'RES'ler ölümlere neden olacak birçok hastalığı getiriyor!'

08:28

 


Handan Tufan / JINHA


İZMİR - Karaburun'da RES'lere (Rüzgar Enerji Santrali) ilişkin konuşan Karaburun Yarımadası Ortak Yaşam Platformu Sözcüsü Cevat Ilgaz, "RES'lerin gelişiyle birlikte yaptığımız araştırmalardan edindiğimiz bilgiler ışığında, devasa tribünlerin çalışmasıyla özellikle yerleşim alanlarına kurulan santrallerden, bölgede yaşayan insanların zarar görmesi kaçınılmaz olacaktır. Kaldı ki LODOS Enerji Şirketi köyümüzü tel örgülerle çevirip tarlasına giden köylülere kimlik sorma gibi pervasızca baskı kurarak köylülerin köyünü terkini istemektedir" dedi.


İzmir'in Karaburun ilçesi, Milattan önce 4000 yıllarına dayanan mitolojide de adı Rüzgarlı Mimas olarak bilinen, önemli kültürleri ve sosyolojik yapıları taşıyan önemli bir ilçedir. İlçe sürekli rüzgar alan bir coğrafik yapıya sahip olmasından ötürü, bu bölgeyi Rüzgar Enerji Santrali(RES) üssü haline getirmek amaçlanıyor. Yaşanan doğa katliamına ilişkin Karaburun Yarımadası Ortak Yaşam Platformu sözcüsü Cevat Ilgaz konuştu. Burada istenilenin tamamen emperyalist güçlerin yaklaşımlarıyla doğanın metalaştırılmasına yönelik sömürü düzeninin pekiştirilmesi olduğunu belirten Cevat, "Nedeni ise coğrafi yapımız Avrupa kıtası için bulunmaz bir stratejik ve lojistik konuma sahip olmasıdır. Oysa Avrupa Birliği'nin (AB) şu anda çok önemli enerji kaynağı olan Nükleer Enerji Santralleriyle başı dertte. Bu Nükleer Enerji Santrallerine karşı toplumsal muhalefetin yükselmesi bir yana Nükleer atıkların başa bela olması ise ayrı bir yana. Kaldı ki bu olumsuzluklara karşı yöneldikleri yenilenebilir enerji kaynakları olarak gördükleri ve bizlere de temiz enerji kaynakları diye yutturmaya çalıştıkları bu sevimli gösterilen canavarlar, HES'ler(Hidroelektrik Enerji Santrali), RES'ler(Rüzgar Enerji Santrali) ve GES'ler (Güneş Enerji Santrali) ise karşılarına başka dertler çıkardı" diye belirtti.


'Mümkün olmayacak zararlara yol açacak'


Başlangıçta bu tip enerji santrallerinin kendi ülke topraklarında uygulanabilirliğinin zor olduğunu, ayrıca büyük tarım şirketlerinin de kendi arazilerinde bu uygulamaların zarara neden olduğunu gördüklerini ifade eden Cevat, "Örneğin Hollanda hayvancılık tarımında kendi arazilerinde kurulu olan RES'lerin sökülmesini istemektedirler. Nedeni RES'lerin yaydığı manyetik dalga ve çıkardığı uğultu sesinin ineklerin süt verimini düşürdüklerinden dolayı rahatsız oldular. İtalyanlar ise tribünlerin oluşturduğu tribülanstan oluşan iklim değişikliğinden tarım ürünlerinin etkilendiğini gözlemlediler. Bizim de eko-sistemimizi geriye dönüşü mümkün olmayacak zararlara yol açacak olan bu projeleri kendi ülkelerinden kaldırıp bizim gibi sömürge ülkeleri enerji üretim üssü taşeronluğu yaratmak istemektedirler. Amaçları; kendi ülkelerinde yapamadığı doğa katliamlarını derelerimiz, topraklarımız ve kaynaklarımız üstünden elde edecekleri elektrik enerjisini kendi ülkelerine taşımaktır. Kaldı ki şu an Almanya ve Fransa'ya bu iletim hatları çekilmiş durumdadır" diye belirtti.


'Köylüler göçe zorlanmaktadır'


