DTK 7. Olağan Kongresi sonuç bildirgesini açıkladı

19:25

JINHA


AMED – Rojava Devrimi’nde yaşamını yitiren bütün Kürdistan direnişçilerine atfedilen DTK 7. Olağan Kongresi’nin sonuç bildirgesi açıklandı. PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın özgürleşmesi çağrısı yapılan bildirgede, IŞİD çetelerine karşı halkların birlikte mücadele etmesi, bu çetelere karşı YPG ve HPG’nin uluslar arası alanda savunma gücü olarak tanınması kararlaştırılırken, kadına yönelik her türlü ayrımcılık, şiddet ve toplumsal eşitsizlik ile mücadelenin öncelikli görevler arasında görüleceği belirtildi.


DTK’nin iki gündür devam eden ve Kürt Ulusal Kongresi için çağrılarında yapıldığı 7. Olağan Genel Kongresi’nin sonuç bildirgesi açıklandı. Yeni eş başkanların yaptığı teşekkür konuşmasının ardından sonuç bildirgesi Kürtçe ve Türkçe olarak deklare edildi. Bildirgede kongrenin 501 delege, Kürdistan’ın dört parçasından, Türkiye ve Avrupa’dan siyasi parti temsilcileri, sivil toplu örgütleri ve şahsiyetlerden oluşan 300’e yakın konuk ve 50’ye yakın gözlemcinin katılımıyla gerçekleştiği ifade edildi. Bildirgede siyasal süreç, Kürdistan ve bölgede yaşanan durum, inşa,  DTK’nin misyon ve sorumlulukları konularının gündemine alan kongrenin önemli bir tartışma ve kararlaşma düzeyine ulaştığına işaret edildi. Bildirgenin devamında “Genelde Ortadoğu’da özelde Kürdistan coğrafyasında adı konulmamış bir 3. Dünya savaşı durumu yaşanmaktadır. Ortadoğu da yaşanan bu savaş tüm bölge halklarının güvenlik ve geleceğini tehdit etmekle kalmıyor etnik, inanç ve kültürel soykırım gibi tarihsel hafızalardan silinmeyecek ağır sonuçları doğuruyor. Rojava, Şengal, Telafer ve Filistin’de yaşananlar bunun somut ifadesidir” denildi.


‘Ulusal kongre gerekliliği ortaya çıktı’


Tüm bu gelişmeleri öngören PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın yaşanabilecek olası gelişmelere ısrarla dikkat çektiğinin altı çizilen bildirgede, “Bölge ülkelerinin demokratikleşme temelinde dönüşüm geçirmelerini, Kürdistani güçlerin de varlığını koruma ve özgürlüğünü sağlama temelinde bir an önce ulusal kongreyi toplayarak sürece hazır hale gelmelerinin gerekliliğini ortaya koymuştu.  Bölge ülkeleri bu uyarıları dikkate almayarak aksine savaşı derinleştirecek ilişki ve arayışların içine girmişlerdir. Ayrıca Kürdistan ulusal kongresinin toplanmamasına yönelik başta Türkiye olmak üzere diğer bölge devletleri engelleyici tutumlar içinde olmuşlardır. Tüm bu gelişmeler öngörülürken Kürt siyasi parti ve oluşumlarının dıştan dayatılan engellemelere rağmen ulusal birlik temelinde bir kongreyi gerçekleştirememesi tarihsel vebali ağır olan gelişmelerin yaşanmasına yol açmıştır. Bu gelişmeleri değerlendiren kongremiz hiçbir mazerete sığınmadan bir an önce ulusal kongrenin toplanma çağrısını yinelemektedir. Gecikmişte olsa gerçekleştirilen sınırlı ulusal birliğin, halklarımızın saldırılara karşı savunulması, İŞİD saldırılarının püskürtülmesi ve Kürdistani halkların dayanışması açısından ne denli önemli olduğunu yaşanan gerçeklik göstermektedir. Bu realiteden de anlaşıldığı gibi Kürdistan ve Mezopotamya halkları açısından ortak savunma gücünün nedenli hayati önemde olduğu ortaya çıkmıştır” sözlerine ifade edildi.  


‘Şengallilerin topraklarına dönmesi için gerekenler yapılacak’


Yine Rojava’da yaşanan sürecin ortaya çıkarttığı umut da bölge halklarının geleceğini şekillendirecek nitelikte olduğu belirtilen bildirgede, “Halkların birlikte barış içinde yaşamı için örnek model oluşturan kantonlar, demokratik ulus perspektifinin, geçen yüzyıldan devralınan ulus devlet tahribatının panzehiri olduğunu göstermiştir. Bir yandan kendi ayakları üzerinde durabilecek alt yapısını inşa ederken diğer yandan Şengal vahşetinden kaçanlara ev sahipliği yaparak tüm halkların takdirini toplayan Rojava halkı bu durumu kendi öz gücüne dayanarak oluşturduğu öz yönetimlerinden almaktadır. Rojava da oluşturulan demokratik yönetim modelinin bölge halklarının özgür geleceği için bir çözüm seçeneği olarak gören kongremiz, halkları yerinden ederek değil, yaşadığı topraklarda öz yönetim modeliyle varlıklarını sürdürmelerini önemser. Bu gerçeklikten hareketle Şengal’in otonom statüye kavuşturularak, yerinden edilen Şengallilerin topraklarına geri dönmelerinin sağlanması için gerekli girişimlerde bulunur” diye kaydedildi.    


