HDP adayı Aşık Sarıcakız halkın türkülerini söylüyor

09:04

Ebru Şahin-Helin Yıldırım/JINHA

ANTALYA - Yaşamı baskı ve başarılarla dolu HDP'nin Antalya Milletvekili Adayı İlkin Manya yaşamını müziğe adamış bir halk ozanı. Sarıcakız mahlasıyla türkülerini söyleyen Türkiye'deki az sayıda halk ozanından biri. Babasının Aşık olduğu için sazını kırmasına karşı Maraş katliamında yaşamını yitirenler için TMK Mağduru çocuklar için beste yapan İlkin, Gezi eylemleri sırasında da müzik platformlarında yer aldı. Alanında bir ilk olan "Halk Şiirinde Ana Sesi" adlı kadın aşıklar antolojisi yayınlayan İlkin Manya, "Ekmek Gül ve Kadın Korosu"nda türkülerini söylemeye devam ediyor.

7 Haziran seçimlerine hazırlanan HDP, farklı kimliklerden halkların, inançların ve kadınların temsil edildiği rengarenk aday profilleri oluşturdu. Antalya adayı olan İlkin Manya az sayıda kadın ozan biri.
Sarıcakız mahlası ile bilinen İlkin Manya, müzisyenlerin yakından tanıdığı bir isim. 1948 Eskişehir doğumlu İlkin'in çocukluğu Ankara'da geçti ve Konya Öğretmen Okulu'ndan mezun oldu. Babasının teşvikiyle spora başlayıp bu alanda çeşitli birincilikler kazandıktan sonra ailesi istememesine rağmen müziğe yöneldi ve başarılarla dolu hayat hikayesini yazmaya başladı. Ancak Maraş olaylarını protesto ettiği için, öğretmenlikten atıldı ve 5 sene siyasi ilticacı olarak yurtdışında kaldı. Tekrar öğretmenliğe başlamasından yıllar sonra çıktığı bir televizyon programında taş atan çocuklar için yazdığı ve besteliği şiirinden dolayı hakkında hala devem eden bir dava açıldı.

'Sahneye ilk defa çıktığımda birinci olup indim'

Eskişehirli 5 çocuklu bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya gelen İlkin Manya, ortaokulu okuduktan sonra eğitim hayatına Kız Enstitüsüyle devam etti. İlkin başarılı ve ilginç hikayesini şöyle anlattı: "Babam atletizm hakemi olduğu için onun teşvikiyle atletizme başladım. 2 bin metrede 1. olmuştum o dönem. Aynı yıl TRT'de ilk çocuk korosu olan Koro Akapella çalışmalarında kadrolu olarak çalıştım. Son sınıftayken başarılarımdan dolayı öğretmenlerim beni Öğretmenler Okulu'na seçmişlerdi. Konya Kız Öğretmen Okulu'na başladım. Atletizm ve okul korosu çalışmalarına başladım. Denge dalında 3 sene 1. oldum. Okulu bitirince Ankara'da bir köyde öğretmenliğe başladım. Aklım Konya'da yapılan Geleneksel Aşık Festivalleri'nde kalmıştı. Öğretmen olduğum 1971 yılında Aşıklar Bayramı'na gidip izleyeyim dedim. Orada beni tanıyan arkadaşlarım vardı çalmamı istediler bende sahneye çıktım ve o gece türkü dalında 1. olarak sahneden indim. Herkese mahlası sorulurdu benim daha mahlasım yoktu. Ben lisedeyken Karacaoğlan'ı çok severdim. Edebiyat öğretmenim onun sevdiği kızının adı Karacakız sende sarısın, Sarıcakız'sın demişti. Birdenbire aklıma o geldi mahlasımı sorduklarında birden Sarıcakız dedim. 65 yaşındayım ve hala bu mahlası kullanıyorum" sözleriyle açıkladı.

'Babam Aşık olunca sazımı kırdı'

Evde bulunan sazın babası tarafından kendisine yasaklandığını belirten İlkin, "Babam, eline alıp çalar sonra duvara asardı benim çalmamı yasaklamıştı. Radyoda yurttan sesler programı olurdu. Aşık Dursun, Hüseyin Çırakman gibi bir çok aşığa çocukluğumdan beri ilgiliydim. Okula gelirdim sazı elime alır çalar söylerdim. Sazı mandolin bildiğim ve elim yatkın oldu için kendi kendime çalarak öğrendim. Ben Aşık olunca babam sevdiğim kişiyle evlenmeme de izin vermedi bende gidip hem Aşık oldum hem de bir Aşık'la evlendim. Ben 22 yaşındaydım o ise 42. Babam bizim evlendiğimizi gazetelerden öğrendi ve evdeki sazımı kırmıştı." dedi.

