Bermal Birtek: Saldırılara karşı barajları patlatacağız

14:45

JINHA

AMED- Adana ve Mersin'de HDP binalarına yönelik saldırının örgütlü bir gücün yaptığını belirten DBP MYK üyesi Bermal Birtek, "Bu patlamalara karşı verilecek cevabımız daha güçlü bir çalışmayla barajları patlatmak olacaktır. Gerçekleştirilen saldırılar karşısında mücadelemizi daha güçlü bir şekilde hayata geçireceğiz" dedi. Saldırıları DBP ve ESP genel merkezleri de yaptığı açıklama ile kınadı.


AKP'lilerin hedef gösterdiği HDP'ye yönelik saldırılara her gün bir yenisi ekleniyor. Şu ana kadar 62 merkezine saldırı yapılan HDP'nin Adana ve Mersin binalarına yapılan eş zamanlı bombalı saldırı bardağı taşıran son damla oldu. Her kesimden tepki geçen saldırıya ilişkin konuşan DBP MYK Basın Sorumlusu Bermal Birtek, Adana ve Mersin'de gerçekleşen patlamanın tüm sürecin baltalanmasına dönük olduğuna değinerek, "Çözüm süreci şimdiye kadar defalarca sabote edilmeye çalışılmıştır. Bu saldırılar karşısında Kürt halkı sürekli olarak sabrını korumuştur" dedi.

'Organizeli bir saldırıydı'

Kürt halkın provokasyonlara karşı sağ duyulu davrandığını ifade eden Bermal, HDP'ye dönük gerçekleştirilen saldırıların demokrasi, barış ve özgürlük hayallerine karşı gerçekleştirilen saldırılar olduğunu söyledi. Mersin ve Adana'da gerçekleşen saldırıların eş zamanlı olarak hayata geçmesinin organizeli bir saldırı olarak değerlendiren Bermal, "HDP Adana mitingi çok coşkulu ve kalabalıktı. Mersin'de de çok anlamlı bir coşku vardı. Büyük bir coşkuyla mitinge gidecek olan Mersin halkının coşkusunu kırmaya dönük bir saldırı hayata geçirilmiştir. Saldırıların yaşanması çokta tesadüfi bir olay değildir. HDP'yi özgürlük özlemiyle büyüten halka verilmek istenen bir mesajdı" diye konuştu. HDP'nin başından beri bir kadın partisi olarak ortaya çıktığına vurgu yapan Bermal, saldırıların aynı zamanda özgürleşme yönünde arayışı olan kadınlara dönük gerçekleştiğini dile getirdi. Bermal, "Bu patlamalara karşı verilecek cevabımız daha güçlü bir çalışmayla barajları patlatmak olacaktır. Gerçekleştirilen saldırılar karşısında mücadelemizi daha güçlü bir şekilde hayata geçireceğiz" dedi.

MHD: Hukukçular görev almalı

Saldırıya bir tepkide Mezopotamya Hukukçular Derneği'nden (MHD) geldi. Açıklamada şöyle denildi: "Türkiye ve Kürdistan Halklarının kaderini belirleyecek, genel seçime sayılı günlerin kaldığı bu dönemde seçim güvenliğini ve Halkların Demokratik Partisi'ni hedef alan saldırılar yaşanmaktadır. Seçim süresince HDP'nin 64 seçim bürosu saldırıya maruz kalmış ancak bunlara dönük etkin soruşturmalar dahi yürütülmemiş ve saldırganlar cezasız kalmışlardır. Bugün itibari ile Mersin ve Adana illerinde yaşanılan saldırıların eş zamanlı gerçekleşmesi saldırının planlı ve örgütlü olduğunu, Türkiye'de siyasetinin ne derece kirli yürütüldüğünü bir kez daha göstermektedir. Yapılmış olan saldırı, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve diğer hükümet yetkililerinin günlerdir halklar arasında yaratmaya çalıştıkları kin, nefret söylemi ve yapmış oldukları tehditten bağımsız olarak gerçekleşmiş değildir. Devlet ve hükümet yetkililerinin halklar arasında ayrışmayı derinleştiren tahrik edici bir dilin kullanılmasının geçmişte yarattıkları sonuçları bir kez daha hatırlatmak isteriz. Biz Mezopotamya Hukukçular Derneği olarak, Demokratik mücadeleyi ortadan kaldırmaya dönük faşist ve ırkçı saldırıları lanetlediğimizi belirtiriz. Bu sebeple tüm meslektaşlarımızı seçim güvenliğini sağlamaya dönük daha aktif rol almaya davet ediyoruz. Ayrıca demokrasiye yapılan tüm saldırılara karşı durmaya ve duyarlı olmaya dönük tutum almaya çağırıyoruz."

