'Türkiye'de internet özgürlüğü yok'
14:53
JINHA
İSTANBUL - RSF, TGC, Alternatif Bilişim Derneği, Uluslararası Af Örgütü (UAÖ) ve HRW'nin 2-5 Eylül'de İstanbul'da gerçekleşen İnternet Yönetişim Forumu'na (İGF) dair düşüncelerini ve Türkiye'de internet özgürlüğüne dair görüşlerini kamuoyuyla paylaşmak amacıyla gerçekleşen toplantıda konuşan kurum temsilcileri, "Düşünce özgürlüğünün kısıtlandığı Türkiye'de böylesi bir forumun gerçekleşmesi çok ironik. 15 yıldır AB müzakerelerini sürdüren Türkiye'nin internet paylaşımlarını yargılamada delil olarak görmesi ve interneti sansürlemeye devam etmesi ise merak konusu" dedi.
Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Alternatif Bilişim Derneği, Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) 2-5 Eylül'de İstanbul'da gerçekleşen İnternet Yönetişim Forumu'na (İGF) dair düşüncelerini ve Türkiye'de internet özgürlüğüne dair görüşlerini kamuoyuyla paylaşmak amacıyla basın toplantısı düzenledi. Cezayir Toplantı Salonu'nda gerçekleşen toplantıya, RFS Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, HRW temsilcileri Emma Sincilair-Webb ve Cyhthia Wong, RSF temsilcisi Johann Bihr, Uluslararası Af Örgütü Temsilcisi Andreu Gardner ve insan hakları savunucusu, Düşünce Suçları Müzesi Kurucu üyesi Şanar Yurdatapan katıldı.
Toplantıda ilk olarak konuşan RFS Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, Türkiye'nin 15 yıldır AB üyesi olma sürecinde olduğunu hatırlatarak, "Buna rağmen Türkiye'de hiçbir demokratik standartlar oluşturmuş değil. Düşünce ve politikaların çatıştığı bir ülke olan Türkiye'de düşünce özgürlüğünden söz etmek mümkün değil" dedi.
'5651 sayılı kanunla engeller arttı'
TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş de, 5651 sayılı internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilesi hakkında kanuna dikkat çekti. Sibel, "Türkiye 2007 yılında 5651 sayılı yasa ile bilişim ortamındaki en önemli iç hukuk düzenlemelerinden birini yürürlüğe soktu. Bu yasada, özellikle sitelere erişimin engellenmesiyle ilgili hükümlerde ifade özgürlüğü dikkate alınmadı. TGC olarak erişimin engellenmesine ilişkin 8'inci maddenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) standardına uygun olmadığını belirttik. 8'inci kararda Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na (TİB) verilen geniş yetkileri de eleştirdik" dedi. Reyhanlı patlamasının ardından yayının kısıtlanması ve Twitter ile Youtube'un engellenmesini de hatırlatan Sibel, "Biz TGC olarak yayının kısıtlanmasına karşı çıktık. Tuhaf olan ise biz buna kaşı çıkarken internet sitelerinin bu kısıtlamaya itirazının olmaması oldu" diye belirtti.
'MİT'in hesap vereceği bir mekanizma yok'
Ardından sözü alan HRW temsilci Cyhthia Wong, MİT Yasası ve internet yasağı ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu. BM'nin insan haklarına ilişki çıkardığı raporda kişi dinlemelerinin yasayla gerçekleşmesi ve yargılamanın da tarafsız uluslararası mahkemelerde yapılmasına ilişkin çıkardığı yasaya dikkat çeken Cyhthia, "Türkiye'de dinlemeler yasal olmayan çerçevelerde gerçekleşiyor. İstediği şekilde dinleme yapan MİT'in hesap vereceği bir mekanizma dahi yok. Türkiye'nin Facebook ve Twitter gibi şirketlerden kişilerin özle bilgilerine ulaşmak için işbirliği yapmak istediği biliniyor. Bu şirketler her defasında kontrol edilmeli ve onlara 'siz ne yapıyorsunuz' demek lazım" dedi.
'İnternet paylaşımı suç'
HRW temsilci Emma Sincilair de internet forumunun Türkiye'de olmasının önemli olduğunun altını çizerek, "Forumun burada gerçekleşmesi Türkiye'nin ifade özgürlüğü kısıtlama siciline de ışık tutmuş oldu" diye belirtti. İnternet sansürü ve engellenmesinin en fazla hükümet ve Fetullah Gülen tartışmasında yaşandığını iade eden Emma, "İnternet siyaset çekişmesinin bir aracı haline geldi" dedi. Son olarak internet üzerinde yapılan paylaşımların suç unsuru olarak görüldüğünü ve yargılama sırasında delil olarak kullanıldığını söyleyen Emma, "İnternet üzerinden paylaşım yapmak ve kendini ifade etmek ne yazık ki hala suç ve ağır cezaların alınması hayatın karartılması sonucunu doğuruyor" dedi.
'Türkiye'de ifade özgürlüğü yok'
Uluslararası Af Örgütü Temsilcisi Andreu Gardne, böylesi bir forumun Türkiye gibi düşünce özgürlüğünün olmadığı bir ülkede olmasından dolayı ironik olduğunu belirterek, "Türkiye gibi kendine demokratik diyen bir ülkede başbakanın çıkıp 'internet bir baş belasıdır' demesi çok ilginç. Aynı zamanda egemen medyanın iktidar tarafından tekelleşmesi ve medya mensuplarının ya işaret edilerek ya da işten atmayla korkutulması ise hukuk çerçevesine uymayan yaklaşımlardır" diye konuştu.
RSF temsilcisi Johann Bihr ise Türkiye'nin internet sabıkası olan ülkeler kulübüne girmeye doğru yol aldığına işaret ederek, "Sosyal medyanın yasak olduğu Çin ve internete kısıtlama getirilen İran'ın da olduğu düşünce özgürlüğünü kısıtlayan ülkeler listesinde Türkiye de yer alıyor" dedi.
'Beraber 5 defa yargılandığımız adam şuan Cumhurbaşkanı'
İnternet üzerinden kurulan Düşünce Suçları Müzesi'ne ilişkin konuşan Şanar Yurdatapan da kısa bir konuşma yaptı. "1995'te Yaşar Kemal'in yargılanma sürecinde başlattığımız Düşünce Suçu'na Karşı Girişim oluşturduk. Bu oluşum ifade özgürlüğüne dair açılan davanın ardından, gönüllü kişilerin gidip kendilerine dair dava açılması talebinde bulunması şeklinde eylemleri gerçekleştirdi. Yıllar önce hakkında açılan 5 davadan dolayı her seferinde kendisiyle beraber yargılandığımız biri vardı. O şimdi bu ülkenin Cumhurbaşkanı. Şimdi ise aynı yargılamayı kendisi yapıyor" dedi. Düşünce Suçları Müzesi'nin internet ortamında açılma nedenini de belirten Şaner, "Gün gelir birileri oluşturduğumuz müzeyi yok eder endişesi ile internet üzerinden müzemizi açtık. Oraya giren bir daha çıkamaz. Engellense bile bizim gencecik insanlarımızın bildiği engeli kaldırma yolarından yine de ulaşabileceklerini biliyoruz" dedi.
Toplantı konuşmaların ardından soru ve cevaplarla devam etti.
(zd/gc)