1980 öncesinde birkaç kaset ve plak çalışmaları bulunan Aşık Sarıcakız'ın 1938 yılında gazeteci-yazar Tahir Kutsi Makar'ın da desteğiyle alanında bir ilk olan "Halk Şiirinde Ana Sesi" adlı kadın aşıklar antolojisi yayınlandı. 1983 senesinde Müzik-San Vakfı tarafından yılın ozanı ödülünü aldı. 2004'te ise Aysun Çobanoğlu "Aşık Sarıcakız" adlı kitabı Ürün yayınlarından çıktı.

Meslekten atılma, siyasi ilticalık ve süren davalar

Öğretmenlikten atılmasını anlatan İlkin; "12 Eylül'de öğretmenken atıldım yargılandım, 5 sene siyasi iltica yaptım, yurtdışında kaldım. Suçum ise Maraş olaylarını boykot etmekti. Ben atıldım ama o olayları çıkaranlar elini kolunu sallaya sallaya dolaşıyor. TMK mağduru çocuklarla ilgili şiir yazmıştım ve bunuda katıldığım bir televizyon programında söyledim sonra hakkımda dava açıldı. Davam hala sürüyor. Avrupa'dan döndükten sonra mesleğe geri alınmıştım 'Nerede çalışmak istersiniz' dediler Van'ı istedim. Viyana'dan kalkıp Van'a gittim. Orada öğretmenlik yaptım. Van'da ve Barış Meclisi'nde çalıştığım için 1 buçuk yıla yakın 'Barış Meclisi' radyo programını sundum. Benim için okul oldu o radyo programı. İnsanlarla tanışmam, mağdurlarla görüşmem, konuklarımın anlattıkları çok önemliydi ve benim için okul gibi oldu. Zaten senelerdir kimliğinden dolayı horlanan, fakirliğinden dolayı ezilenler her zaman canımı çok acıttı" diye belirtti.

'Ekmek Gül ve Kadın Korosu'nu kurduk'

Gezi eylemleri döneminde bir arkadaşıyla beraber, Barışın Kadın Koro'sunu kurduklarını ve koronun İstanbul'da çalışmalarının hala devam ettiğini söyleyen İlkin, koronun bir benzerini Antalya'ya gelince kurduklarını da ekledi. ''İstanbul'da Emep'li kadınlar ve cemevlerindeki kadınlarında kurduğumuz koromuzla televizyon programlarına, gecelere katıldık. Gezi eylemlerinde türkülerimizi söyledik çevreden eşlik ettiler. Yeşilpınar'da mahallerde platformlar oluşturduk, oralarda da söyledik. İstanbul'dan buraya gelince Antalya'da da kurduk. Koromuzun adı önce Barışın Gülleri'ydi ama ben bu ismi sevmedim ve arkadaşlarında fikirlerini alarak adını 'Ekmek Gül ve Kadın Korosu' olarak değiştirdik. Bu seneki 8 Mart'ta tek başıma da performans yaptım. Bu etkinliklerde yer alırken bana HDP'den teklif geldi. Yıllardır verilen sözlerin tutulmadığını atılması gereken adımların atılmadığını gördüm. İşten atılmış mahkemelerde sürünmüş biri olarak bana layık görülen bu görev için almam gereken sorumlulukların hepsini üstlenerek seve seve kabul ettim. Devletin farklı kimlikli ve devrimci insanlara uyguladığı haksızlıklara karşı mücadele edecek tek parti HDP. Osmanlı döneminden beri bir kişiye kul olup, itaat etmeye alışan bu ülkede zihniyet hala hala devam ediyor. İşte bizde bu zihniyete karşıyız" diyerek mücadelesini HDP'de vereceğini söyledi.

'Herkes bu ülkede insan hakları ihlallerinin yaşandığını, bir gün anlayacak'

İlkin, "Şu 10 yılda 3-4 tane eğitim bakanı değişti her gelen kendine göre politikaları da değiştirdi. Çocuklar kobay olarak kullanılıyor verimli bir eğitim sistemi yok ortada. Çocuklara ana diliyle eğitim yapma hakkı sağlanabilmeli. Karadenizli bir çocuk Lazca, Kürt çocuk Kürtçe öğrenebilmeli. Bu imkanı sağlayabilecek tek parti de olan, yeni Türkiye'de oluşan renkli fotoğrafta almak istediğim için HDP'deyim." dedi. Antalya'da ve yurt genelinde oy potansiyelimizin artacağını düşünüyorum. Geçen seçimlerde bizi desteklemeyenler de destekleyeceklerini söylediler. Ankara'ya gittik geldik herkesin yüzü gülüyordu ve umutluydular. Herkes belki HDP'li olmayacak ama herkes bu ülkede insan hakları ihlallerinin yaşandığını, bir gün anlayacak. Gün geçmiyor ülkenin herhangi bir yerinde toplu mezarlar çıkmasın. Bizler sadece Türkleri ya da sadece Ezidileri veya Kürtleri düşünemeyiz hepsini beraber düşünmeliyiz. İnsanlarım için, partim için elimden ne geliyorsa yapmak üzere buradayım. HDP güzel günleri görecektir" diye konuştu.

(gc)