Zîne Agîrî: Kadın eksenli siyaset ve etnik zenginlik demokratikleşmede önemli rol oynayacak

09:11

Dicle ARYA/JİNHA

BEHDİNAN - Ulus devlet yapılanmasının tekçi zihniyetinden kaynaklı kültürel kimlikler, inançlar, renkler ve bununla birlikte kadın kimliğinin yok sayıldığı Türkiye'de, bütün devlet odaklı partilerin resmi ideolojinin dışında siyaset üretemediğini belirten PAJK Jineoloji Komitesi Üyesi Zîne Agîrî, HDP çatısı altında gerçekleşen kadın eksenli siyaset ve etnik zenginliğin demokratikleşmede önemli rol oynayacağın söyledi.

Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da gerçekleşecek olan 7 Haziran seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) çatısı altında gerçekleşen kadın eksenli siyaseti, HDP'nin etnik zenginliğini ve Türkiye'nin demokratikleşmesinde kadının rolünü değerlendiren Kürdistan Özgür Kadın Partisi (PAJK) Jineoloji Komitesi Üyesi Zîne Agîrî, etnik zenginliğin demokratik ulus yaşamının temel bir dinamiği olduğunu söyledi. Türkiye'nin kuruluşunda bu yana ulus devlet yapılanmasının tekçi zihniyetinden kaynaklı kültürel kimlikler, inançlar, renkler ve bununla birlikte kadın kimliğinin yok sayılması, bütün devlet odaklı partilerin resmi ideolojisi olduğunu söyleyen Zîne, bu durumun sadece AKP ile sınırlı olmadığını, isimleri farklı olmakla birlikte iktidar eksenli yürütülen siyaset tarzının, halkların ortak yaşam zeminini kurutacak şekilde sürekli farklılıkları bir tehlike olarak gösterdiklerini ve Türkçülük zihniyeti temelinde bir şiddet ortamında kendini devam ettirmek istediklerini belirtti.

HDP'de herkes kendisini ifade edebilir

"HDP'nin farklı halklardan kadınların aday olması, kadın bakış açısıyla yürütülecek siyasette, kimliklerin birbirini reddi üzerinden değil de, her kimliğin kendi özgünlüğünde kendini ifade etme zemini oluşmuş olacaktır. İster Çerkes, Kürt, Ermeni, Ezidi, Türk, Gürcü ister Laz olsun önemli olan hiçbir kimliğin diğer kimlik üzerinde bir baskı aracı olmamasıdır. HDP'nin beyannamesinde belirtildiği üzere, 'Kimliklerimizin birbirimize tehdit olmadığı' algısı oluşturmak önemlidir. Çünkü kadınların yaşadığı sorunların kaynağı olan cinsiyetçiliğin ve milliyetçiliğin aynı zihniyetin ürünü olduğunu en iyi kadınlar bilmektedir. Zira en çok kadınlar bu uygulamaların acı sonuçları ile karşı karşıya kalmaktadır" diyen Zîne Agîrî, birçok farklı etnik yapıdan kadınların siyasete girmesinin panzehir görevini de üstlenmesi anlamına geldiğini belirtti. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın ifade ettiği Demokratik Ulus projesi temelinde Türkiye'nin bir halklar bahçesi olarak her gülün kendi renginde ve kokusunda büyümesinin ancak kadın yüreği ve düşüncesinin çabasıyla mümkün olacağını dile getiren Zîne Agiri, bütün kadınların buna inanarak, asli görevi olan güzel, barışçıl, özgür bir yaşam için topluma öncülük yapma konusunda kararlılıklarını göstermeleri gerektiğini, bu anlamda 7 Haziran seçimlerinin bu tercihin bir ifadesi olacağına vurgu yaptı.

'Türkiye'nin demokratikleşmesi, kadın özgürlük mücadelesinin kendisidir'

Türkiye'nin demokratikleşmesinin uzun soluklu mücadele gerektiren bir durum olduğunu, doğru bir tarih anlayışıyla bakıldığında T.C'nin kuruluş itibariyle ulus-devlet yapılanması gereği anti demokratik bir karakter aldığını söyleyen Zîne, algı operasyonları ile inşa edilen 'böyle gelmiş böyle gider' kaderci anlayışla durumun değiştirilmesine dönük mücadelesizliğin bir yaşam tarzı haline getirildiğini belirtti. Zîne, "Genel toplum için böyle olmakla birlikte kadın açısından durum daha vahimdir. Her gün duyduğumuz, gördüğümüz kadın katliamları aysberg niteliğindedir. Yani kadının yaşadıkları daha köklüdür. Bu yüzden de kadınlar sadece demokratikleşmede rol oynamakla sınırlı kalmayıp birebir kendileri demokrasinin özneleri olacaklardır. Kendi adına düşünen, karar alabilen, irade ortaya koyabilen kadınlar geliştikçe mevcut anti demokratik sisteme büyük bir darbe olacağı bir gerçektir. Sürekli bir demagoji olarak söylenen 'kadınlar her şeyimizdir' den sonra 'fıtratlarında eşitlik yok' diyen zihniyetin korkusu da bundandır. Bu temelde ele aldığımızda kadına yönelik olumsuz algıların değiştirilmesi en büyük demokratikleşme hamlesi olacaktır. Çünkü demokrasi bir kültür, bir bilinç olarak tüm toplumda yaygınlaştıkça oluşturulacak kurumsal yapılanmalar da doğru bir işleve sahip olacaklardır. Bu noktada zaman zaman biz kadınların mücadelesinde de yanılgılı yaklaşımlar olmuştur. Bunları doğru okumak önemlidir. Aslında tüm devletleri kendi yasalarında kendi çıkarları temelinde kadınlara bazı haklar tanırlar ancak uygulama zeminlerini kurutarak. Bu anlamda Türkiye'nin demokratikleşmesi aslında birebir kadın özgürlük mücadelesinin kendisidir" dedi.

