Kadınlar: Kenan Evren'i halk yargılamalıydı, böyle ölmemeliydi
09:30
Mekiye Görenç-Derya Ceylan/JINHA
İSTANBUL - Kenan Evren'in ölümüne ilişkin "Karanlık bir sayfayı böyle kapatmak içimizi acıttı" diyen kadınlardan Diyarbakır Büyükşehir Eşbaşkanı Gültan Kışanak, 12 Eylül darbe dönemini en derinden yaşayan kadınlardan biri olurken, Gülsen Ülker, Mukaddes Erdoğdu Çelik, Şengül Çelik ile Nimet Tanrıkulu da darbe döneminde yaşadıklarını anlattı.
Türkiye tarihinin en kanlı dönemi olan 12 Eylül'ün mimarı Kenan Evren, işlediği suçlara dair henüz hakkında kesin karar dahi verilmeden öldü. 12 Eylül darbe dönemini yaşayan kadınlardan Gülsen Ülker, Gültan Kışanak, Mukaddes Erdoğdu Çelik, Şengül Çelik ile Nimet Tanrıkulu darbe döneminin hukuksuzluklarını ve Kenan Evren'in henüz halk tarafından yargılanmadan ölümüne ilişkin neler düşündüklerini ajansımıza değerlendirdi. İşte mücadeleci kadınların darbeci Kenan Evren'in ölümüne ilişkin düşünceleri:
'Karanlık bir sayfayı böyle kapatmak içimizi acıttı'
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak: Aslında bu ölüm bize bir kez daha hakikatleri araştırma komisyonunun ne kadar önemli olduğunu hatırlattı. Bir yüzleşme yaşanmadan, hakikatler ortaya çıkmadan, yaptıklarının hesabını vermeden bırakıp gidiyorlar. Bunu bir kez daha hatırladık. Karanlık bir sayfayı böyle kapatmak içimizi acıttı. Bu kadar çok insanın mağdur olduğu, bu kadar çok insanın işkenceler gördüğü, haksız tutuklamaların olduğu, ölümlerin olduğu ve bir bütün olarak aslında devleti yeniden şekillendiren ve sonraki iktidarlara daha ilham kaynağı olan baskıcı otoriter bir rejimin temel taşlarını atmış darbe yapmış bir insanın hesap vermeden gitmesi doğrusu hepimizin bir parça zoruna gitti. Bunu başarabilirdik az bir zaman değil darbenin üzerinden 35 yıl geçti. Bunun hesabı sorulmalıydı. Bir hakikat bir yüzleşme komisyonu kurulmalıydı, bütün suçlar açığa çıkmalıydı ve halkın talepleri doğrultusunda mağdurların talepleri doğrultusunda bir süreç yaşanmalıydı. Tabi bunu yaşamış olmak büyük bir sorun. Bundan sonrası için belki bir vesile olur. Çünkü Kenan Evren'in açtığı yoldan ilerleyen başka süreçler oldu.
'İktidarlar 12 Eylül dersini çok iyi çalıştılar!'
12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi'nde uygulanan işkence yöntemleri, oradaki zihniyet, oradaki yaklaşım 90'lı yıllarda bütün bir topluma yansıtıldı, bütün bir halka yansıtıldı. Diyarbakır bir nevi pilot bir bölgeydi. Orada açığa çıkarttıkları uygulamaları sonrası bütün bir topluma yansıtmaya çalıştılar. Halka yönelik saldırılar gerçekleştirildi. Bir laboratuvardı. Tıpkı Hitlerin yaptığı gibi toplumda korku yaratan, toplumu teslim almaya çalışan, teslim olmayanları imha eden bir zihniyetin tohumlarını atmıştı Kenan Evren. Sonrasında çok büyük acılar yaşamamıza neden oldu. O kadar korkunç bir süreçti ki çünkü egemenlere iktidarda kalmanın kodlarını veriyordu bu. Sonrasındaki iktidarlarda bu dersi çok iyi çalıştılar. 12 Eylül rejiminin koyduğu temel taşlarının hiçbirine dokunmadılar. Bugün bir seçim sürecindeyiz. Yüzde 10'luk seçim barajı 12 Eylül faşizminin ürettiği bir yasaydı. Ondan sonraki bütün iktidarlar buna sahip çıktılar şimdi de AKP buna sahip çıkıyor.
