Edibe Şahin: Dêrsim'in doğasını talan edemeyecekler

09:16

Zehra Doğan/JINHA

AMED - HDP Dêrsim milletvekili adayı Edibe Şahin, ekolojik dokuyu yok eden HES ve maden ocaklarıyla sürdürülen talan kültürüne karşı, "Suyumuza ve toprağımıza sahip çıkmalıyız. Yaylalarımızı bile elimizden aldılar. Doğanın GDO'suyla oynamak isteniyor. Doğayı en iyi tanıyan kadınlar olarak buna karşı çıkmalıyız" dedi.

Eski Dêrsim Belediye Başkanı Edibe Şahin, HDP'den aday olarak Dêrsimdeki baraj, maden ve yaylalara dönük talan kültürünü meşrulaştıran yasalar çıkaran Meclis'te antidemokratik yasalara karşı durarak mücadelesini talan kültürünün kaynağının çıkış noktasında sürdürmeye hazırlanıyor. Dönemin en ağır koşullarına tabi tutulan, 12 Eylül dönemini cezaevlerinde geçiren, tüm baskı ve işkencelere maruz kalmasına karşın örgütlü mücadeleden vazgeçmeyen Edibe Şahin ile Dêrsim ve kente yönelik sömürü politikalarına dair konuştuk. İlk mücadele yıllarında güçlü bir bilinç ve köklere dair bağlılıktan ziyade sosyalsizimden etkilenen yoğun bir duygunun kendisinde hakim olduğunu söyleyen Edibe, "O günden bu yana Kürt kadınların özgürlük mücadelesine katkıları ve bıraktığı miras sayesinde devrimci kadınlar olarak bu günlere geldi" dedi.

'Beyannamede Dêrsim'in yaşam modelini görebiliriz'

"Dêrsim'de iki dönemdir yerel yönetime kadınlar başkanlık ediyor" diyen Edibe, dolayısıyla kentte zaten kadın odaklı bir yerel yönetimin hakim olduğundan dolayı HDP'nin kadın özgürlüklü yaşam modeline en çok uyan kentlerden birinin de Dêrsim olduğunu söyledi. Edibe, "Alevi inancında da ekolojik bakış açısı, toplumun kadına biçtiği öncülük modeli zaten söz konusu. Bu aşamada özgürlük mücadelesi öncülerinden Sakine Cansız'ın Dêrsimli olması bizim için bir mirastır. Bu anlamda Dêrsim'de kadın odaklı bir yaşam zaten sürdürülüyor. Kadın beyannamesinde Dêrsim'deki yaşamın esas alındığını görebiliriz" ifadelerinde bulundu.

'Alevilerin yaşam felsefesi HDP'yle aynı yerde duruyor'

Dêrsimin inanç ve sosyal yaşamın bir birine bağlantılı olduğunu ifade eden Edibe, "Bizim Cemevlerimizde kadınlı erkekli ve çocuklu hep beraber tek yürek olup cem tutarı. Burası sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda meclis görevi görüyor. Kadınlar yaşadıkları sorunları cemevinde açık bir şekilde tartışmaya yatırır ve bunun çözümü için toplumla dayanışma içerisine girer. Çocuklar ve erkeler de aynı sorunları tartışmaya sunar. Dolayısıyla böylesi bir yapı içinde şiddet ve yalnızlık hissi pek yaşanmaz. İnsanlar birbirine bağlıdır. Bunun yanı sıra Alevilerde emeğe saygı vardır. Bu yüzden çoban olan Munzur baba bizim için kutsaldır. Bizim kadın ziyaretlerimiz de var, Ana Fatma bizim kadın ziyaretimizdir" diyerek HDP'nin yeni yaşam projesinin tam da bunları insanlığa kazandıran bir noktada olduğunu kaydetti. Edibe, HDP'nin kaybettirilen insanlık değerlerini yeniden kazanmak adına mücadele ettiğini söyledi. Dêrsimde doğadan ne istediğini bilen bir anlayış hakim. Bu anlamda doğayı talan etme anlayışı yok. Sadece ihtiyacı olanı doğadan alan Dêrsimliler'in talan kültürüyle kendi ekonomisini sağlayan bir anlayış söz konusu olamaz. Tarihe baktığımızda çobana büyük değer atfetmiş, nehirleri kutsal kılmış bu halkın zaten HDP'nin beyannamesinde yer alan tüm maddeleri içinde barındırdığını görebiliyoruz" şeklinde konuştu.

