İnşaat işçileri: Arkadaşlarımızın kanını bize temizletip kovdular
08:55
Zehra Doğan/JINHA
İSTANBUL - Torunlar GYO'da gerçekleşen katliamı anlatan inşaat işçileri, "Katliamın hemen ardından, patronlar bizden asansör boşluğundaki delilleri yok etmemizi istediler. Bizden arkadaşlarımızdan kalan kan izlerini yıkamamızı ardından istifa etmemizi istediler. Kimi işçi kabul etmek zorunda kaldı. Temizliğin ardından aynı gece ansızın 700 işçi kapı dışarı edildik. O binada hala katledilenlerin kan kokusu var" dedi.
İstanbul'da 6 Eylül günü Mecidiyeköy'de bulunan Torunlar GYO'ya ait rezidans inşaatındaki asansörün yere çakılması sonucunda 10 işçi hayatını kaybetti. Uzmanlar iş sağlığı ve güvenliği konusunda önlem alınması için sürekli uyararılar da bulunsalar da Türkiye'de her işçi her an ölüm tehlikesiyle karşı karşıya. Özellikle inşaat sektöründe işçi cinayetleri sürekli kendini tekrar ederken, son olarak 10 emekçinin yaşamını yitirmesi herkesi ayağa kaldırdı. İşçilerden Nurettin Gülçek, "Olaydan sonra, bize gidip olay yerini eski haline getirin ve gidin. Arkadaşlarımızın kanını bize temizleterek kovdular" sözleri yaşananların iç yüzünü ortaya çıkarıyor.
'Bir gece ansızın kapı dışarı edildik'
Katliamın gerçekleştiği gece şirket yetkililerinin işçilere asansörde gerçekleşen katliamın delillerini ortadan kaldırmalarını emrettiğini söyleyen Nurettin, "Bizden arkadaşlarımızın katledildiği yeri temizlemememizi istediler. Ruh halimizi düşünmediler. Tek dertleri delilleri ortadan kaldırmaktı. Bazı arkadaşlarımız emri yerine getirmek zorunda kaldı. Psikolojimiz yerle bir oldu" diye konuştu. Olay gecesi polislerin sadece protestoları bastırmak için inşaat şirketinin kapısı önünde beklediğini ifade eden Nurettin, "Bu şirkette katliamın izleri henüz tazeyken, polisler burada nokta atışı oyunu oynayıp gülüyordu. O an 'neyiz biz, biz kimiz' diye sordum kendime. Onlar oynadığı sırada biz de onları telefonla videoya çektik. Bu geceyi biz de böyle bir yöntemle unutmamak istemedik" dedi. Nurettin, "Patronlar, katliam gerçekleşir gerçekleşmez bizden asansör boşluğunu temizlememizi ve işten ayrılmamızı istediler. Bir gece ansızın 700 işçi kapı dışarı oldu. Bazı işçilere yüksek ödeme yapıp istifayı kabul etmesini önermişler. İstanbul gibi bir yerde yaşamak zorunda kalan birçok işçi bunu kabul etti" ifadelerinde bulundu.
'Katliamın olacağını biliyorduk'
"Çalıştığımız blokta patlama sesine benzer bir ses duyduk. Hepimiz halatın koptuğunu tahmin ettik. Ne yazık ki tahminimiz doğruydu, çünkü bu katliam tesadüf değildi" diyen Bilal Özdemir adlı inşaat işçisi, asansörün bozuk olduğunu daha önce ustabaşına söylediklerini ve asansörün katliamın gerçekleştiği gün üstün körü bir şekilde kontrol edilerek, "artık binebilirsiniz" denildiğini söyledi. Birçok işçinin defalarca 32 kat çıkmasına rağmen o gün asansörü kullanmadığını ifade eden Bilal, "Çünkü asansör tam bir şekilde yapılmamıştı. Hepimiz böyle bir şeyin olacağını önceden biliyorduk. Bu nedenle sesi duyar duymaz asansörün düştüğünü anladık. Olaydan sonra Aziz Torun, 'ben de o asansöre bindim' dedi. Aziz Torun ayda yılda bir asansöre biniyordu. Biz ise yüzlerce işçi olarak her gün defalarca binmek zorunda kaldık. Cumartesi günü açık bir şekilde katliam gerçekleşti" dedi.
'Bir sendikanın olduğunu bile bilmiyorduk'
Kendisi gibi binlerce işçinin sendikanın dahi haberdar olmadığını söyleyen Sinan Ülkan adlı işçi, "Memleketimizden üç kuruş için buralara geldik. Ben ve yüzlerce arkadaşım sendikalı olma hakkımızın olduğunu bir yana bırakın, inşaat işçilerine dair bir sendikanın dahi olduğunu bilmiyorduk. Cumartesi gerçekleşen katliamın hemen ardından buraya gelen sendikalı arkadaşlarımız sayesinde öğrendik" diye belirtti. Serdar Keleş adlı bir diğer inşaat işçisi ise "Sendikalı olsak dahi bir şey değişmez. Bu ülkede her gün onlarca işçi katlediliyor. İş cinayetlerine kurban giden birçok arkadaşım var. Ne yazık ki katliamlara da alıştık. Bu ilk değil son da olmayacak. Bu ülkede sendikalı olmak, serbest olduğu gibi, sendikalı işçiyi çalıştırmamak da serbest. Ne yapsak boş" şeklinde ifadelerde bulundu.
(zd/dc)