'Acilen Hakikat ve Adalet Komisyonu kurulmalı'
Tarihimizin hepimizin gerçekten üzerinde durması gereken bir sayfa. Sorgulanması gereken sadece işkence boyutu ile değil; bir bütünen topluma hepimize neler çektirdiler ve geleceğimizi teslim almak adına neler yapıldı? Bunlardan nasıl kurtulabiliriz? 12 Eylül Anayasası'ndan nasıl kurtulabiliriz? Bu faşist sistemin kurduğu iktidar egemenlik ilişkilerinden nasıl kurtulabiliriz? Bütün bunların sorgulanması için 12 Eylül'de Diyarbakır'da üretilen işkence yöntemlerinin katliam yöntemlerinin bütün bir topluma dayatıldığı 90'lı yılların daha defteri kapanmadan bunu yapmalıyız. Kenan Evren gitti. Bütün bunlarla konuşulmadan hesabı sorulmadan yüzleşilmeden gitti. Teker teker böyle gidiyorlar. Kenan Evren'in ölümü vesilesi ile bir kez daha şu çağrıyı tekrarlamak istiyorum. Acilen toplumsal iyileşmemiz için, toplumsal barışımız için ve aydınlık bir gelecek için hakikat ve adalet komisyonu mutlaka kurulmalı.
'Devlet töreni ile cenazesi kalkarsa hükümet suç işler'
Barış İçin Kadın Girişimi üyesi ayrıca 78'ler Girişimi üyesi Nimet Tanrıkulu : 12 Eylül askeri darbesinin üzerinden 35 yıl geçti. Biz darbenin bütün sonuçlarını yaşayan kadınlar olarak mücadele içindeydik. Biz Kenan Evren'in yargılama sürecinde de bunu söyledik. Aslında 12 Eylül darbesiyle gerçek anlamda yüzleşilmedi. 35 yıldır bunu söylüyoruz. Biz askeri darbe ile yüzleşebilseydik bu gün Kenan Evren ve bu darbeyi gerçekleştiren cuntanın mahkemelerde bu şekilde yargılanması mümkün olmazdı. Çünkü biz bu yargılamanın gerçek olmadığını söyledik. 35 yıldır darbe anayasası ile yönetiliyoruz. Kurum ve kuruluşlarıyla gizli kararnameleriyle yönetiliyoruz. Bütün bu sonuçlar kalkmadı 35 yıldır. Bu gün Kenan Evren ölmüş ve darbenin sonuçları tartışılıyor. Kenan Evren devlet töreni ile kalksın mı kalkmasın mı? diye tartışılıyor. Eğer devlet töreni ile cenazesi kalkarsa bu hükümetin ayıbıdır, devletin ayıbıdır. Çünkü hükümet suç işler. Dünyanın bütün ülkelerine bakıyoruz darbecilerin yargılama süreci çok farklı olmuştur. Yani kesin olarak darbeciler mahkum edilmiş hem yasa olarak hem kamuoyunun vicdanında mahkum edilmiştir.
'35 yıldır darbe anayasası ile yönetiliyoruz'
Kenan Evren 12 Eylül askeri darbesinin Kürt ve Türk halklarına yönelik uyguladığı vahşet politikalarının mimarıdır. Ama bunun oluşturduğu bir hukuk ta var. Kenan Evren devlet töreni ile kaldırılırsa AKP hükümetini de aynı suçun ortağı sayarız. Bu sürecin devamını zaten işletiyorlar. Bundan farklı bir süreç yok. Kimi rutuşlarla farklılıklar katabilirler ama esas olarak bunun adı darbe anayasasıdır. O cenazeyi kaldırırsa bu darbe rejimini onaylıyor demektir. Yüzde 10 seçim barajı 12 Eylül askeri darbesinin ürünüdür. Laiklik meselesi darbenin ürünüdür. Türkiye'de günde 5 kadın öldürülüyorsa sokakta 12 Eylül askeri darbesinin militarizmle bağını kurup oradan erkek egemen şiddetinin nasıl üretildiğine de bakabiliriz. Biz 35 yıldır bu darbe anayasası ile yönetiliyoruz bu darbe anayasasının bütün ürünleri bu gün bizim üzerimizde uygulanıyor. Üç günde bir yasa çıkarılabiliyorlar. Güvenlik adı altında darbe anayasasına dayanarak yasa çıkarabiliyorlar. Kürt sorunu bu gün çözüme kavuşamıyorsa aslında darbe anayasasıyla ilişkisi çok kuvvetlidir.
'Birçok mağdur yüzüne tükürmek istiyordu'
Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) üyesi yazar Mukaddes Erdoğdu Çelik: Bizim toplumuzda bir anlayış vardır 'ölenin arkasından üzülünür' diye. Kenan Evren birçok insanın ölümüne yol açtı. Bende onlardan biriyim. En yakınımı onun darbesi ve darbesinin verdiği hükümler sonucu kaybettim. Onun ölümüne üzülmek mümkün değil. İnsani değerlere ait bir varlık olarak yaşamadı. Onunkisi faşist askeri bir darbenin şefliğiydi. Ben 14 Eylül sabahı eşimi Davutpaşa Kışlası'nda ölmüş olarak buldum. Bundan daha somut bir acı herhalde yoktur. Bu kadar somuttu darbe benim için. Emekçilere, işçilere, Kürtlere, siyasi kimliklere karşı uyguladılar. Onlardan nasibini almış biri olarak Kenan Evren hakkında 2010 yılında açılan davalarda da taraf olup onu yargılamak isterdik ancak AKP çok göstermelik bir yargılama yaptı ve Kenan Evren karşımıza bile getirilmedi. Getirseydi orada çok sayıda 12 Eylül mağduru hiç olmazsa onun yüzüne tükürmek istiyordu. Onu bizden bile mahrum ettiler.