Kadın eksenli yeni bir anayasa

Bir toplumun özgürlük düzeyinin kadının özgürlük düzeyi ile doğrudan bağlantılı olduğuna vurgu yapan Zîne, Türkiye'de oluşacak anayasada kadın eksenli, eşit yurttaşlık temelinde din, inanç ve vicdan özgürlüğü ile ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel, bütün temel hak ve özgürlükleri güvenceye kavuşturan, ekolojik, doğal varlıkların korunmasını esas alan bir sözleşme olması gerektiği söyledi. Yapılacak sözleşmede kadınların söz ve karar sahibi olması noktasının önemli olduğunu söyleyen Zîne, devamla şunları ifade etti: "Kadınların yaşamın tüm alanlarında eşit hak ve özgürlüklere sahip olması için gerekli zihinsel ve kurumsal çalışmaları geliştirmek temel perspektifi olması gerekir. Ancak bu şekilde toplumda yeni bir yaşamın temelleri güçlendirilebilinir. Mevcut anayasaya baktığımızda sadece kadın açısından değil tüm toplum içinde adaleti sağlayacak bir pozisyonda değildir. Çünkü yasaları yapan zihniyet, kadını tanımamaktadır. Bütün haklar tek bir cinse tanınmış olan tekçi zihniyetinin ürünüdür."

'Kadın, toplumun dinamik gücüdür'

Zîne, "Kadın bir cins olmanın ötesinde toplumun temel dinamik gücü olması itibariyle, kadın varlığına yönelik mevcut saldırıları durduracak düzenlemeler en acil yapılması gerekenler olarak belirtilebilinir. Çünkü kendisi yok edilen bir varlığın farklı haklarından bahsetmek çok gerçekçi olmamaktadır. Bu temelde de kadına yönelik her türlü kötü muamele ve şiddetin, kadın ticareti ve kadın bedeninin, istismarının engellenmesiyle birlikte aile içi şiddet ve kadın cinayetlerinin insanlığa karşı işlenmiş suç olarak kabul edilmesi gerekir" şeklinde konuştu. Kadının asıl işi olan ekonomiden dışlanmışlığı ortadan kaldıracak yapılanma ve kararlarla kadın emeğinin sömürülmesine son vermenin önemli bir gündem olduğunu belirten Zîne, kadınların seçimle veya başkaca yöntemlerle oluşturulan karar mekanizmalarında, siyasi parti, sendika, kamu yönetimi ve yerel yönetimlerde eşit temsilinin sağlanmasının yasal güvenceye almanın gerekli olduğu vurgusunu yaptı.

'Politikleşen kadın gerçekliği ortaya çıkmıştır'

HDP'nin kadın partisi olduğunu ve kadın özgürlük felsefesinde özgür kadın kimliğini yaratacağına inandığını söyleyen Zîne, bu geleneğinin gelişmesinde Kürt Özgürlük Hareketinin etkisinin olduğunu belirtti. Kadın özgürlük mücadelesinin en somut örneğinin Kobanê'deki kadın direnişi olduğuna da değinen Zîne, "Kadınlar kendini savunmayı, bilinçlenmeyi, irade olmayı çok rahat öğrenmedi. Bedeli ağır olmakla birlikte kazanımları da fazlasıyla toplumdaki kadına da yansımıştır. Politikleşen kadın gerçekliği ortaya çıkmıştır. Bunun özgüvenini, tecrübesini kadınlar birbirinden öğrenmiştir. Erkek zihniyetinde değil de, kadın değerleriyle nasıl bir mücadele verileceği konusunda bir bilince sahip olmuştur. Bir anlamda toplumsal yaşamdaki verili kadın konumuna karşı bir refleks, itiraz yaratılmıştır. Bu yeterli mi tabii ki değil. Bunun daha somut, kalıcı kazanımlara dönüşmesi açısından mecliste kadın kimliğiyle de bunun mücadelesi, örgütlülüğü gereklidir" diye konuştu.

Mecliste öncülük kadınlarındır

HDP dışındaki diğer partilerde farklı amaçlarla da olsa kadın aday sayısının bir ölçüde arttığını, bunu çok önemsiz görmemek gerektiğine de değinen Zîne, böyle bir duruma zorlanmanın bir değişim olduğunu belirtti. Zîne son olarak şunları söyledi: "Önemli olan hangi partiden olursa olsun kadınların kadın kimliği ekseninde ortak mücadele yürütebilmesidir. Yani güncel politik çıkarlarının üstünde olarak toplumda yaşanan sorunların kadınlar eliyle aşılacağını bilmek gerekir. En somut olarak ifade edersek her gün vahşice öldürülen kadınların hangi parti görüşünde olduğu fark etmiyorsa, buna karşı mücadelede de kadınlar açısından fark etmemelidir. Öbür türlü diğer partilerdeki kadınların mecliste bulunmaları sadece göstermelik olacaktır. Bu noktada HDP'den seçilen kadınlara doğru, demokratik bir siyaset için hem kadınlara hem de diğer milletvekillerine öncülük yapma rolü düşmektedir."

(fk)