Stalingrad Savunması'ndan Kobanê direnişine…
08:33
Gülşen Koçuk / JINHA
HABER MERKEZİ - Tarih, hem zalimlerle, hem de zalimler karşısında direnenlerle dolu. Bunlardan birisi 1942-43 yılları arasında Hitler Almanyası'nın Sovyetler'e saldırmasıyla yaşanırken, diğeri ise hala sürmekte olan IŞİD'in Kobanê'ye yönelik saldırısı. Kobanê'ye yönelen saldırılar karşısında direnen Kürt halkı, son nefer de ölene kadar direnme kararı almıştı. Bundan 70 yıl önce de Stalingrad savunmasında bütün imkansızlıklara ve Almanya'nın üstünlüğüne rağmen, Ruslar aynı kararı almıştı.
Tarihin sayfaları, diktatörler tarafından büyütülen faşist anlayışlar ile gerçekleştirilen savaşlar ve kıyımlarla dolu. İşgal ve sömürge anlayışı, bin yıllardır etnik kimliklere, inanç kimliklerine, doğal kaynaklara saldırarak hepsini kurutmaktadır. Savaşların temelinde yatan önemi etkenlerden birisi de, alternatif toplumsal sistemlerin, güç olgusunu içine sürüklediği tehlikedir. Hitler faşizminin Rusya komünizmine karşı açtığı savaş da bunun somut bir göstergesi olarak karşımızda durmaktadır. Bugün ise tüm dünyaya örnek bir yaşam modeli olan ve Rojava'da yaşamsallaştırılan "demokratik özerklik" modeli, aynı şekilde egemen güçlerin korkulu rüyası haline geldi. Üç yılını geride bırakmış olan Rojava Devrimi'ne yönelik saldırılar IŞİD adıyla ortaya çıkan dünya güçlerinin maşasıyla saldırı altında bırakılırken, onun karşısında ise YPG ve YPJ'li komutanların dediği gibi, son kişi kalana kadar devam edecek bir direniş karşımızda duruyor.
Planlara göre Stalingrad ve Volga ele geçirilecekti
Bugün Kobanê örneğinde tekrar karşımıza çıkan halkların direniş konusu, 17 Temmuz 1942 ile 2 Şubat 1943 arasında da Nazi Almanyası'nın Rusya'daki komünist devrime karşı saldırısında açığa çıkmıştı. II. Dünya Savaşı sırasında Sovyetler Birliği ve Almanya arasında geçen Stalingrad Savunması, 1 buçuk milyona yakın kayıpla, askeri tarihin iki milyona ulaşmasıyla askeri tarihin en kanlı savaşları arasında yer almaktadır. Savaşın sonu Almanya açısından bir yıkım oldu. Hitler, 1942 yılında Avrupa'nın büyük kısmını ele geçirmişti. Artık Hitler, Avrupa'da doymuyordu ve Rusya'ya açılmak istiyordu. Hitler'in generalleri yazın Rusya'ya saldırılması için planlara başlamıştı. Operasyonlara "Fall blau" adı verilecekti. Hitler'in hedefi Rusya'ya kış mevsimi gelmeden, işgal operasyonlarını gerçekleştirmekti. Hitler'in ilk hedefi Voronezh şehriydi. Planlara göre burayı ele geçiren Almanlar daha sonra Stalingrad ve Volga'yı ele geçirecekti. Eylül ayında Kafkas dağları Nazilerin kontrolüne geçecekti ve Volga'nın etrafına kurulacak kordon ile Rusların bu bölgeden Batıya geçmesi engellenecekti.
Hitler savaşın kaybedileceğine ihtimal vermedi
Hitler savaştan galibiyetle ayrılacağından çok emindi. Hatta savaşın 3-4 aydan fazla süreceğine dahi ihtimal vermiyordu. Hitler Kafkasya ile ilgili planlarını yapmıştı bile. Buna göre Kafkasya Alman devletine katılmayacaktı, ama burası doğal kaynaklardan dolayı sömürge ve stratejik bir askeri bölge olarak kullanılacaktı. 24 Haziran'da Almanlar, Rus topraklarından 200 kilometre kadar içeri girmişlerdi ve Rus askerleri sürekli geri çekilmek zorunda kalmışlardı. Çatışmalarda on binlerce Rus askeri öldürülmüş ve yüz bine yakını esir düşmüştü. O dönemde Stalin iktidarı, kaybetme paranoyası yüzünden binlerce Rus subayını görevden almıştı ve Rus ordusu komuta olarak çok zayıflamıştı. 29 Haziran'da Almanlar Litvanya ve Belarus'u da ele geçirmişti. Hitler'in düşünceleri arasında "Komünizmle Nazizm aynı gezegende bir arada bulunamaz" düşüncesi vardı ve ona göre komünizmi yok etmek için Rusya'ya saldırıp Rusya'yı zayıflatmak gerekiyordu.