'Pinoşe gibi olmasını isterdik'
Sahte bir 12 Eylül yargılaması yaptılar. Sonuçta mahkemeye çıkmadan otel odası gibi Gata'da yatarak öldü. Pinoşe gibi olmasını isterdik sonunun. Halkın yargıladığı ölüme mahkum olmasını istedik. Ama şu açık onun yaratıcılarından biri olan 12 Eylül'ü sürdürmeye çalışılan AKP'nin iktidarı altında da o acıları bir kez daha hatırlıyoruz. Bir kez daha yaşama sarılmak ve bu yaşamı engelleyenlerle savaşma isteği duyuyoruz. Onların düzenleri bir şekilde eninde sonunda yıkılıyor ama bu düzenlere karşı çıkmış insanların büyük değerlerine sahip çıkmış olarak biz hala ayaktayız hala insanlığı savunuyoruz. İnsanlık için mücadele ediyoruz. Kenan Evren gibilerinin ölümleri kötü ve değersiz ölümlerdir. İnsanlığın lanetle anacağı insanlardır bunlar. Hitler gibidirler kendileri. Bu gün iktidarın esas başı da öyle olacak. O acıyla bu günkü duruma karşı öfkem birleşmiş durumda.
'Kenan Evren'in ölümüne üzülmedim'
Barış İçin Kadın Girişimi aktivisti Gülsen Ülker: Kenan Evren'in ölümüne üzüldüğümü söyleyemem. Ancak bizler Kenan Evren'in yargılanmasını istiyorduk ve bir yargılanma olmadan öldü. Bir yargılama gibi bir şey yapıldı ama ne kadar samimiyetsiz olduğunu gördük biz. 12 Eylül'de olup bitenlerin tam olarak konuşulduğunu düşünmüyorum. Bizim bu barış müzakere sürecinde sözünü ettiğimiz hakikat komisyonları, yüzleşme komisyonlarının 12 Eylül'ü içereceği kesin. Çünkü birçok yaşadığımız sorunun o gün alınan kararlar ve kurulan Türkiye ile ilgili olduğu ortada. Ve hala 12 Eylül yasası geçerli Türkiye'de her şeyden önce. Dolayısıyla bir barış olacaksa bu ülkede 12 Eylül ile hesaplaşmadan olmayacak. Kenan Evren'in bu hesaplaşmayı görmesini isterdim. Milyonlarca insanın da Kenan Evren'in öldüğüne üzüldüğünü düşünmüyorum. Tek üzüntümüz bu hesaplaşmanın yapılmaması, yapılamaması ve Kenan Evren'in ceza almaması. Ama şimdi bu sistemi kuran tek bir kişi değil. Dolayısıyla Kenan Evren'in kurduğu yada o cuntanın kurduğu sistemi destekleyen sürdüren pekiştiren çok kurum var çok kişi var. Onlar hala hayatta. Bizim mücadelemiz onlarla devam edecek.
'Kenan Evren demek karanlık demek'
Ankara Demokratik Alevi Derneği Eşbaşkanı ayrıca Barış Anneleri aktivisti Şengül Çelik: Kenan Evren demek Kürt soykırımı demek, kadın kırımı demek, kaos demek, cunta, askeri vesayet demek, ülkeyi karanlığa götürmek demek. Bu karanlık tüm Ortadoğu'ya sıçradı. Kenan Evren'in cuntanın tohumları Ortadoğu'ya atıldı o tohumlar şimdi boy verdi IŞİD oldu. Kenan Evren demek IŞİD'in zihniyetini bu ülkede filizlendirmektir. IŞİD şimdi şu an bütün Ortadoğu coğrafyasının kabusu demek. Kenan Evren diyence onu anlıyorum. Ben Kürdistan'da yaşıyorum. Kenan Evren demek her günün şafağında timlerin köye baskın yapıp bütün köy halkını karın üstünde coplarla işkenceden geçirmesi demek. Kenan Evren demek korku, kabus demek. Kenan Evren bu ülkenin kabusu demek. Öyle kaldı aklımızda ben 17 yaşındaydım o kabusları o korkuları hala yaşıyorum.
(ekip/zd)

