Mehmet Kuyurtar: IŞİD'in öfkesi çoğulcu alternatif yaşamadır
08:36
Handan Tufan / JINHA
İZMİR - IŞİD vahşetine ilişkin konuşan Ege Üniversitesi Felsefe Bölümünde Doç. Dr. Mehmet Kuyurtar, "Rojava devrimi Ortadoğu'daki mevcut düzenlere alternatif olacak bir dünyanın mümkün olduğu sinyalini veriyor. IŞİD'in oraya can havliyle saldırması, çoğulcu alternatif bir yaşama karşı duyduğu hınçtan ötürüdür" dedi.
IŞİD çetelerinin vahşi katliamlarıyla yüz yüze kalan Kobanê halkı direnmeye devam ederken, yaşanan vahşeti, bilim insanları başka bir pencereden bakarak, yorumluyor. Ege Üniversitesi Felsefe Bölümünde İslam Felsefesi üzerine araştırmaları olan Doç. Dr. Mehmet Kuyurtar, yaşanan vahşetin dinsel arka planını irdeledi.
'Dinsel inanç insanın maneviyatıyla ilgilidir'
Aynı bir din hakkında farklı yorumların, farklı algıların varlığına dikkat çeken Mehmet, dinsel şiddetin dine ilişkin bir tür yorumdan kaynaklandığını dile getirerek, "Dinsel inanç öncelikle inanan bir kimsenin inandığı dinin veya mensubu olduğu mezhebin ilahi dünyayla ilgili mutlak hakikati temsil ettiği kabulüne dayanır. 'Benim inancım başka insanların inancının tümünden daha hakikidir' iddiası, inanan bir insanın maneviyatıyla ilgili kişisel bir iddia olarak kaldığı, bunu başkalarına zorla dayatmadığı sürece ortada ciddi bir sıkıntı olmayacaktır. Bir dine veya mezhebe mensup olan bir insan başkalarının da kendi dinine katılmasını arzusu edebilir. Bu çok doğal bir şey. Ancak bunun için yapabileceği en uygun şey, başka dinden veya mezhepten insanları, kendi inancına din-dışı araçlarla değil gönüllülük esasına dayanan dinsel bir söylemle davet etmektir. Çünkü bir inancın sahici biçimde benimsenip benimsenmediğinin en önemli ölçütü, o inancın herhangi bir dışsal zorlama olmadan gönüllülük ilkesince benimsenip benimsenmediğidir" dedi.
'Dinsel inanç insanın maneviyatıyla ilgilidir'
"Eğer bir inanç din-dışı siyasi hukuki araçlarla zorlamaya dayanarak benimsetilmekteyse o zaten sahici bir inanç değildir" diyen Mehmet, "Dediğim gibi dinsel inanç insanın maneviyatıyla ilgilidir ve insanların maneviyatları, 'ruhlarının kurtuluşları' ilgili olarak birbirinden çok farklı inançlara sahip olduğu veya hiçbir dinsel inanca sahip olmadığı açık bir gerçektir. Şimdi eğer dinsel inancın bu özelliğini hiç hesaba katmayarak, mutlak hakikati temsil ettiğini iddia ettiğiniz inancınızı, her ne şekilde ve hangi araçlarla olursa olsun başlarına da kabul ettirmek isterseniz, sizinkinden başka inanca sahip olan insanları ortadan kaldırmayı da mutlak hakikatinize dayanarak haklı, meşru görebilirsiniz. O zaman elinize kılcınızı alıp başka dinden insanları veya inançsızları yok etmekte hiçbir tereddüt göstermezsiniz" diye belirtti.
