Mülteci kampındaki tecavüz ve intihara ilişkin rapor hazırlandı-YENİLENDİ
14:02
JINHA
MÊRDÎN - Mardin'in Midyat ilçesinde Suriyelilerin barındığı kampta bir kadına tecavüz edildikten sonra kadının intihar ettiği yönündeki iddialar üzerine, İHD ve SES şubeleri kampa giderek incelemelerde bulundu. İnceleme sonrasında hazırlanan raporda tecavüze uğradıktan sonra intihar ettiği iddia edilen kadının durumunun araştırılması gerektiği belirtilerek, devlet denetimi altında bulunan kampta, kampla ilgisi olmayan insanların çeşitli yollardan kampa rahatlıkla girdikleri, kampta eskiden koruculuk yapan kişilerin görev yaptığı şeklinde ciddi iddiaların bulunduğu belirtildi.
Midyat sığınma kampında Suriyeli bir kadının tecavüze uğraması sonucu intihar ederek yaşamına son verdiği şeklinde iddia ve haberlerin yapılması üzerine Mardin İHD ve Mardin SES yöneticilerinden oluşan bir heyet, olayı araştırmak, neticesini kamuoyu ile paylaşmak amacı ile Midyat ilçesinde resmi ve gayrı resmi görüşmelerde bulundu. İHD Mardin Şube Başkanı Av. Erdal Kuzu, SES Mardin Şube Başkanı B. Ufuk Altıntaş ve İHD Şube yöneticisi Av. Ahmet Arıkan'dan oluşan heyetin yaptığı inceleme sonrasında rapor hazırlandı.
Hazırlanan raporda, Mardin'in Midyat ve Nusaybin ilçelerinde Suriye'den gelen ve çoğunluğu Arap kökenli olan kişiler için kamp hazırlandığı, Midyat'ta bulunan kampın kapasitesinin 2 bin olmasına rağmen 3 bin civarında sığınmacının barındığı, Nusaybin ilçesindeki kampın ise on bin kapasitesi olduğu ve 5 bin 300 kişinin kaldığı belirtildi.
Her iki kampın ilçe mülki idare amirlikleri ile AFAD Genel Müdürlüğü'nün denetiminde olduğu, 2012 yılından beri burada ikamet eden insanların hukuksal herhangi bir statülerinin bulunmadığı, uluslararası herhangi bir kuruluş veya sözleşme koşullarından faydalanmadıkları belirtilen raporda, kampların sivil toplum örgütlerinin denetimine kapalı olduğu belirtildi.
Midyat'taki kampın dış güvenliğinin jandarma tarafından, iç güvenliğinin ise özel güvenlik tarafından sağlandığı belirtilen raporda, 2 Eylül tarihinde kampta bir çocuğu ile beraber kalan ve epilepsi hastası olduğu iddia edilen 30 yaşyındaki S.H adlı bir kadının rahatsızlanması sonucu önce sahra hastanesine, oradan da Midyat Devlet Hastanesi'ne getirildiği ve kadının yaşamını yitirdiği kaydedildi.
Kadının tecavüz edildikten sonra intihar ettiği yönündeki iddialar üzerine Cumhuriyet Savcılığı'nda soruşturma başlatıldığı belirtilen raporda, heyetin Midyat Kaymakamlığı ve AFAD yetkilileri ile görüşme taleplerinin reddedildiği, Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Sever ile 9 Eylül tarihinde yapılan görüşmede, ölen kadının kampta kaldığı süre zarfında 80 kez hastaneye gittiği, ölü muayenesinde herhangi bir tecavüz emaresine rastlanılmadığı, kesin ölüm tespiti için adli tıptan gelecek rapor üzerine belli olacağı belirtilerek, 1 Eylül'ü 2 Eylül'e bağlayan gece, bir şoförün kadının çadırına girdiğinin tespit edildiği ancak çadında bulunan tanığın ifadesinin alınmadığı ve soruşturmanın yürütüldüğünün söylendiği belirtildi.
İHD ve SES Şubelerince hazırlanan raporda şu tespitlere yer verildi:
1-Yaşamını yitiren S.H adlı kadının ölmeden önce mülteci kampından ki çadırına kampta görevli olmayan ve eski bir korucu olduğu iddia edilen, sabıkası olan bir kişinin girdiği ve bu kişinin 3 ila 20 dakika arası çadırda kaldığı
2-Kadının kan değerlerinde (AST, ALT) ciddi bir yükselmenin mevcut olduğu doktorlar tarafından tespit edildiği ki bu durumun ilaçla intihar ettiği savını güçlendirdiği
3-Kadının ölümünün şüpheli bulunmayarak, hastalık nedeni ile ölüm kabul edilerek gömüldüğü, ölü muayenesinde sadece fiziki emarenin arandığı, elbiseler üzerinde ciddi bir araştırma (sperm araştırması) yapılmadığı, elbiselerin ve cesedin adlı tıp kurumuna gönderildiğine dair bir bilginin bulunmadığı, evrakların kesin ölüm nedeninin tespiti için adli tıp kurumuna gönderildiği
4-Kamuoyunda çeşitli iddiaların ortaya çıkması üzerine bir soruşturma başlatıldığı ve iddiaların kamuoyuna yansımasına kadar etkin bir soruşturmanın yürütülmediği
5-Devlet denetimi altında bulunan kampta, kampla ilgisi olmayan insanların çeşitli yollardan kampa rahatlıkla girdikleri, kampta eskiden koruculuk yapan kişilerin görev yaptığı şeklinde ciddi iddiaların bulunduğu,
6-Kampın STK denetimine kapalı olduğu, kamp ile ilgili yetkili kişiler tarafından kamuoyuna düzenli bilgi verilmediği, dolayısı ile kamp koşullarının İnsan onuruna uygun yaşam koşullarına sahip olup olmadığı hakkında bir bilginin mevcut olmadığı
7-Tecavüz ve intihar sonucu bir ölümün meydana geldiği konusunda net bir tespit yapmanın mümkün olmadığı ancak bir şahsın kampın içine girerek yaşamını yitiren kadının çadırına girmesi ve burada bir süre kalmış olmasının, ciddi şüpheleri beraberinde getirdiği
8-Yaşamını yitiren kadının ölümünde zincirleme şeklinde ihmallerin bulunduğu
9-Kadının eşi ve çocuğunun akibetinin bilinmediği (sınırdışı mı edildiği yoksa başka bir yere mi yerleştirildiği konusunda) bir bilginin olmadığı tespiti yapılmıştır.
Hazırlanan raporun 'kanaat' bölümünde ise, bilgi yetersizliğinden ve idari yetkililer tarafından bunun engellenmiş olmasından dolayı, yaşamını yiteren kadının tecavüze uğrayıp uğramadığı hakkında kesin bir kanaate ulaşılmadığı, ancak kadının ölmesinden az bir süre önce kampla ilgisi olmayan bir insanın sığınmacı kadının çadırına girmiş olması ve belli bir süre orada kalmış olmasının beraberinde ciddi kuşkuları ortaya çıkardığı belirtildi.
Raporda, kampta çalışacak insanların geçmişlerinin araştırılarak ve çeşitli eğitimlerden geçirildikten sonra işe alınması ve bunun için etkin bir mekanizmanın kurulması gerektiği belirtilerek, gerek Midyat gerek ise Nusaybin ilçelerinde bulunan iki kampın STK'ların denetimine açılması istendi.
