gerçek sahibidir" dedi. Politikanın iktidarı olarak algılanmasının yanılgılı olduğunu ve asıl işlevinin toplumsal ilişkileri düzenlemek olduğunu belirten Dicle özgür düşünce ve özgür zihin için kadınların yanılsamaların ötesinde hakikati aramaları gerektiğini kaydetti.

Jineoloji'nin dalları: Demografya, etik-estetik ve sağlık (3)

17/3/2015

Kadın bedenini parçalara ayıran ve her parçasına bir değer biçen eril/pozitivist bilim anlayışına karşı kadın merceğinden, bilim disiplinlerinin yeniden incelenmesi gerektiğine işaret eden PAJK Jineoloji Komitesi Üyesi Zine Agiri, demografya, etik-estetik ve sağlığı ele aldı. "Hanedanlık ideolojisi" olarak tanımlanan erkek iktidarının ve bu iktidar gücünü sağlayanın çocukların çok olduğu toplumsal formlarda kadın bedenini ele geçirilmesi gereken temel mülk olarak görüldüğünü söyleyen Zine, etik-estetik ve sağlığın kapitalist modernitenin eline bırakılamayacak kadar ciddi değerler olduğunu söyledi.

Jineoloji neden kadınlar için çıkış noktası? (2)

16/3/2015

Jineoloji'nin (kadın bilimi) kadınlar için bir çıkış/yeniden yaratım noktası olabileceğini, tarihsel gerçeğin bunu ortaya koyduğunu kaydeden PAJK Koordinasyon Üyesi Rotinda Amed, "Jineoloji, kaybettirilmeye çalışılan yaşamın ve tarihin yeniden adlanması ve bilimidir. Kadının görülmeyen emeğinin ürüne dönüştürülmesi ve toprak ananın yeniden nujenleşmesidir. Jineoloji, unuttuğumuz-unutturulmaya çalışılan soruların yeniden daha radikal sorulması ve cevabın verilmesinin somut olguya ulaşmasının adı-zamanıdır" dedi.

'Kadın bilim' Jineoloji nedir / ne değildir? (1)

15/3/2015

Jineoloji (Kadın bilimi); dinamik bir tartışma ve bunun ulaşacağı sonuçlar üzerine oluşturulan disiplinlerle Kürt Kadın Hareketi'nin kadın hareketleri tarihine bırakacağı en güçlü miras olarak nitelendiriliyor. Dogmadan arınmış bilimin dinamik bir tartışma süreci istediği gerçeğinden hareketle 4 yıl önce eril/pozitivist sosyal bilim anlayışına karşı önerme olarak sunulan Jineoloji, kadın sosyal bilimi, kadın ekonomi bilimi, kadın tarihi bilimi, kadın siyaset bilimi, kadın cinselliği tarihi, kadın ve demografya vb. bilimsel dal yapılanmaları tartışmalarıyla, "Neden Jineoloji?" sorularının cevabını veriyor.