Hatice Seviptekin: Tecavüz kültürüne karşı mücadele için Meclis'te olmalıyız
09:05
JINHA
SÊRT - HDP Siirt adayı Hatice Seviptekin, "Siirt'te son 3 ayda 3 kadın arkadaşımız intihara sürüklenerek ya da katledilerek yaşamdan koparıldı. Bunun dışından polisler tarafından tecavüze uğrayan, alıkonulan, işkenceye uğrayan yüzlerce belki binlerce kadın var burada. Bunlarla ilgili de şimdiye kadar elle tutulur bir yasal işlem yapılmadı. Tüm bunlara karşı durmak için 'Bizler Meclise' diyoruz" dedi.
"Biz'ler HDP, Biz'ler Meclise" sloganıyla seçim çalışmalarını sürdüren HDP'nin, Türkiye halklarının kaderinin belirleneceği gün olarak ifade edilen 7 Haziran genel seçimlerine 4 gün kaldı. "Eşit temsiliyet" şiarıyla yola çıkan HDP'nin Siirt milletvekili adayı Hatice Seviptekin, meclisteki kadın temsilcisi olmayı hedeflediğini söyledi. 1977 yılında Siirt'in Şirvan ilçesinde doğan ve ardından Siirt merkeze yerleşen Hatice, çocukluğunun bir kısmını Siirt merkezde geçirdi. Tüm dünyada yankı uyandıran ve izlerinin hala silinmediği 1980 Askeri Darbesi ile Kürt Özgürlük Mücadelesi'nin başladığı ilk yıllarda ailesi türlü zorluklar çeken Hatice bunu, "Bu dönem Şirvan'da koruculuğun ilk başladığı yıllardı aynı zamanda. Ailem kimlik bilinci olan bir aileydi ve bu nedenle çok büyük zorluklar yaşadık" sözleriyle anlattı. Ailesinin evlerine yapılan gece baskınları, aileden her gün birinin tutuklanması, işkence görmesinin dayanılmaz olmasıyla Balıkesir'in Edremit ilçesine göç ettiğini söyleyen Hatice, "ailem de bir daha aynı baskıya uğramamak, o işkencelere maruz kalmamak adına küçük bir yere göç etmesi gerektiğini düşündü ve bu yüzden Edremit'e göç ettik. Batıda zorlu süreci yaşayarak ayrımı derinlemesine yaşadım. Böylece mücadeleyi daha iyi tanıdım" dedi.
'Özgür yarınları gençlerle kuracağız'
Hatice, Türkiye'de kendilerine şiddet uygulayan ya da tecavüzcüsünü öldüren kadınların büyük oranda cezalar alırken, kadını katleden ver her türlü şiddeti uygulayan erkeklerin ise iyi hal indiriminden yararlanarak serbest kaldığını belirtti. Hatice, "Örneğin Siirt'te son 3 ayda 3 kadın arkadaşımız intihara sürüklenerek ya da katledilerek yaşamdan koparıldı. Bunun dışından polisler tarafından tecavüze uğrayan, alıkonulan, işkenceye uğrayan yüzlerce belki binlerce kadın var burada. Bunlarla ilgili de şimdiye kadar dişe dokunur bir yasal işlem yapılmadı" dedi. Siirt'te kadınlara yönelik uygulanan bu özel politikalara karşı kadınların beraber mücadele etmesi gerektiğine vurgu yapan Hatice, "Bugün bir kadın rahatlıkla alışverişe gidemiyorsa, özgürce parkta ya da sokakta gezemiyorsa, kendi iradesiyle ve isteğiyle tek başına sinemaya gidemiyorsa biz modern çağda yaşıyoruz diyemeyiz" dedi. Gençler üzerinde tüm bölgede uygulanan bir asimilasyon politikası olduğunu kaydeden Hatice, "Özellikle Siirt'te bunu çok net bir şekilde görebiliriz. Özel olarak uyuşturucu sokuluyor bu kente, fuhuş yapılıyor. Bu da gençlerin kendilerini ait hissedecekleri yerlerin olmaması eksiğini çıkarıyor karşımıza. İnsanların sandığının aksine buradaki gençler savaş istemiyorlar. Tam tersi okumak ve özgür yarınları yaratmak istiyorlar. Buna yönelik biz de elimizden geldiğince gençlerimize destek olacağız. Örneğin, gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri gençlik meclislerinin açılması, kendilerini içinde var edebilecekleri sosyal alanların açılması yönünde çalışmalarımız olacak. Bu nedenle gençlere seslenmek istiyorum: Gelin 7 Haziran'da özgür yarınları hep beraber inşa etmek adına büyük bir adım atalım" şeklinde konuştu.
