İstanbul'da 6-7 Eylül 1955 saldırıları protesto edildi
20:07
JINHA
İSTANBUL - Rum ve Ermeni vatandaşlara yönelik 6-7 Eylül 1955'te gerçekleşen ırkçı saldırıların yıldönümüne ilişkin Irkçılığa Karşı Dur De Platformu tarafından oturma eylemi gerçekleştirildi.
İstanbul'da, Rum ve Ermeni vatandaşlara yönelik olarak 6-7 Eylül 1955'te gerçekleşen ırkçı saldırıların yıldönümüne ilişkin Irkçılığa Karşı Dur De Platformu tarafından oturma eylemi düzenlendi. Galatasaray Lisesi önünde gerçekleşen eylemde platform üyeleri "6-7 Eylül'ü Unutmadık" yazılı pankart ve "Irkçılığa dur de" döviz taşıdı. İstanbul'da 6-7 Eylül 1955 tarihinde gerçekleşen saldırıları belgeleyen fotoğrafının üzerine mum ve karanfillerin bırakıldığı oturma eylemi öncesinde basın açıklaması düzenlendi. Açıklamayı katılımcılar adına Irkçılığa Karşı Dur De Platformu üyesi Gonca Şahin yaptı. Gonca, "6-7 Eylül 1955 yılında İstanbul'da başta Rumlar olmak üzere Müslüman olmayan azınlıklara yönelik örgütlü saldırılar ve yağmalamalar düzenlendi. Saldırılarda 15 kişi katledildi, 300 kişi yaralandı, 400 kadın tecavüze uğradı, 5 bin 214 ev, bin 40 işyeri, 73 kilise, 1 sinagog, 2 manastır, 26 okul, tahrip edildi" diye konuştu.
'Saldırılar homojen Anadolu projesi politikasıydı'
Farklı etnik kökenlere saldırıların amacının 1913 yılında başlayan ulus-devlet inşasının bir ürünü olduğunu belirten Gonca, Müslüman ve Türk olmayan yurttaşlara yönelik gerçekleşen saldırıların, Anadolu'nun homojen bir hale getirilmesi amacı güttüğünü ifade etti. Gonca, "Bu nedenle zorunlu göç ve iskan politikaları uygulandı. Bu nedenle 6-7 Eylül olayları Sünni, Müslüman ve Türk nitelikleri ağır basan tek tip ulus yaratma projesinin bir eseri olup, bu doğrultuda gayrimüslim toplumlara verilen bir mesaj niteliktedir. Bu saldırılar Lozan Anlaşması ile halkları güvence altına alınan İstanbul'daki Müslüman olmayan toplulukları yok etmeyi amaçlayan soykırımcı ulus devlet politikalarında bir süreklilik olduğunu gösterdi" şeklinde ifadeleri kaydetti.
'1913'ten çok uzakta değiliz'
Hükümet tarafından örgütlenen meslek yasaklarının sonucunda yaşanan hak ihlallerine dikkat çeken Gonca, "Örgütlenen meslek yasakları, Amele Taburları, Varlık Vergisi, 1964 tehciri, fişlemeler, gasplar, tehditler ile bu politikalar kurumsallaştırdı. Bunun sonucunda günümüzde Anadolu'nun kadim Müslüman olmayan halklarından Ermeniler, Rumlar, Yahudiler ve Süryani toplumundan geriye sadece on binler kaldı. Ne yazık ki, bu zihniyet hala devam ediyor. Bizzat Cumhurbaşkanı tarafından Ermeni kimliğini aşağılayan tutucu, egemen medya ve iktidar partisi milletvekillerinin Yahudilere karşı Naziler tarafından gerçekleştirilmiş Holokost'u ve toplumunda yaygın antisemitizmi meşrulaştıran nefret söylemleri 1913'ten çok uzak olamadığımızın göstergesidir" sözlerini ifade etti.
'Homojen ulus anlayışından kopmadıkça çözüm olmaz'
Konuşmasında ayrıca müzakere sürecine de dikkat çeken Gonca, Cumhuriyet döneminden bu yana gerçekleştirilen homojen ulus projesinden tam bir kopuş olmadan müzakerelerin mümkün olmayacağını vurgulayarak, "Bunun için ise tüm Müslüman olmayan yurttaşların eşit bir vatandaş olarak kabul edilmeleri, geçmişte yaşanan mağduriyetlerin telafi edilmesi ve özür dilenmesi bir önkoşuludur" dedi.
Açıklamaların ardından katılımcılar gerçekleştirdikleri beş dakikalık oturma eyleminin ardından dağıldı.
(zd/mg)