ESP: Saldırıların merkezi AKP hükümetidir

Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ise yaptığı açıklama ile hükümetin sorumlu olduğunu söyledi. ESP açıklamasında şöyle denildi: "Adana ve Mersin'de HDP il ve ilçe binalarında meydana gelen patlamalar, son günlerde HDP'ye dönük artan saldırılarla aynı merkezden yönetilmektedir. Bu saldırıların merkezi AKP'dir. Buna hiç şüphe yoktur. AKP iktidarı varlık yokluk savaşı veriyor. Varlığının tek koşulu olarak ise HDP'nin baraj altında bırakılmasını gören AKP yetkilileri, Başbakan ve Cumhurbaşkanı ağzından HDP'nin baraj altında kalması gerektiğine dair fetvalar veriyorlar. Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere tüm devlet mekanizması HDP'yi provokasyonlarla, HDP kitlesini sokak şiddetine çekerek haklarımızda uyandırdığı ilgiyi zayıflatmak ve kendi iktidarını bu şekilde sürdürmek üzerine kurmuştur. AKP, açıktan HDP'ye savaş ilan etmiştir. Cumhurbaşkanı ve Başbakanın meydanlarda hedef haline getirerek yaptığı konuşmalar ile gizli odalarda hazırlanan bu saldırılar devlet terörü olarak kayıtlara geçmiştir. AKP iktidarı, HDP'yi hedef alan bu terör saldırıları ile murat ettiği halkların birbirine kırdırılması politikasını hayata geçiremeyecektir. HDP'ye sempati duyan, HDP etrafında kenetlenmiş halkların birleşik mücadelesi ile bu saldırılar boşa çıkarılacaktır. AKP, bir an önce aklını başına almalı bu terör saldırılarından vazgeçmelidir. Halklarımızı şiddet ve çatışma ortamına çekmek üzere hazırlanan bu saldırılara meydanlarda, sokaklarda ve sandıkta dayanışma ile cevap vereceğiz. ESP olarak, tüm haklarımızı, AKP terörüne karşı HDP'nin yanında olmaya, omuz vermeye AKP terörünü her alanda birlikte bitirmeye çağırıyoruz."

DBP: Saldırılara karşı duyarlı olmalıyız

DBP eş genel başkanlığında konuya ilişkin yapılan açıklamada ise provokasyona dikkat çekildi. DBP açıklaması şöyle: 7 Haziran 2015 seçimleri öncesi HDP'nin yükselişinden korkan AKP provokasyonlarına bir yenisini daha ekledi. Otoriter tekçi zihniyet ve üsluplarını daha da sivrileştirerek demokrasi güçlerini baskılayıp sindiremeye çalışmaktadırlar. Erdoğan'ın ve AKP'nin önüne son dönemlerde gelen seçim anketleri kendilerinde büyük bir tedirginlik ve korku yaşatmıştır. HDP'nin toplum nezdinde önlenemeyen yükselişi karşısında kendi düşüşlerini gördükleri için daha da saldırganlaşmaktadırlar. Erdoğan, Türkiye'ye başkanlık sistemini getirmek, AKP ise içine girdiği çözülme ve güç kaybını önlemek için her türlü provokasyonlara başvuracak kadar pervasızlaşmıştır. Erdoğan ve AKP hükümet yetkililerinin son dönemlerde yaptıkları açıklamalara bakıldığında, bir takım operasyon ve provokasyonların hazırlığı içinde oldukları rahatlıkla görülecektir. Geçtiğimiz günlerde AKP Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu'nun "Oraları başınıza yıkarız" ve Yalçın Akdoğan'ın özgürlük hareketini kastederek 'ateşle oynayan kendini yakar' söylemleri, savaş çığırtkanlığından başka bir anlam ifade etmemektedir. Dolayısıyla bu saldırıların baş sorumlusu meydan meydan dolaşıp HDP'ye hakaret eden ve hedef gösteren cumhurbaşkanı ve hükümettir.

AKP'nin müzakereye gelmemesi, izleme komisyonunu oluşturmaması, çözüm için iradeli ve dürüst davranmamasının altında yatan gerçeklik, geliştirdiği operasyon, provokasyon ve saldırılarını gizlemek içindir. Yalçın Akdoğan'ı ve AKP'yi uyarıyoruz! Ateşle oynamaya devam ederlerse, ancak sadece kendi sonlarını getirir, kendilerini yakarlar. Kürdistan halkı ve Türkiye demokrasi güçleri askeri işgal ve kültürel soykırımın en sert biçimde uygulandığı dönemlerde bile demokratik ve özgür yaşamdan yana tercihini belirlemekten çekinmemişlerdir. Bu seçimler demokratik Türkiye ve özgür Kürdistan için hayatidir. Halklarımız bu bilinçle direnecek, örgütlenip çalışacak ve seçimde yüksek bir başarıyla çıkacaklardır.

Türkiye'nin birçok kentinde ve en son Mersin ve Adana'da ki patlamaların HDP'yi ve özgürlük güçlerini yıldırmayacaktır. 7 Haziran seçimlerinde halklar AKP'ye sandıkta gerekli cevabı verecektir. Bu nedenle HDP'yi sahiplenmek ve meclise taşımak her zamankinden daha fazla halkların görevi haline gelmiştir. Bu temelde 1990'ların imha ve katliam konseptini gündemine almış olan AKP devletinin saldırılarına karşı tüm demokratik çevreleri duyarlı olmaya davet ediyoruz. Adana ve Mersin'de yaşanan bombalı saldırılarda yaralanan yoldaşlarımıza acil şifalar diliyoruz."



(be-glk/fk)