'26 bin kadın açlık ve yoksulluk sınırında'

13:26

 


JINHA


AMED - "Kadının Ekonomiye Katılımı ve Ekonomiye Katılım Biçimleri" başlıklı çalıştayın birinci oturumunda kadının ekonomi, sağlık, hukuk, eğitim alanlarındaki yeri, cinsiyet eşitliğine ilişkin tartışmalar yürütüldü. Sarmaşık Derneği üyesi Zübeyde Oğuzhanlı, derneğe başvuranların yüzde 90'ının kadın olduğunu belirterek, “26 bin kadın açlık yoksulluk sınırında. Kadın üretip aktif bir andayken kadını uzaklaştırdılar" diye konuştu.


DTK, Ticaret Sanayi Odası ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin ortaklaşa düzenlediği "Demokratik Ekonomi Konferansına Hazırlık Çalıştayları" kapsamında Diyarbakır'ın Yenişehir ilçesinde Sümerpark resepsiyon salonunda gerçekleşen "Kadının Ekonomiye Katılımı ve Ekonomiye Katılım Biçimleri" başlıklı çalıştayın birinci oturumunda, bölgede kadının mevcut durumu, sosyo-ekonomik koşulları, kapitalist modernitede kadının ekonomiye katılımı konuları tartışıldı. Birinci oturumda konuşan Prof. Dr. Şemsa Özar, kadının görünen ekonomiden dışlandığını belirterek, erkeğin ön planda tutulduğunu söyledi. Şemsa, "Demokratikleşmeyle demokratik ekonomi mümkün olduğu kadar demokratik özerklik içinde anti kapitalist yapıların oluşturulması çok önemli. Ancak biz antikapitalist politikalarımızı düşünürken daha çok kooperatif komün üzerinden düşünüyoruz. Bu kısmen doğru. Şimdiki ekonominin büyük çoğunluğu kapitalist işletmelerle yürüyor. Onları kendi hallerine bırakamayız,  biz de onlarla dışarıdan savaşarak türeyemeyiz. Ancak işyerlerini demokratikleştirmek için nasıl mücadele vermeliyiz bunu düşünmemiz lazım" dedi.


'26 bin kadın açlık yoksulluk sınırında'


Sarmaşık Derneği üyesi Zübeyde Oğuzhanlı, dernek bünyesinde yaptıkları çalışmaları anlatarak, derneğin amacının ailelere sosyo-ekonomik açıdan katkı sunmak olduğunu belirtti. Zübeyde, Sarmaşık Derneği'ne bağlı


Gıda Bankasının 27 bin kişiye yardım ettiğini kaydederek, "Yoksulluğun tarihini incelediğimizde siyasetten, askerden, devletten gelen bir yoksulluk görüyoruz. Topluluğu parçalamak için her yöntem denendi. Bunlardan biri koruculuktur. İnsanlar Diyarbakır'da üretim yaptıkları yerden köylerinden, evlerinden kovuldular. Fuhuş, uyuşturucu da bunların bir parçasıdır. Devletin amacı bu insanları çaresiz bırakıp köleleştirip kendisine bağlı kılmaktır. Bize başvuran herkese devletin kirli politikalarını da göstermeye çalışıyoruz. Başvuranların yüzde 90'ı kadın 26 bin kadın açlık yoksulluk sınırında. Kadın üretip aktif bir andayken kadını uzaklaştırdılar" şeklinde konuştu. 


'Hukukçulara sadece şiddet başvurusu geliyor'


Zübeyde'den sonra, iş yasaları ile ilgili hukuki sorunlara değinen Kuzey Kürdistan Hukukçular Derneği üyesi Ruşen Seydaoğlu, hukuk alanının üretim politikalarını gerçekleştirme açısından hayati bir boyut olduğunu belirtti. Ruşen, ekonomik açıdan kadınlardan başvuru alamadıklarını kaydederek, "Kadınlar daha çok şiddet başvurusu üzerine geliyor. Kadını köleleştirip kadınla erkeği ayrım yapıp kadını eve mahkum ediyorlar. Bu da beraberinde şiddeti getiriyor. Türkiye'de kadınlara yönelik iş alanında yüzlerce sözleşme var fakat hiçbiri uygulanmıyor. Kırsal hayata yeniden dönüş çalışması yapıldı. Son dönemde neoliberal politikalarla beraber AKP hükümeti kadınlara dönük atak yaptığını göstermeye çalıştı. Kadına yönelik doğum izni fazlalaştırıldı. Buda kadını sadece ev işi yapma çocuk bakma eve kapatma çalışmaları. İyi bir şey yaptığını gösterdi. Fakat buda iyi yönde değil" şeklinde konuştu.


SES Diyarbakır Şubesi'nden Gülhan Tekin, kadınların hastaneye tek başına gidemediklerini kaydederek, tıp alanında da erkeklerin hakimiyeti olduğuna dikkat çekti. Gülhan, "Mahalle, komün meclisleriyle ekonomide kadın var edilebilir, görünebilir hale getirebilir. Köy kent veya mahallelerde kurulacak sağlık grubu kurulmalı. O grupta sadece sağlıkçılar olmamalı. Fiziki değil ruh ve psikolojik açısından da destek olmalı. Kadının toplumsallaşması bilginin yayılmasına neden olur.


Çalıştayın birinci oturumu eğitimde cinsiyet eşitliğine dair sunum ve değerlendirmelerle devam etti.


(ekip/gc)