'Nasıl bir yaşam istediğimizi seçeceğiz'

09:06

Eylem Daş-Dilan Karamanoğlu/JINHA

İSTANBUL- HDP İstanbul 3'üncü bölge adayı çevirmen-yazar Ayşe Berktay, "Kadınlar olarak biz bu toplumda, bu örgütlerde, partilerde, işte, okulda, her yerde, yaşamın her alanında eşit söz sahibi olmak, eşit irade sahibi olmak, ön açıcı olmak için ne yapmamız gerekiyorsa onu yapabilmek için imkânlar yaratacağız" vurgusu yaparak tüm kadınların da bu mücadelede yerini alması gerektiğini söyledi.

HDP İstanbul 3'üncü bölge adayı çevirmen-yazar Ayşe Berktay, 3. Bölgenin İstanbul'un nüfusunun en kalabalık bölgesi olduğunu söyleyerek önlerinde zorlu bir çalışma olduğunu vurguladı. HDP'nin politikalarının kadın politikaları üzerine kurulduğunu dile getiren Ayşe, "HDP kadın partisidir derken sadece kadınların üye olduğu bir parti algısından bahsetmiyoruz. Kadın erkek meselesini sadece biyolojik olarak kadın ya da erkek diye nitelendirmiyoruz. Kadın meselesi demek demokrasi meselesi demektir. Eşitlik meselesi demektir. Tahakküme iktidarcılığa karşı çıkmak demektir. Onun için kadın partisi olması bütün bunlara karşı olması demek. AKP, kadınları eşitliğe toplumsallığa, paylaşmaya dair değerler dediğimiz her şeyi kırıma uğratıyor" sözlerine yer verdi.

'Hiç kimse yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm edilemez'

Ayşe, "Biz uygulanan tüm politikalara karşı mücadele verirken de kadın politikası yapmış oluyoruz. Kadınlar kırıma uğratılıyor ve anormal bir yoksullaşmayla birlikte yaşamaya mecbur bırakılıyorlar" diyerek AKP iktidarı boyunca kadınlara verilen sosyal yardımların lütuf ve sadaka gibi verildiğine dikkat çekti. HDP olarak verilen sosyal yardımların hak olarak görüldüğüne işaret eden Ayşe, bütün yurttaşların bu ülkede insan gibi yaşama hakkı olduğunun altını çizerek kimsenin yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm edilemeyeceğini belirtti. Toplumun refahını sağlamanın devletin görevi olduğunu kaydeden Ayşe, "Biz, bunları asgari yaşam koşullarını sağlayacak şekilde gelir sahibi olmaya her yurttaşın ve her kadının da eşit bir yurttaş olarak hakkı olduğunu düşünüyoruz. Bunu da sosyal bir hak olarak sağlayacağız" sözlerine yer verdi.

'Öz savunma demek hayatın her alanına katılabilmek demektir'

Kadınların ve aslında bütün toplumun, ihtiyaç duydukları her türlü öz örgütlenmeyi gerçekleştirebilmenin koşullarının olması gerektiğini düşündüklerini dile getiren Ayşe, bunun yasalarla engellenmemesi gerektiğine vurgu yaparak "Eğer, kadınlar cinayetlerle, kırımlarla karşı karşıyaysa öz savunma için örgütlenebilmeli. Kadınlar, bunu başka isimler altında yasalaştırmaya, legalleştirmeye ihtiyaç duymamalılar. Öz savunma bir haktır bunu yapabilmeliler. Öz savunma demek, gür ve eşit bir şekilde toplumun, hayatın bütün alanlarına katılabilmeleri demek" şeklinde konuştu.

"HDP olarak bunları sağlamayı istiyoruz ve bunları tartışmak istiyoruz" diyen Ayşe, bunu da kadınlarla birlikte tartışıp onlarla birlikte yapmak istediklerini kaydetti. Ayşe, tüm kadınların da bu mücadelede yerini alması gerektiğini belirterek, "Kadınlar olarak biz bu toplumda bu örgütlerde, partilerde, işte, okulda, her yerde, yaşamın her alanında eşit söz sahibi olmak, eşit irade sahibi olmak, ön açıcı olmak için ne yapmamız gerekiyorsa onu yapabilmek için imkânları yaratacağız" dedi.

'Kadınlar üretimin bir parçası'

Kadınların ekonomi içerisinde üretici pozisyonda olduğunu dile getiren Ayşe, "Erkeğin ücretli bir yerde çalışıp evine para getirmesi dahilinde sanki kadın üretmiyormuş gibi oluyor. Orada yapılan üretim evde yapılmıyormuş gibi görülüyor. Halbuki kadın bütün kısıtlı imkanlarla yaşamı örgütlüyor. Biz üretimi kadının da dahil olduğu, orayı da yansıtabildiği, ekonomide de eşit söz sahibi olduğu bir hale getirmek istiyoruz" diye konuştu.

Ayşe, kadınlar için yapmayı öngördükleri çok şey olduğunu vurgulayarak, "Bunların içinde kadınların yaşam koşullarını bir hak olarak iyileştirmek, kadınların yaşamlarının güvenli bir hale gelmesini sağlamak. Ölüm korkusu, baskı korkusu, işkence korkusu, taciz, tecavüz korkusu olmadan yaşamanın olanaklarını sağlamak istiyoruz. Bu hem yasalar düzeyinde hem de örgütlenme düzeyindedir. Hem de bunun fiziksel olarak imkanlarını yaratma düzeyindedir" dedi. Müzakere sürecine de değinen Ayşe, "Bu konuda kadınların barışta ve çözüm sürecinde eşit söz sahibi olması ve eşit rol alması gerektiğini düşünüyoruz" diyerek, bu doğrultuda örgütlenme çalışmalarında olduklarını kaydetti.

'Nasıl bir yaşam istediğimizi seçeceğiz'

Haziran ayında yapılacak seçimlerin diğer seçimlerden farklı olduğuna değinen Ayşe, "Bu her hangi bir seçim dönemi değil, seçim kampanyası değil, biz burada hep birlikte nasıl bir yaşam istediğimize dair ağırlığımızı koymaya gidiyoruz. Biz önümüze çıkarılan iç güvenlik paketi ile başkanlık sistemi tartışmalarıyla ve giderek diktatörleşmeye ve insanları giderek yoksullaştırmaya doğru giden bir düzendeyiz ve kriz kapıda" diye belirtti.

Milletvekili seçimleriyle sadece dört sene değil, uzun bir dönem için oy kullanılacağının altını çizen Ayşe, "Nasıl bir yaşam istediğimize dair bir seçim yapacağız. Kadın arkadaşlarımızın burada hakikaten özgürlükten eşitlikten, adaletten yana bir ağırlık koymasını yaşamlarımız üzerinde kendimizin söz sahibi olmasından ve artık kadınların meclise ve sadece meclise değil yaşamın her alanına girmesi doğrultusunda çalışmaya çağırıyorum. Bu katılmalara çağırmaya güç vermeye çağırıyorum. Bizim sloganımız bizler meclise kadınlar meclisedir bunu söylüyoruz" açıklamalarında bulundu.

(gc)