'Kadınların artık erkeklerden hiçbir beklentisi yok'

Kadınların doğayla bütünlüklü özgürlüğü sağlamak adına mücadele etmesi gerektiğini söyleyen Edibe, "Önemli olan tekrar ekolojik yaşama uygun bir yaşama yüzümüzü dönmek. Kobanê direnişiyle beraber umudumuz daha çok arttı. Kadınlar kendini artık daha rahat bir şekilde ifade ediyor ve kadına dair politikaları kendisi yapmak istiyor. Artık erkekten hiçbir beklentisi olmayan güçlü kadınlar çoğaldı. Doğal olarak bu başarı Meclis'in rengini değiştirecek" dedi.

'Yaylalarımızı bile elimizden aldılar'

Baraj, mermer, maden ve su projeleriyle hükümetin Dêrsim'in doğasını gasp ettiğini söyleyen Edibe, "Suyumuza ve toprağımıza sahip çıkmalıyız. Yaylalarımızı bile elimizden aldılar. Bizim topraklara şu ana kadar hiçbir yabancı madde girmedi. Doğanın GDO'suyla oynamak isteniyor. Doğayı en iyi tanıyan kadınlar olarak buna karşı çıkmalıyız. Ekolojik dengeyi bozmadan kooperatifçilik yaparak ortak üretimden ortak gelir sağlayabiliriz. Aracısı tefecisiyle uğraşmadan ürünleri tüketicilere ulaştırabiliriz. HES'lere karşı çıkarak kendi suyumuza sahip çıkmalıyız. Baraj projeleriyle bizim suyumuzu elimizden alıp yine bize satmaya çalışıyorlar, bunlara karşı çıkmalıyız" şeklinde konuştu.

'1938 hala inkar ediliyor'

Dêrsim'in Cumhuriyet tarihinin en son soykırımının yaşandığı bir kent olduğuna dikkat çeken Edibe, hükümetin soykırımı hala kabul etmediğini söyledi. Edibe, "Hala travma ve acı çok yeni. Geçtiğimiz günler Hozat'ta yeraltından toplu mezardan kemikler çıkarıldı. Bu anlamda ilk defa uluslar arası sözleşmelere uygun bir yaklaşım sergilendi ve kemikler adli tıpa gönderildi. Bu bizim için büyük bir önem taşıyor. Bu belgeyle soykırımın en büyük belgesini reddedenlere karşı belge olarak gösterebiliriz" dedi. Edibe toplu mezardan çürümüş bir kıyafetin içinde ayna, mühür ve boncuk çıktığını belirterek, "Bu beni çok etkiledi. Katledilenler herkese mesaj veriyordu. Katledilenler, 'işte ayna, işte mühür geçmişinizle yüzleşin' diyorlardı adeta" dedi.

'Geçmişle yüzleşmeliyiz'

Edibe son olarak soykırımın kadın bedeni üzerinden hala devam ettiğinin altını çizerek, "Hakikatle yüzleşmedikçe yeraltından kemikler fışkırmaya devam edecek. Bu anlamda tarihte ne varsa yüzleşmeli. Bir hakikat komisyonu oluşturulmalı ve bunun içinde kadınlar yer almalı. Bunlarla yüzleşmedikçe hastalıklı bir toplum olmaya devam ederiz. Toplum olarak da hakikatle yüzleşmeli ve atalarımızın geçmişte yaptığı hatalardan dolayı özür dilemeyi bilmeliyiz. Bunu en doğru şekilde Ermeni soykırımına ilişkin yapabiliriz" diye konuştu.

(fk)