‘YPG ve HPG uluslararası alanda tanınmalı’


Bildirgede, yerel, ulusal ve ulular arası hiçbir gücün karşında duramadığı çeteci güçlere karşı halkların savunmasını ağır bedeller ödeyerek gerçekleştiren YPG ve HPG güçlerinin uluslar arası mekanizmalar tarafından halk savunma gücü olarak tanınması ve PKK’nin ‘terör örgütleri’ listesinden çıkartılmasının bir zorunluluk olarak görüldüğü belirtildi.


‘AKP tasfiyeyi amaçlıyor’


Bildirgede, “Diyalog sürecinde gelinen aşamayı gündemine alıp değerlendiren kongremiz, AKP hükümetinin çözüme dair tatmin edici bir adım atmadığını vurgulamıştır. Bir yandan İŞİD vb. yapılara destek vererek Kürt kazanımlarını bastırmaya çalışırken diğer yandan orta doğunun kaotik gerçekliği içinde Kürt halkının katliamla karşı karşıya olduğu bir ortamda çözüm süreci adına silahsızlanmayı ilk seçenek olarak dayatması tasfiyeden başka bir durumu amaçlamadığını değerlendirmiştir” ifadelerine yer verildi.


‘Abdullah Öcalan özgürlük koşulları oluşturulmalı’


Sonuç bildirgesinin devamında şu ifadelere yer verildi: Gerçekliği olmayan seçenekleri dayatıp esasta yapması gerekenleri öteleyen tutumlarına rağmen Kürt halk önderi ve özgürlük hareketi çok zor şartlar altında diyalog sürecinin kopmaması için yoğun çaba sarf etmiştir. Bu çabaların sonuç alıcı bir müzakere ve kalıcı bir barış sürecine dönüşmesi için öncelikli olarak Kürt halk önderi sayın Abdullah Öcalan’ın özgürce hareket edeceği koşulların sağlanması, diyalog sürecinden müzakere sürecine geçişte katkı sunacak kesimlerin dahil edilmesi, hasta tutsakların bir an önce serbest bırakılması, TMK’nın kaldırılması, seçim yasasının demokratikleştirilmesi ve bunlarla birlikte anadil hakkının ve demokratik özerkliğin esas alınacağı yeni bir anayasanın yapılması acil bir ihtiyaç olarak öne çıkmaktadır.


‘Kadın özgürlüğü toplumsal özgürlüktür’


Kadın özgürlüğünü toplumsal özgürlüğün teminatı olarak kabul eden kongremiz, kadına yönelik her türlü ayrımcılık, şiddet ve toplumsal eşitsizlik ile mücadeleyi öncelikli görevleri arasında görerek, bunların giderilmesi için başta kendi örgütsel mekanizmalarında olmak üzere eşit temsiliyetin yaşamın tüm alanlarında uygulamayı vazgeçilemez görev sayar. 


‘Farklılıklar özgürce yaşamalı’


Emek sömürüsü, çocuk istismarı, madde bağımlılığı, ötekileştirilen kimlik ve yaşam biçimlerine yönelik ayrımcı politikalara karşı mücadele etme kararlılığını ortaya koyan kongremiz, farklılıkların kendi özgünlüklerinde özgürce yaşamasına ilişkin çalışmalar yürütür.


‘Kongreyi şehitlere atfediyoruz’


Toplumsal taleplerin siyasal karar süreçlerine etkin biçimde katılım mekanizmalarının oluşturulmasını gündemine alan kongremiz, en yerelden başlayarak doğrudan demokrasiyi kurumsallaştırarak, demokratik özerkliği tüm boyutlarıyla inşa etmeyi hedeflemiştir. Ahlaki ve politik toplum esasları üzerinden demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigma ile toplumsal inşayı ekonomik ekolojik adelet  savunma gibi ana boyutlar üzerinden toplumsal sorunların çözümüne yönelik  inşayı acil bir görev olarak önüne koymuştur. Kongremizi başta Êzidî halkı olmak üzere Güney Kürdistan ve Rojava’da soykırıma uğrayan ve soykırım tehdidi altında olan Kürt, Süryani, Ermeni, Şabak, Kakai inancı ve halklarına ve Rojava Devrimi’nde şehit düşen bütün Kürdistan direnişçilerine atfediyoruz.”


(ekip/mg)