'Tayyip'in sarayına karşı kurduğumuz gönül sarayımıza hoş geldiniz...'

11:21

Zehra Doğan/JINHA

AMED - HDP'li kadınların "Özgür Kadınla Büyük İnsanlık" şiarıyla seçim çalışmaları devam ediyor. Diyarbakır'da tüm semtlere kurulan kadın bürolarında bir yandan kapı kapı dolaşıp, bir yandan da gece geç saatlere kadar kadına yönelik şiddet üzerine mahalle sakinleriyle birlikte güçlü tartışmalar gerçekleştiren kadınlar, "Bizler dünyanın yarısıyız, kadın temsiliyetiyle Meclis'e girecek partimizde bizim de söyleyecek sözümüz var" diyor. Seçim bürosunde her işi kendi imkanlarıyla karşılayan kadınların "Tayip'in sarayına karşı kurduğumuz gönül sarayımıza hoş geldiniz" sözler ise siyasetin günceline karşı ilginin yoğunluğunu ve oy verecekleri parti ile aralarındaki gönül bağını anlatıyor.

"Bizler Meclise" şiarıyla Meclis'e hazırlanan HDP'nin secim çalışmaları devam ederken "Özgür Kadınla Büyük İnsanlık" diyen HDP'li kadınların da çalışmaları da yoğun bir şekilde sürüyor. Daha çok kadına ulaşmak adına yeni bir kadın özgün programı hazırlayan Diyarbakır adayların kadınlarla buluşma noktası olan kadın secim bürolarının bir günlük rutin çalışmalarını okuyucularımız için takip ettik.

Gün kaçak çayla başlıyor

Güne Bağlar Kadın Secim Bürosu'yla başladık. Sabahın erken saatlerinde büroya gelen kadınların ilk işi, demlenen kaçak çay eşliğinde tandır ekmeğiyle Karacadağ yoğurdu menülü kahvaltısı oluyor. Kahvaltının hemen ardından bir anda etrafımızda kimseyi bulamıyoruz. Büroda günün nöbetçisin Hediye Korhan, "Sabahtan akşama kadar kimse burada durmaz" diyor. Arı gibi vızır vızır gelip gidenlerin haddi hesabı olmayan fakat bir o kadar da büroyu mümkün oldukça boş bırakmaya çalışan gönüllülerin telaşesine bakarak buradan bize ekmek çıkmayacağını anlıyor ve diğer büroları doğru yola çıkıyoruz.

6 metrekarede özgür dünya umutları

Seyrantepe Kadın Seçim Bürosu ikinci durağımız oluyor, sokak başında bizi esmerce bir genç karşılıyor, "abla tek gitmeniz icab etmi" diyip bir süre bizimle yürüyor, ardından alçak damlı evlerden oluşan sokak arasında bulunan kadın bürosuna işaret ederek yanımızda ayrılıyor. Burası tahmin ettiğimizsen daha da küçük çıkıyor. 6 metre kare genişliğindeki bu büroda kadarla sohbet ettiğimiz de büronun büyük umutlar için geniş bir zemin oluşturduğunu anlıyoruz.

Bu işin başrol oyuncuları çocuklar

Tavana asılı HDP bayrakların zeninle bir olduğu alçak tavanlı büronun kapısında bizi Zekiye Yılmaz adında güler yüzlü bir kadın, "Tayyip'in sarayına karşı kurduğumuz gönül sarayımıza hoş geldiniz" diyerek karşılıyor. Komşuların öte berisiyle oluşturulan beş kişinin zor sığacağı bu küçük ve bir o kadar da şirin büroda kucak kucağa oturan yaklaşık 15 kadının sıcak sohbetine dahil oluyoruz. Küçücük dükkanın kapısına kafalarını uzatıp içeriye bakan neredeyse 30 çocuğun meraklı bakışları arasında sandalyelerden birine misafir edasıyla oturuyoruz, bazı çocuklar ise cama yapışan tatlı yüzleriyle "hello" demesiyle daha tatlı bir atmosferin konuk oyuncuları olarak buluyoruz kendimizi.

Her kapıdan bir 1990 hikayesi…

Yaşça en büyük olan 73 yaşındaki Emine Keskin'e bu yıl oyunu kime vereceğini soruyoruz. Deqli eliyle burnunu tutarak,"oyumu buna vereceğim" diyor. Derikani giysileri ve altın dişleriyle Kürt kadın temsiliyetinin bir örneğini kendinde yaşamlaştıran Emine başlıyor anlatmaya: "Mardin'in Derik ilçesinde mutlu bir hayatım vardı. Ah bu devlet varya bu devlet, benim hayatımı yıktı. Evimizi yaktılar, Kızıltepe'ye göç ettik. Eşim kahırdan oldu, çocuklarım öldürüldü. Buralarda yapayalnız kaldım. Şimdi ben sence oyumu kime veriyor olabilirim?"

Neredeyse her kapıdan benzer hikayenin çıkacağı mahallenin bir diğer sakini 50 yaşındaki Kıymet Çoreşoğlu da kendi hikayesinden bir parça anlatıyor. Kıymet,"Silvan'da güzel bir yaşamım vardı. Bizim de köyümüzü yaktılar. Bazı akrabalarımın daha evden çıkmadığı için yanarak can verdi" diyor. Bir süre derin bir sessizliğe bürünüyor ortam, Emine ana uzaklara dalıp yaşlı gözlerle ince bir ağıt yakıyor...

