Feleknaz Uca: Meclis'te Kürtçe'yi öğreteceğiz
08:41
Zehra Doğan-Şeyma Güzel/JINHA
AMED - HDP'nin Meclis'e girmesiyle beraber Êzidî kimliğiyle AP'nin ardından Meclis'e de bir ilki yaşatacak olan Feleknas Uca, "Meclis'in büyük bir çoğunluğu kaba kuvvetle siyaset yapıyor. Böylesi bir düzeye sahip Meclis'te siyaset zor ama bunu katledilen ve zorla göç ettirilen insanların hesabını sormak için yapmak zorundayız. Meclis'teki birçok kaba siyasetçilere kibarlığı, insan haklarına karşı saygılı davranmayı, konuştuğu dili güzle konuşmayı ve Kürtçeyi öğreteceğiz. Kısacası onlara insanlığı öğreteceğiz" diye konuştu.
"Yeni Yaşam" diyerek çözüm getirme hedefiyle yola çıkan HDP'nin "Biz'ler Meclis'e" sloganıyla listesinde yer verdiği farklılıklar, Türkiye'nin tüm ötekileştirilenleri ve ezilenlerini bir çatı altında birleştirdi. Eşit temsiliyetle Türkiye'ye ve dünyaya ilkleri yaşatacak HDP'in Meclis'e girmesiyle beraber Avrupa Parlamentosu'nun (AP) ilk Êzidî parlamenteri Feleknas Uca, aynı zamanda Meclis'in ilk AP ve Êzidî inancından gelen parlamenteri olacak. Henüz 22 yaşındayken 1999 yılında Demokratik Sosyalizm Partisi'nden AP'ye seçilen Feleknas ile Êzidî inancından bir Kürt kadın olarak Almanya'yı temsil ettiği Avrupa Parlamentosu yıllarını, Avrupa ve Türkiye siyaseti üzerine konuştuk.
'Birden kendimi devasa AP binasının içinde buldum'
Neredeyse çocuk yaşlarda Almanya'yı temsil etmek üzere AP'ye seçildiği sırada görevinin ilk günlerinde yaşadığı şaşkınlığı anlatan Feleknaz, "Ayağımda spor ayakkabılar vardı. Oldukça rahat giyinmiştim. Parlamento binasını kafamda tasavvur edememiştim. Birden kendimi her tarafı büyük camlarla verili devasa bir binanın içinde buluverdim. Binanın içinde öylece kalakalmıştım. Yaşları benden oldukça büyük ve çoğunluğu erkek olan meslektaşlarımın arasında çocuk gibi duruyordum. Bir süre sonra bir grup parlamenter yanıma gelip, 'burada farklı siyasi patilerden olabiliriz, fakat her türlü konuda sana yardımcı olabiliriz' dediler. Onlarla çalışmak çok güzeldi çünkü farklı görüşlerden olmamıza rağmen, birbirine oldukça kibar yaklaşıyorduk" dedi.
'AP'de kara gözlü Êzidî bir kadındım'
"Tüm Avrupa'da ilgiyle karşılanmıştım. Çünkü tamamı sarışın olan Alman halkını temsil eden siyah saçlı kara gözlü bir parlamenterdim" diyen Feleknas, Türkiye ve dünya basınının kendisi için "Türk" diye tanıttığını ve buna ilişkin basın açıklamasında bulunarak, "Ben bölünmüş Kürdistan'ın Kürt kızıyım, Türk değilim" diye açıklamada bulunduğunu kaydetti. Feleknas, "Açıklamanın ardından Türk basını hakkımda, 'Terörist Avrupa Parlamentosu'nda' şeklinde karalama haberler yaptı" ifadesinde bulundu. Parlamentodaki ilk konuşmasının Kocaeli depreminde basında yer alan askerlerin sivil halka yönelik umursamazlığı ve Avrupa'dan gönderilen yardımların mağdur halka ulaştırılmaması üzerine olduğunu söyleyen Feleknas, konuşmasının ardından kendisine ilişkin karalamaların arttığını kaydetti.