'Halk Cumhurbaşkanı'nın yaptığı açılışlarda kendisini bulamıyor'
Siirt'te özelde kadınların olmak üzere tüm halkların ekonomik açıdan sıkıntı yaşadığını kaydeden Hatice şöyle konuştu:"Hükümetin sosyal yardımlaşmalar üzerinde kurdukları baskının farkındayız. Oysa devletin hiçbir siyasi partiye bağlı olmaksızın bunu yapması gerekiyor zaten. İnsanları 40-50 lira için kendini ezik hissedeceği duygulara sürüklemesi bize bu konudaki tavırlarını da net bir şekilde gösteriyor zaten. Ama bugün iktidar bununla gururlanıyor biz şu kadar kişiye sosyal yardımda bulunuyoruz diye. Bunu söyleyeceğinize iş güvencesi ile beraber iş sahaları açın. Biz yaptığı yarım yamalak sosyal yardımlarıyla övünen bir iktidar değil, iş alanlarının çoğaldığı bir ülke, bir kent istiyoruz. Mesela Siirt'te fabrika yok. Oysa Siirt üretim açısından çok verimli topraklara sahip bir bölge. Ama bu topraklarımızı da yaptıkları barajlarla kurutmaya başladılar. Köylülerin geçinebileceği alanlar yok. Biz bunlara karşı kooperatifleşmeye gitmeyi hedefliyoruz. 7 Haziran'dan sonra halkımızla bir araya gelerek çözüm arayacağız ve kendimize, kentimize uygun projeler üreteceğiz. Cumhurbaşkanı bölgeye geliyor açılışlar yapıyor ancak halk kendisini bu açılışın içinde göremiyor. Çünkü halka ait olan bir proje yok ortada. Halkı çalıştıran, gelir getiren bir projesi yok."
'Anadilde eğitim için çalışmalarımız olacak'
Siirt'te yaşayan halkların çocuklarına kendi dillerinde isim koymasının kendisini mutlu ettiğini aktaran Hatice, "İnsanların kendi dillerine sahip çıkması çok hoşuma gidiyor. Bu konuda bizim de bir şeyler yapmamız gerekiyor. Örneğin şart olan anadilde eğitimin uygulanması noktasında mücadele etmek gibi. Zaten 4'lerle götürdüler bizi. Seçimlerde hep 4 sene dendi, sözler verildi. Şimdi de 4+4+4 eğitim sistemiyle çocuklarımızın okul hayatını parçaladılar. Bu sistemle beraber özellikle kız çocuklarının okutulmaması ya da okutulamaması ne yazık ki daha da yoğunlaştı. 7 Haziran'da sonra anadilde eğitim üzerine ciddi çalışmalar yapmamız gerekiyor. Öncelikli çalışmalarımızdan biri olmalı bu. 4+4+4 eğitim sisteminin değiştirilmesi gerekiyor. Çocukların küçük yaştan itibaren kreşle beraber anadilde eğitiminin sağlanması gerekiyor. Tabi bu yalnızca Kürtçe için geçerli değil. Herkes için anadilde eğitim şart. Böylece çocuklarımız geleceğe daha güvenle hazırlanabilecek ve barış ve kardeşlik içinde yetişecekler. Bu onların psikolojilerini hayata bakış açılarını da etkileyecek elbette" dedi.
(şö/zd/fk)