'AKP yeminle oy topluyor'

Zekiye'yle kapıda erkek oldukları için sadece dışarıdaki sandalyelerde oturup içeriyi gözlemlemekle yetinen 10 yaşlarındaki 20'ye yakın çocuğun gülüşmeleri arasında sohbetimiz başlıyor. Önemli bir işin öncüsü misyonuyla önce beyaz yazmasını şöylece kafasına tekrar doladıktan sonra, kollarını kovuşturarak konuşmaya başlayan Zekiye, "Büromuzu çok stratejik bir alana kurduk" diyor. Bulundukları sokağın yarısının bu yıl AKP'den aday olan Salih Ensarioğlu'nun akrabaları olduğunu ve birkaç kişinin de Hüda-Par'lı olduğunu söyleyen Zekiye şöyle devam ediyor: "Ensarioğlu ailesi şeyhleri kullanarak oy kullanıyor. Her Perşembe zikir bahanesiyle evlere gelen şeyhler, 'HDP'ye oy vermeyeceğinize ve AKP'ye oy vereceğinize dair yemin edin' diyor. Bize gelen bir kadın 'ben bıktım artık ama ne yapıyım yemin ettim. Yeminimden dönemem, ama çocuklarım etmedi, onlar HDP'ye oy verecek' diyor. Burada AKP'nin seçim çalışması, halkın en hassas olan din üzerinden gidiyor." Zekiye daha sonra yoğunluktan dükkana sığamadıkları için kapıya serilen kilimlerin üzerinde başlayan kadın toplantısına katılmak üzere ayrılıyor. Bu sayede büyük umutlar için bir küçük yer kiliminin dahi yettiğini anlıyoruz. Ziyaretimizin ardın çocuklar halay ve alkışlarla bizi uğurluyor.

'Asker'den de HDP'ye oy var'

Seyrantepe'nin Yenişehir Seçim Bürosu'ndayız. Buranın daha çok memur ve öğrencilerin uğrak mekanı olduğunu söyleyen gönüllü çalışanlardan Leyla Elefroz Baran, "Çalışmamızın anket etabını bitirdik. Şimdi ise aday tanıtım etabına geçtik. Bununla birlikte ikna komisyonları oluşturduk. Anket sonuçlarında Yenişehir'in yüzde 70'nin oylarını HDP'ye vereceği çıktı. Diğerleri de zaten asker ve polis" diye belirtiyor. Leyla yine de anketlere bağlı kalmadıklarını belirterek geçmiş seçim deneyimini anlatıyor: "Geçen seçimlerde en çok oyumuzu daha torbalar seçim kuruluna teslim edilmeden yapılan eğlenceler yüzünden çaldırdık. Bizi en çok bu davul zurnalar yaktı. Geçen seçimde polis ve AKP oy torbalarını bizim de taşımamızı istemiyorlardı. Ortaya tıpkı 'Köyden indim şehre' film sahneleri çıkıyordu. Tekrar aynı şeylerin yaşanmaması için halkoylarına sahip çıksın" diyor. Diğer gönüllü Ayfer Bakır da ekliyor: "Konuştuğumuz birçok asker bu düzenden bıktığını ve oyunu HDP'ye vereceğini söylüyor. Askerler genelde, 'şizofren bir partinin iktidarından bıktık' diye şikâyette bulunuyor."

Öğrencilerden Dilan Nergiz, "Bu düzen en çok gençlerin hayatını tehdit altına alıyor. Buradayım, geleceğime sahip çıkıyorum" ifadesinde bulunuyor. Çalışmaya destek sunmaya gelen Aziz Narin ve Baran Gümüş'ten ise çıt yok. Konuk oyuncu edasıyla bir köşeye kıvrılan Baran, "Kadınlar ne diyorsa o" diyor. (gülüyor)

'Şiddete karşı mücadeleyi hiç duymayan kadınlar var'

Son durağımız ise Suriçi Kadın Seçim Bürosu oluyor, burada tuvalete dahi erkeklerin girmesi yasak. Büroya girer girmez kendimizi şiddet gören bir kadının sorunlarıyla boğuşan grubun içinde buluyoruz. Tartışmalardan sıyrılıp sorularımızı cevaplayan Güneş Sönemez, provokasyonlara dikkat çekerek, "Daha dün bir kadın arkadaşımız, zafer işareti yaptığı için darp edildi. Arkadaşımızı onların ellerinden zor kurtardık. Bu bölge aile içi şiddet ve çevresel faktörler çok zorlayıcı. Kurduğumuz büro sayesinde şiddete karşı mücadeleden haberdar olan kadınlar oldu. Gün içerisinde onlarca kadın şiddete karşı durmak için bizden dayanışma talep ediyor. Bölgede en çok madde bağımlılığı, dini baskılar, toplumsal anlayış ve çocuk yaşta zorla evlendirme sorunu var" diyor.

Sabah 9.00'dan gece saat 22.00'a kadar açık olan kadın bürolarında, sabah çalışma, akşam toplantı ile sürdürdüğü çalışmaları gece ise halaylarla sonlandıran kadınların bir günlük koşturmacasın işte böyle geçiyor…

(fk)