'İlk işim Dêrsîm 38'i duyurmak oldu'
"AP'de Kürt sorunun konuşan ilk kişiyim. Bu fırsatı iyi değerlendirdim" diyen Feleknas ilk pratiğinin ise Dêrsîm 1938 katliamını tüm dünyaya duyurmak adına tüm parlamenterlerin katılımıyla düzenlediği Dêrsîm 38 Konferansı olduğunu söyledi. Feleknas, "Konferansın yapılacağının duyurulmasıyla Türkler tarafından tehdit mesajları almaya başladım. Konferansın olmaması için Türkiye Dışişleri Bakanlığı AP'yle görüşerek engel yaratmak istedi fakat bu yaklaşımları kınandı ve kabul edilmedi. Ardından beni ölümle tehdit etmeler daha da arttı. AP'nin bana yaklaşımı beni çok onurlandırmıştı. Benim için koruma kararı çıkarmışlardı ve konferansın gerçekleştiği gün iki kat daha yoğun bir koruma grubuyla konferansı gerçekleştirdik. Bu anlamda dönemin Türkiye yönetimi tarafından bana karşı büyük bir nefret duyulmuştu" dedi. Her projesinde parlamentonun desteğini gördüğünü belirten Feleknas, Fidan Doğan ile birlikte PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit uygulamalarının kaldırılması ve AP grubunun Öcalan ile görüşme talebimizin kabul edilmesi için imza kampanyası başlattıklarını ifade ederek ardından birçok kampanyayla projelerine devam ettiğini söyledi. Feleknas, "Bunlardan biri de dört parçaya bölünmemizdi. Bunu parlamentoya taşıdım. Gücüm yettiğince Mahmurluların, Cumartesi Anneleri ve Barış Anneleri'nin sesi olmaya çalıştım" diye konuştu.
'Türkiye hükümeti tarafının bana dönük ciddi bir nefret vardı'
Feleknas AP ve dönemin Türkiye hükümet yetkilileri ile yaşadıklarını şöyle anlattı: "2003 yılında Antalya'da Avrupa Birliği ve Türkiye arasında gerçekleşen Karma Komisyon toplantısında olduğum bir sırada MHP'li bir vekil yanıma gelerek, 'Sen bizim kızımızsın, biz seni Kürtlerden daha çok seviyoruz. Gel buraya ailenle beraber Türkiye'nin en güzel yerinde sana bir ev ayarlayalım ve istediğin en iyi heykeltıraşlardan senin gümüş heykelini yaptıralım' dedi. O anı hiç unutmam Türkçem çok azdı fakat o an kendimi iyi ifade ettim ve ona, 'Beni kimse satın alamaz, ölülerin heykeli dikilir fakat ben hala yaşıyorum ve mücadeleme devam ediyorum. Bu ülkede ise en eşsiz yer benim köyümdür, bir gün muhakkak döneceğim ve topraklarımda en güzel günleri yaşayacağım' dedim. Yanımda bulunan parlamenter arkadaşlarım beni tebrik etmişti bu konuşmamdan dolayı. Bana karşı ciddi bir nefret vardı, dönemin Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit ile AP'de bir toplantıdaydık. Ben de tam onun karşında oturmuştum. İki saat boyunca yaptığımız toplantıda bir kez dahi bana bakmamıştı, gözlerini benden kaçırıyordu. Türkiye hükümeti tarafından yaşadığım en ilginç yaklaşım ise Êzidîleri inkar etmeleriydi. Dönemin dışişleri bakanı İsmail Cem'in bir danışmanı toplantımıza katılmıştı ve elinde birkaç haritayla yaklaşarak bana 'Sen Türksün ve zaten Êzidîlik diye bir şey de yok. Dün geceden bu yana araştırıyorum Êzidiler Afrika'da yaşayan bir çeşit kabile. Bak bu haritaya burası da Türkiye burada yaşayan tüm halk Türk' demişti. Ben de ona, 'Afrikalılar siyahi olur fakat gördüğünüz üzere benim tenim beyaz. Aynı şekilde ailem de böyle. Ve ben sizin Türk devleti değdiğiniz yerin yarısını oluşturacak şekilde yer alan Kürdistan'ın tam ortasından geldim' demiştim. O da ensesini kaşıya kaşıya geri gitmek zorunda kalmıştı."
'Meclis'e Kürtçeyi öğreteceğiz'
AP'de karşıt görüşlere karşı saygılı bir tutumun söz konusu olduğunu ifade eden Feleknas, Meclis'e girerse eğer en çok zorlanacağı durumlardan birinin de her söze karşı şiddetle cevap veren karşıt görüşlerle kuracağı diyalogun olduğunu söyledi. Feleknas, "Meclis'teki birçok kaba siyasetçilere kibarlığı, insan haklarına karşı saygılı davranmayı, konuştuğu dili güzle konuşmayı, Kürtçeyi öğreteceğiz. Kısacası onlara insanlığı öğreteceğiz" diye konuştu. Feleknas son olarak, "Böylesi bir düzeye sahip Meclis'te mücadele etmek zor ama bunu yapmak zorundayız. Katledilen, göç ettirilen sayısız işkenceden geçirilen halkımızın hesabını sormak, halkın eline silah almaya zorlayan yasaları değiştirmek, taciz, tecavüz ve kadın katliamlarına karşı politika geliştirmek boynumuzun borcudur. Biz elit bir vekil tabakası olarak değil, halka borçlu ve sorumluluğumuzu yerine getirmek zorunda kalan birer halk temsilcisi olarak Meclis'e gireceğiz" dedi.
(fk)
