‘Milyonlarca Kürt hala katlediliyor ve yerinden ediliyor’
17:50
JINHA
İSTANBUL – İstanbul’da düzenlenen ‘Soykırım savaş ve siyasi baskıların cinsiyetlendirilmiş anılarıyla yüzleşmek’ adlı panelin birinci oturumunda konuşan yazar Susan Meiselas, 1990'larda İran, Irak ve Türkiye'de Kürtler ile ilgili çeşitli araştırmalarda bulunduğunu belirterek, "Size sadece bir sürenin tanımlamalarını aktarabilirim. Tanığı olduğum bazı şeyler var. Fakat bunun yanında akıp giden zaman ve tanık olamadığımız hak ihlalleri hala devam ediyor. Milyonlarca Kürt hala katlediliyor ve yerinden ediliyor. Hikaye hala devam ediyor" dedi.
İstanbul'da "Hafızayı Harekete Geçirmek: Kadınların Tanıklığı” isimli proje ekibi tarafından "Soykırım savaş ve siyasi baskıların cinsiyetlendirilmiş anılarıyla yüzleşmek" adlı panel düzenlendi. Akademisyen, sanatçı, feminist kadın kurumu aktivistleri ve öğrenciler tarafından yoğun katılım gösterilen panelin ilk oturumu gerçekleşti. Moderatörlüğünü Boğaziçi Üniversitesi'nden Şemsa Özer'in yaptığı "Başka arşivler yaratmak" adlı panelin birinci oturumda Sabancı Üniversitesi'nden akademisyen Leyla Neyzi, Hafıza Merkezi üyelerinden Özlem Kaya, Yazar Susan Meiselas, Sinema ve Fotoğraf sanatçısı Silvina Der Meguerditchian ve Colombia Üniversitesi'nden akademisyen Alisa Soloman konuşmacı olarak yer aldı.
'Yakınlarını kaybeden kadınlar zor şartlar altıda yaşıyor'
Oturumda ilk olarak Hafıza Merkezi üyesi Özlem Kaya konuştu. Hafıza Merkezi'nin Cumartesi Anneleriyle ilgili yürüttüğü projeye ilişkin bilgilendirmede bulunan Özlem, "Kaybedilenlerin eşleriyle bir araya geldiğimizde, kadınların kendilerini hem erkek, hem de kadın olarak tanımladıklarını gördük. Kadınlar eşleri kaybedildikten sonra çalışmaya başlamışlar. Çocuklarına bakmak zorunda kalan kadınlar ayrıca çatı onarma ve daha birçok ağır işleri de tek başına yapmak zorunda kalmışlar. Üstelik birçok çocuk babalarının kaybettirildiğinden bile habersiz. Kadınlar hem eşlerini kaybetmenin verdiği travmayı, hem de çalışmak zorunda kaldıkları zorlu dönemlere rağmen çocuklarına bu zorlukları yaşatmama çabasının verdiği ağır yükü de taşımış" diye konuştu. Özlem, ayrıca 10 yıl önce kadınların rahat bir şekilde yaşadıkları mağduriyetleri dile getirme konusunda zorluk yaşadığını ifade ederek, "Kadınların şu an bir nebze dahi olsa mağduriyetlerini dile getirmesi Kürt hareketi ve feminist mücadelenin başarısıdır" dedi.
'Hikaye hala devam ediyor'
Ardından konuşan “Tarihin Gölgesinde Kürdistan” kitabının yazarı Susan Meiselas, Saddam döneminde Federal Kürdistan'da yaşanan hak ihlallerini fotoğraflayarak belgelediğini söyledi. 1990'larda İran, Irak ve Türkiye'de Kürtler ile ilgili çeşitli araştırmalarda bulunduğunu söyleyen Susan, "Size sadece bir sürenin tanımlamalarını aktarabilirim. Tanığı olduğum bazı şeyler var. Fakat bunun yanında akıp giden zaman ve tanık olamadığımız hak ihlalleri hala devam ediyor. İran'a yaptığım araştırma sırasında mezarlardan çıkan birçok kemik ve kafatasını fotoğraflayarak belgeledim. Saddam'ın zulmünü ve işkencelerde katledilenlerin fotoğraflarını çektim. Saddam döneminde gömülen 18 bin ton Kürt belge ve fotoğrafı olduğunu biliyor musunuz? Yakın zamanda bu belge ve fotoğrafların bazılarını Süleymaniye'de dönemin işkencehanesi olan bir binada sergiledik. Bunun yanı sıra belgelediğim fotoğrafları Avrupa'daki Kürtlerin de görmesi için Almanya'da sergiledim. Bu onlar için inanılmaz önemliydi. Sergiyi sadece dolaşmıyor, adeta kendilerini buluyor gibiydiler" şeklinde ifadelerde bulundu. Kürtlerin tarihten buyana asimilasyon ve yerinden etme politikalarına maruz kaldığının altını çizen Susan, "Şu anda aynı görüntüleri görüyoruz. Milyonlarca Kürt hala katlediliyor ve yerinden ediliyor. Hikaye hala devam ediyor" ifadesinde bulundu.
'Ayakkabılar artık birer mezar taşıdır'
Susan'ın konuşmasının ardından sanatçı Silvina Der Meguerditchian da hazırladığı belgesel filmiyle, İstanbul'da yaşayan "öteki" konumundaki yurttaşların yaşadıklarını görüntüleriyle anlattı. Katılımcılar tarafından dakikalarca alkışlanan belgeselin ardından Columbia Üniversitesi'nden akademisyen ve gazeteci Alisa Solomon ise dünyanın birçok ülkesinde kaybettirilen ve katledilenlerin geride kala ayakkabılarıyla ilgili gerçekleştirdiği foto roman çalışmasını aktardı. Alisa, "Ben de size ayakkabılardan geriye kalan hikayeleri anlatacağım. Katledilenlerin ardından kalan ayakkabılar aslında birer mezar taşı niteliğindedir" dedi.
‘Ayakkabılar tarihin tanığıdır’
Tunus, Cezair, Türkiye, Tuna, Sudan, Tiflis, Filistin ve daha birçok yerden kaybedilen ve kaybettirilenlerin ayakkabılarını bulmaya çalıştığını ve onları fotoğraflayarak arşiv çalışması yaptığını söyleyen Alisa, "Ayakkabılar birer tanıklık, birer sanat eseridir artık. Filistinlilerin bazı ifadelerinde İsrail tarafından katledildiklerini ve geriye binlerce ayakkabının kaldığını söyler. Bu ayakkabılar tarihin tanığıdır. Birçok sanatçı ayakkabılardan geriye kalanlarla ilgili çalışmalar yapmıştır. Sokak eylemlerinde polisin şiddeti sonucunda çıkan arbedenin ardından ayakkabılar kalır. Yaşanan onca acıyı sadece eski bir ayakkabı üzeriden de ifade etmek mümkün. Önemli olan onu anlatabilmek ve duyurmaktır" diye belirtti.
Panel verilen aranın ardından ikinci oturumla devam edecek.
(dk-zd/mg)

