Karaburun’da işçi mücadeleleri tartışıldı
14:00
JINHA
İZMİR - 9. Karaburun Bilim Kongresi 2. gününde oturum başkanlığını Aydın Arı’nın yaptığı “Sınıf, Mücadele, Kuram” paneliyle devam etti. Panelde, tekel direnişi ve işçi direnişleri tartışıldı.
9. Karaburun Bilim Kongresi’nin 2. gününde oturum başkanlığını Aydın Arı’nın yaptığı “Sınıf, Mücadele, Kuram” başlığıyla düzenlenen panelde Melek Zorlu, Yasin Durak, M. Taki Yılmaz, İzzettinÖnder, Murat Özyüksel sunumlar gerçekleştirdi. “Sınıf Mücadelesinin Med Ceziri: Tekel direnişinden Haziran isyanına Direniş ve İktidar” başlığıyla yaptığı sunumda Melek Zorlu, Tekel direnişi sırasında Ankara Sakarya Caddesi'nde ve Haziran isyanında çadırlarda kalan insanların ortaklaştığı noktaya değinerek “Her ikisinde de direniş devam etse bile sanki devrimden sonraymış gibi bir hava vardı. Birlikte hareket etmek, ortak paylaşımda bulunmak gibi” dedi. Tekel direnişinin ve Haziran direnişi arasındaki farka da değinen Melek, “Tekel direnişi geleneksel sendikal örgütlenmenin içindeki bir hareketti, ekonomik taleplerlebaşlayıp siyasal taleplere dönüştü. Haziran direnişi ise siyasal taleplerle başlayıp emek hareketinden alamadığı destek nedeniyle bir türlü evrilemeyen bir hareketi” dedi.
Her iki direniş esnasında da kimi kutuplaşmaların olduğunu belirten Melek, Tekel direnişi esnasında "tuzu kuru işçiler" tarifinin kendisini Haziran direnişinde de ‘orta sınıf, onlara bir şey olmaz’ söylemiyle kendisini yeniden ürettiğini
söyledi. Haziran direnişi esnasında işçilerin iş bırakma eylemleri yapması ve Gezi hareketiyle birleşmesi halinde sonucun başka olacağını belirten Melek, “Yeni bir örgüt tartışması yapmamız gerekiyor” dedi.
Ardından Yasin Durak, “Davut Hamlesi: Sınf mücadelesinde romantik teşebbüsler” başlığıyla bir sunum gerçekleştdi. Sunumun temel savını "maddi olaraküretilmiş sembolik biçimlerin ve söylencesel izdüşümün sınıf mücadelesinin seyrinde tesirli olduğu" konusu olarak açıklayan Yasin “Örneğin Tayyip Erdoğan HES açılışlarında Ferhat ile Şirin’egönderme yapar. Bunun sebebi ise iktisadi ve siyasi krizlerin milletçe inkarına; torba yasaların ve açılım paketlerinin belirsiz içeriğinin ürettiği demokrasi tasavvurlarından aslında olmayan dünyalarda yaşanıldığını hissettiren süper projelere kadar birçok gösterge bu ideolojik hattın iyi kavranılmasının önemini işaret etmektedir” dedi.
“Kapitalist hegemonya ilişkilerinin sürekliliği: Narsisizm” başlığıyla yapılan sunumda M. Taki Yılmaz, Narsisizm üzerine eleştiri yaptı. Taki “Aslında Kapitalizm ya da Emperyalist ilişkilerle Narsisizm arasında ilişki söz konusu. Ekonomik ilişkiler, toplumsal yapıyı etkiliyor. Örneğin 1950’li yıllarda ekonomik durum tasarruf etmeye yönelikti ve o dönemde insanlar gelirlerinin yüzde 12’sini tasarruf eder durumdaydı. 60’lı yıllara gelindiğinde ise tüketim özendirildi ve arzular kışkırtıldı. Özellikle 80’li yılların sonlarına doğru ise gelirlerinden yüzde 18 daha fazla harcar duruma geldi. Yani olmayan paralarını harcıyorlar” dedi.
Panel, İzzettin Önder'in “Thorstein Veblen: Bir pasif aktivist” başlığıyla yaptığı sunum ve Murat Özyüksel'in “Devletin işçi sınıfına karşı baskı politikasının tarihsel kökenleri” sunumuyla devam etti.
(ht/gc)

