Antalya'da adaylar 'Kentleşme ve çevre politikaları'nı anlattı
16:48
JINHA
ANTALYA - Antalya'da üç partinin milletvekili adaylarının bir araya geldiği 'Kentleşme ve çevre politikaları' başlıklı panelde konuşan HDP adayı Nuray Erçağan, ekolojik yıkımın kentte üst boyutlara çıktığına dikkat çekerek, "Doğamız nasıl kurtulur. Bütün partilerle nasıl bir araya gelmeliyiz onları konuşmalıyız" dedi.
Antalya Kent İzleme Platformu, milletvekili adaylarının katılımı ile Tabip Odası Toplantı Salonu'nda 'Kentleşme ve çevre politikaları' konulu panel düzenledi. Toplantıya HDP'den Nuray Erçağın, CHP'den Mustafa Akaydın ve MHP'den Cengizhan Gököz katıldı. İlk olarak konuşan CHP adayı Mustafa, kentleşmenin önemli bir sorun olduğunu söyledi. "Hem çevre kirliliği ciddi boyutta insanlık için sorun oluşturuyor. Türkiye`de özellikle son 30 yılda çevre sorunlarıyla karşılaşıyoruz" diyen Mustafa, partisinin çevre politikalarını anlattı. Daha sonra söz alan MHP'li aday Cengizhan Gököz, "Devletin ve kentin bir düzeni olması lazım" sözlerini sarf etti.
Son olarak konuşan çevre aktivisti ve HDP adayı Nuray Erçağan ise bu zamana kadar yönetim kademelerinde yer almadığını ve emekli memur olduğunu ancak her zaman halkla iç içe çevre mücadelesinde yer aldığını söyleyerek konuşmasına başladı. Nuray, "Akdeniz`de HES projelerine karşı mücadelede yer aldım. Çevre mücadelesi öylesine bir yalnızlık içindeydi ki hiçbir yerde görülmüyordu. Tıpkı kadın mücadelesinin duyulmadığı, görülmediği gibi. Daha yeni yeni duyulmaya başlandı. Bizler çevre hareketini kahve kahve dolaşarak yürüttük. Mahmut Hamsici ile birlikte çevre konusunu 'Dereler ve İnsanlar' kitabında anlattık. Alakır`ı, Değirmenözü`nde ortak sorunları olan insanları bir araya getirmeye çalıştık. Akdeniz`de derelerin kardeşliğinin ilk delegesiyim" dedi.
Nuray Antalya'nın ekoloji sorunlarına ilişkin yapacağı çalışmaları şöyle anlattı: "Açılan davalar hukuki kararın çıkması 5 yıl sürüyor, karşılığını alana kadar zaten HES yapılmış oluyor. AKP tüm yasayı yargıyı eline geçirdiği için siyasi kurumlarla halk mücadelesi yaparak ayaklandık. Gökbürk'e gittik cennet ama şirket HES üzerinde çalışıyor. Bilgi vermiyorlar ama Beyza Üstün ile birlikte çalışma yapacağız. Köylü suyumu vermeyeceğim derse direniş sergilenebilir. Kızılcık Yaylası ziyaretinde çobanın 400 koyunun öldüğünü öğrendik sebebi kireç tozu. Neden yan yana gelip konuşuyoruz. Güneysuyu`da balıklar öldü dereler bir günde kurudu. 2009 dünya su forumunu hatırlayın. Hiç kimse hayır demedi çünkü artık içtiğimiz sular tarımda özelleştirmek üzeriydi. Şimdi Manavgat`tın çevresi dikenli tellerle çevrilmiş İsrail`e satıldı. Su için mücadele eden şalvarlı kadınlar jandarma ve polise taşla saldırdı. Doğamız nasıl kurtulur. Bütün partilerle nasıl bir araya gelmeliyiz onları konuşmalıyız." Panel konuşmaların ardından konukların sorularıyla devam etti.
(hy/fk)