Üzerinde yaşadığımız toprakların diğer ülkeler için çok önemli doğasal bir verimliliğe sahip olduğunu ifade eden Cevat, rüzgar, güneş ve suyun elektrik enerjisinin ana kaynağı olduğunu belirtti. Karaburun'da da var olan rüzgar enerjisinin uluslararası tekelci şirketlerin saldırısı altında olduğuna dikkat çeken Cevat, "Karaburun 432 kilometre karelik yüz ölçüme sahip doğasal güzelliği ve yaşamımızda önemli besin kaynaklarımızın da yetiştirildiği önemli bir ilçemizdir. İlçemizin büyük bir bölümü zeytin tarımı ile geçim kaynağını sağlamaktadır. Hayvancılık ise bizde nesli tükenmek üzere olan doğal kıl keçilerimizle yapılmaktadır. Böylesi bir yarımadanın üzeri 264 kilometre karesi RES'ler ile donatılmak istenmektedir. Bu alana tam bin 200 adet devasa boyutlarda(bir pervanenin boyu 86 metre) RES dikilmektedir. RES'ler yerleşim alanlarının içine ve hatta mezarlıklarımızın içerisine dahi planlanmış bir durumdadır. Şu an da bu konuyla ilgili Yayla köyümüzde yaşayan köylülerimiz birebir zararlarını yaşıyor, bu da bir vakadır. Kaldı ki LODOS Enerji Şirketi köyümüzü tel örgülerle çevirip tarlasına giden köylülere kimlik sorma gibi pervasızca baskı kurarak köylülerin köyünü terkini istemektedir. Yani zorunlu göçe zorlanmaktadır. Bu durum işin insani boyutudur" dedi.


'İnsanların santrallerden zarar görmesi kaçınılmazdır'


Doğanın ve tarım alanlarının üzerinde RES'ler yapılırken 2 metre derinliğinde 5 metre eninde birbirine bağlantılı kablolar döşenmekte olduğunu belirten Cevat, "Bu kablolar yüksek gerilim hattıdır. Tarlalarımızdan meralarımızdan otlaklarımızdan bizleri hiçe sayarak kültürel ve sosyolojik konumları değerlendirmeden bitkisel ve hayvansal doğal yaşam alanlarını yok sayarak 'acele kamulaştırma' adı altında pervasızca el konulan bu topraklarımızdan geçirilen bu yüksek gerilim hatlarının daeko sistem içersinde bulunan irili ufaklı sürüngen ve kanatlı canlıların ölümlerine neden olacaklar. RES'lerin gelişiyle birlikte yaptığımız araştırmalardan edindiğimiz bilgiler ışığında devasa tribünlerin çalışmasıyla özellikle yerleşim alanlarına kurulan santrallerden, yaşayan insanların zarar görmesi kaçınılmaz olacaktır. Yani ölümüne neden olacak birçok hastalıkların da insanlar üzerinde ki etkisini artırmakta başrol oynayacaktır. Bu konu da yerleşim alanlarına kurulan tribünlerin etkisini Amerika da Dr. Nina Pienport un klinik deneyleri insanlarda Rüzgar Tribün Hastalığı(WindTribune Sendrom) oluştuğunu ispatlamıştır. Bu durum vahimdir" açıklamalarında bulundu.


'Yarasaların olmayışı tarım şirketlerine para kazandırmaktır'


RES'lerin tarımsal zararlarına ilişkin olarak ise zeytin tarımı ile uğraşanların çoğunun bilmediği çok önemli bir konuya dikkat çeken Cevat, "Yarasalar. Oysaki bu tarımla uğraşanlar yarasaların zeytincilikte olmazsa olmazlarının arasında olduğunun farkında değiller. Bir yarasa gece 1000 ile 1200 adet zeytin zararlısını yiyerek besleniyor. Bu nedenle bizler Karaburun'da zeytinlerimizi ilaçlamıyoruz toprağımızı, verimliliğimiz artsın diye suni gübre kullanmıyoruz. Oysaki bu yarasalar öldüğü takdirde zeytinlerimizin doğal seleksiyonu ortadan kalkacaktır. Buna karşılık tarım ilaçlarına, verimliliği düşürmesin diye suni gübre kullanımına yöneleceğiz. Yani anlayacağınız tarım şirketlerine daha çok kazandıracağız. Biraz önce bahsettiğim üzere bölgemizin yoğunluğu zeytincilik tarımıdır. Zeytin ve zeytinyağımızın üretilemiyor olması Karaburun'un yok olması demektir" şeklinde konuştu.


'Amaç bizi tüketim toplumu haline getirmektir'


Elektrik enerjisi üretimi için bölgeye toplamda 12 adet RES yapılsa Karaburun'un tüm elektrik enerjisinin fazlasıyla karşılanacağını belirten Cevat, ancak bin 200 adet RES'in yaşam alanlarının ve doğa alanlarının katliamı demek olduğuna işaret etti. Bütün bunların AVM'ler için yapıldığını ilave eden Cevat, "AB'nin enerji ihtiyacını karşılamak için. Bu kadar elektrik enerjisi ihtiyacımız var ise, önce AVM'leri kapatsınlar. Çünkü bir AVM'nin bir günde tükettiği elektrik enerjisi 100'er haneli 20 köyün tükettiği elektrik enerjisi karşılığındadır. Neo liberalizm işte budur. Vahşice doğamızı metalaştırmak, canlılarımızı katlederek geçim kaynaklarımızı yok etmek ve bizi hem tüketim toplumu haline getirmek hem de kendisine bağımlı kılan bir düzeni meşrulaştırmaktır" dedi.


(ht/gk)