Nazilerden kaçan Yahudiler Rus birliklerine katıldı
20 Temmuz'da Hitler kartal operasyonunun başladığını duyurdu. Buna göre Almanya'nın işgal ettiği Rus topraklarındaki Rus isyancılar temizlenecek ve bölge Almanların tam hâkimiyetine girecekti. Aynı tarihte Nazilerin saldırdığı bir Yahudi köyünde köylüler teslim olmak yerine köylerini ateşe verip direnişe geçince makineli tüfeklerle tarandılar. Buradan kaçmayı başaran az sayıda Yahudi, ormanlık alanı geçerek Moshe Fish liderliğinde örgütlendiler ve Rus direnişçilere katıldılar. 23 Temmuz'da Rus kasabası Rostov On Don Naziler tarafından ele geçirildi. Nazilerin hedefleri arasındaki şehirlerden birisi de Stalingrad'dı. Nazilerin amacı, burayı alıp, burada ileri karakol kurduktan sonra Leningrad'ı ele geçirmekti. Aynı tarihte Ruslar Stalingrad'a yedek askerlerinden 3 ordu yollamaya karar verdi. Bu yaklaşık olarak 150-200 bin askere tekabül ediyordu.
Stalin'den 'ölene kadar direnme' emri!
27 Temmuz'da Naziler Don nehrini geçip Bataisk'e vardılar. Aynı gün Stalin 227 numaralı emrini yayınladı. Buna göre askerler bir adım bile geri atamayacaklar, geri çekilen askerler veya orduda panik havası estirenler infaz edilecekti. Askerler ne olursa olsun bulundukları alanı koruyacaklardı. Stalingrad'dan çekilen veya kaçan Ruslar, vatan haini ilan edilecek ve idamla cezalandırılacaktı. Bu emirden sonra harekete geçen Sovyet partizanlar Adolf Beck adında bir Alman memuru öldürdüler. Bu memur işgal altındaki toprakların işlenmesi ve bu topraklardan çıkan yiyeceklerin Alman ordusuna aktarılmasından sorumlu memurlardan biriydi. Bu da Rusların savaşta moral kazanmasına neden olacak bir olaydı.
Hitler tek bir Rus'un dahi şehirde kalmasını istemedi
31 Ağustos'ta Hitler karargâhında ilginç bir emir verdi. Buna göre Stalingrad alındıktan sonra şehirdeki 1 milyon erkeğin tamamı öldürülecek ve şehirdeki tüm kadınlar başka yerlere gönderilecekti. Bu şehirde Rus rejimine bağlı kimsenin kalması istenmiyordu. Hitler şehri aldıktan sonra en ufak bir direniş istemiyordu ve şehri yeniden kaybetmek de istemiyordu. 6 Eylül'de şehre Rus uçakları tarafından paraşütlerle çok sayıda takviye asker indirildi. 7 Eylül'de Almanlar şehre saldırdılar ama hiçbir ilerleme kaydedemediler. Şehir merkezine kadar ilerleyen Almanlar hücum edip bir bölgeyi ele geçiriyor, bir saat sonra Ruslar karşı saldırıya geçip orayı geri alıyordu. Ruslar yaralı ve sivilleri şehirden taşımak için Volga Nehri üzerinde küçük gemileri kullanıyordu. Almanlar ise nehrin kıyılarına kadar gelmiş ve bu gemilere ateş açıyordu.
Yıkılan binaların temellerinde bile çatışmalar sürüyordu
24 Eylül'de Nazi üniforması giymiş 600 Rus partizan Nazilerin mevzilerine sızarak toplarla ve ağır silahlarla ateş açtıktan sonra geri çekildi. Olayda Almanların askeri tedarik bölgesi ve deposunda yangın çıktı. Almanlar, Rusları şehirden tamamen atmak için 14 Ekim'de saldırıya başladığında saldırıda 300 tank görev alacaktı. Bunların görevi şehrin altını üstüne getirip hayatta kalan kaç Rus askeri varsa hepsini imha etmekti. Şehirde birçok bina yıkılmış ve harabeler kalmıştı ama buralar bile bombalanacaktı. Yıkılan binaların temellerinde bile çatışmalar sürdü. Gün boyunca yaralanan 4 bine yakın Rus askeri feribotla Volga nehrinden taşındı. 15 Ekim'de Almanlar şehri bombalamaya ve saldırmaya devam ediyordu, ama şehirde kalan Rus askerlerinin pes etmeye hiç niyeti yoktu.
