İzmir’de ‘Erkekler sempozyumu’ başladı
19:08
JINHA
İZMİR - 1.Uluslararası Erkekler ve Erkeklik Sempozyumu “Kimlikler, kültürler, toplumlar” adıyla İzmir’de başladı. Tepekule Kongre Merkezi’nde başlayan sempozyum cumartesi günü sona erecek. Sunumların üç gün süreceği sempozyum, akademik ve politik çalışmaların paylaşılmasını sağlayacak.
İzmir bir ilke tanıklık ederek, 1. Uluslar arası Erkekler ve Erkeklik Sempozyumuna ev sahipliği yaptı. Tepekule Kongre Merkezi’nde başlayan sempozyum, akademisyen ve öğrencilerin çalışmalarını paylaştığı akademik ve politik bir atmosfer oluşturdu. Sempozyumun gerçekleşmesinde emeği geçen Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Kadın Araştırma Merkezi Başkanı Profesör Doktor Serpil Sancar, etkinliğin amacının erkeklerin toplumsal sorunlara dair eleştirilerinin görünür hale gelmesi olduğunu ifade etti. Sempozyumun sadece akademik değil politik bir yanının da bulunduğunu söyleyen Serpil, toplumun siyaset eli ile şekillendirildiğinin bu sempozyumda yeniden görüleceğini belirtti.
‘Toplum sizi baskılıyor’
Sempozyuma Sivas’tan katılan ve sunum yapacak olan Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal ve Kültürel Antropoloji üzerine çalışma yürüten Yardımcı Doçent Doktor Çağdaş Dermen’de, Türkiye’de böyle bir sempozyumun yapılmasının önemli olduğunu söyleyerek, erkeklerin kendilerine daha çok soru soracakları ve kendilerini sorgulayacakları bir şekilde buradan ayrılmalarını temenni etti. Şimdi 40 yaş üstü, emekli ve kahvede oturan erkekler ile ilgili çalışma yaptığını söyleyen Çağdaş, belli bir sosyokültürel yapı içerisinde yetişen erkeklerin değişmesinin kolay olmadığını ifade etti. Toplumun her şeyi ile erkek egemen sistemi beslediğini ve aksini dışladığını ifade eden Çağdaş, “Siz toplumdan farklı düşünseniz bile farklı yaşayamıyorsunuz. Sivas’ta yaşıyorum, evime gelen misafirlerime çay ikram etmem yadırganıyor ve bu iş sadece kadının işi olarak görülüyor. Bir kızım var, ben ne kadar ona cinsiyet kodları yüklemesem de o evin dışındaki tüm hayatında bu kodları öğreniyor. Dolayısıyla siz ne kadar ‘erkek egemen yaşamayacağım’ desensiz de toplum sizi aksine zorluyor. Adetler, görenek ve gelenekler sizleri kendisi gibi yapıyor. Toplumun o nedenle bir anda dönüşmesi ve erkek egemenliğinden çıkması kolay değil. Dilerim bunun gibi sempozyumlar artar ve toplum aşağıdan yukarıya değişme evresine girer" dedi.
Erkek egemenliğinin dünyada olduğunu, ancak orta doğudaki ülkelerde bunun dini unsurlar ve namus kavramı ile daha da fazla olduğunu söyleyen Çağdaş, siyasetin dilinin ve pratiklerinin de bunu ne yazık ki beslediğini aktardı.
Üç gün sürece olan sempozyumun başlıkları şöyle:
“Devrimci hareketler, politik aktivizm, etnik/dinsel çatışma, yeni toplumsal hareketler,
Milliyetçilik, askerlik ve militaristleşme,
Beden temsilleri/deneyimleri, sakatlık çalışmaları,
Cinsellikler, arzu, pornografi,
Mahremiyet, duygular, duygu sosyolojisi/antropolojisi,
Öznellikler ve deneyimler,
Cinsel kimlikler, müphem erkeklikler, “queerleştirme”, akışkanlık ve olumsallık,
Erkeklik çalışmalarının dünü ve yarını; feminizmlerin erkeklik çalışmalarıyla ilişkisi ve etki alanı.”
(ht / dc)