'IŞİD dehşet verici bir manzara sergilemektedir'
Dinsel şiddetin, dinle siyaset arasında herhangi bir mesafenin, bir ayrımın olmadığı durumda dehşet boyutlara vardığına; Batı dünyasında, Hıristiyanlığın Roma imparatorluğunun "resmi dini" olarak kabul edilmesinden itibaren insanlığın dinsel şiddettin en acımasız örneklerine tanıklık ettiğine dikkat çeken Mehmet, "Dinle siyaset arasında doğru mesafe kurulmazsa, dinsel inancın doğası ve işlevi hakkında bilinçli bir tutum tesis etmek teşvik edilmezse dinsel şiddet var olmaya devam eder" sözlerini ifade etti. İnsanların çeşitli metafizik görüşlere sahip olabileceğini kaydeden Mehmet, "Peygamberler aracılığıyla tebliğ edildiğini varsaydıkları vahiylere inanabilirler. Ancak bunlar herkesi ortak bir biçimde ikna edebilecek örneğin, matematiksel türden kanıtlara dayanan şeyler değil. Ayrıca bunlar hepimizi ortak bir biçimde ilgilendiren işlerle, örneğin siyasal-hukuksal işlerle de doğrudan ilgisi olan şeyler değil. Tarihsel olarak insanlık bir aşamaya geldi ve kanlı dinsel savaşlar tarihinin ardından büyük bir ölçüde şunu fark etti. Dini inancın kendine özgü bir doğası ve etki alanı vardır. Eğer bu, başka şeylerle karıştırılırsa, örneğin din siyasetin yerine ikame edilirse, 'mutlak hakikat bendedir' diyen, her türlü şiddeti de mübah görür ve böylece dünya cehenneme döner" sözlerini ifade etti. IŞİD'in arka planında açıkça bu mantığın olduğunu söyleyen Mehmet, "IŞİD şu an boy gösterdiği dünyayı cehenneme çevirmiş durumdadır. Tabii ki bu kabul edilemez bir mantıktır. Bilindiği gibi İslam tarihinde şiddeti meşru bir yöntem olarak gören ve kendi dinsel inançlarını her türlü şiddet yoluyla kabul ettirmeye çalışan ilk fırka Hariciliktir. Ama doğrusunu ifade etmek gerekirse IŞİD bu bakımdan kıyas götürmez bir biçimde çok daha dehşet verici bir manzara sergilemektedir" diye belirtti.
'Anti-emperyalist bir savaşmış gibi gösterilmeye çalışılıyor'
Batının modernleşme sürecinden bu yana, genel olarak İslam dünyası ile Batı arasında gerilimli bir sürecin yaşandığını vurgulayan Mehmet, gelinen süreçte Ortadoğu'nun kendi kimliğini büyük ölçüde din üzerinden kurduğunu ve Batıya karşı kendisini din üzerinden savunduğunu ifade ederek, "Böyle olunca Müslüman dünyasında, yükselen dinsel hareketlerin hemen hemen hepsi anti-emperyalist hareketler olarak görülüyor. Çoğu Müslüman için aslında Batıya karşı sürdürülen savaş anti-emperyalist bir savaştır. Oysa bu hiç de doğru değildir. Son birkaç yıl içinde ortaya çıkmış şiddet yanlısı İslami dinsel hareketlerin çoğunun Batılı ülkelerin özellikle de ABD'nin soğuk savaş döneminde, örgütlenmelerini teşvik ve finanse ettikleri hareketler olduğu artık apaçık bir biçimde biliniyor" dedi.
'Müslümanlardan ses çıkmıyor'
Dinlerin öncelikle barışı telkin ettiğini ifade eden Mehmet, "IŞİD'in İslam'la ilişkilendirilmemesi gerektiğini ifade eden Müslümanların IŞİD vahşetini herkesten çok daha fazla kınamaları gerekiyor. Bu iddialarının onlara yüklediği bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum. Eğer İslam bu değilse, bunu beyan edenlerin bu gün herkesten çok daha fazla IŞİD'in şiddetine karşı ses çıkarmaları gerekiyor. Ama maalesef Türkiye'de bu iddia sahiplerinin büyük bir kısmı suskun! Gazze saldırı altındayken İsrail'in şiddetini kınamak, lanetlemek için Cuma namazlarından sonra kitlesel gösteriler yapılıyordu ve bu çok harika bir şeydi. Şimdi en az Gazze'deki kadar hatta, bazı bakımlardan oradakinden de dehşet verici bir durum yaşanıyor. Ama Müslümanlardan ses çıkmıyor" şeklinde konuştu.
'Saldırılar Rojava deneyimine karşı bir hınçtır'
ISİD'in son olarak Kobanê'de büyük bir vahşet yaşattığını hatırlatan Mehmet, IŞİD'in saldırılarını basit olarak bir mezhep çatışmasına indirgemenin doğru olmadığını ifade etti. Mehmet, "Rojava devrimi Ortadoğu'daki mevcut düzenlere alternatif olacak bir dünyanın mümkün olduğu sinyalini veriyor. IŞİD'in oraya can havliyle saldırması, çoğulcu alternatif bir yaşama karşı duyduğu hınçtan ötürüdür" dedi.
(ht/mg)