Ruslar şehri ve şehirdeki Almanları kuşattı
Kasım ayında Stalingrad'daki Rus askerleri ellerinde kalan tüm gücü birleştirip Almanlara karşı saldırıya geçecekti. Bir anda 3 bin 500 havan topu ve roketatar Almanların bulunduğu mevziye bomba yağdıracak ve Almanlar ne olduğunu anlayamadan Ruslar saldırıya geçecekti. Rusların ilk saldırısında İtalyan ve Macar askerlerden 65 bini kuşatıldı ve esir alındı. 24 saat içinde 65 bin düşman askerini esir alan Ruslar böyle bir şeyi beklemiyordu. 20 Kasım'da Ruslar turan taktiğine benzer bir taktik geliştirmeye karar verdiler. Şehrin etrafında kuşatma halinde duran Alman askerler çember içine alınacaktı. Böylece çember içinde çember olacak, Almanlar ironik bir şekilde ele geçirmeye çalıştıkları şehirde çemberin içine düşecekti. 22 Kasım'da 250 bin Alman askeri Rusların kuşatması içinde kalmıştı.
Kayıplar karşısında Almanya'da seferberlik ilan edildi
9 Ocak'ta Rus General Rokossovsky, şehirde çember içinde kalmış tüm Alman askerlerinin imha edilmesi için operasyon başlattı. Ruslar şehirdeki savaşı bitirmeyi ne pahasına olursa olsun istiyorlardı ve bunun için binlerce Alman askerini imha etmeleri gerekiyorsa bunu yapmaktan çekinmeyeceklerdi. 24 Ocak'ta Von Paulus Hitler'e ulaşarak, teslim olmak için izin istedi. Hitler de, "Şehirdeki direnişimiz son Alman askeri ölene kadar devam edecek" cevabını verdi. Aynı günlerde Almanya seferberlik ilan edecekti ve ülkedeki 15 yaşından büyük tüm erkekleri askere alacaktı. 27 Ocak'ta Churchill ve Roosevelt savaşı bu yıl sonuna kadar bitirmeye karar vermişlerdi. Bunun için de Ruslara her türlü maddi ve silah yardımı yapılacak, Almanların Rusya'dan tamamen atılıp Avrupa'da köşeye sıkışması için hiçbir masraftan kaçınılmayacaktı.
Savaşı kaybeden Almanya'da yas…
31 Ocak'ta Hitler Von Paulus'u mareşal rütbesine çıkarttı, ama aynı gün Von Paulus Ruslara teslim olmayı kabul etti. Şehirdeki Alman askerlerinin büyük çoğunluğu Ruslara teslim oldu. O güne kadar şehirdeki 290 bin kadar Alman askerinden 160 bini öldürülmüştü. 34 bin asker de bir şekilde şehirden çıkartılmıştı. Geriye kalan 90 bin asker de açlık ve donma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Bunların da çoğu esir düşecekti veya ölecekti. 2 Şubat'ta Almanya'da Stalingrad mağlubiyeti için 2 gün yas ilan edildi. Savaşı kazanan Ruslara madalya verildi ve zafer birkaç gün boyunca kutlandıı. Bu sadece bir şehrin Nazilerden kurtarılması değil, aynı zamanda Naziler'in Rus topraklarındaki ilerleyişinin tamamen durdurulması demekti. Sonraki birkaç günde Ruslar saldırıya geçerek Karadeniz kıyılarındaki Alman işgalindeki şehirleri de kurtarmaya başladılar.
10 bin kadar Alman askeri Sovyetler'e teslim olup, işkence altında ölmektense savaşmaya karar vermişti. Şehirde gerilla savaşı başlamış ve saldıran taraf Ruslar, gerilla savaşı yapanlar da Almanlar olmuştu. Bu 10 bin Alman, 2 ay daha direnişe devam etmişti. Mart ayında 3 bine yakını öldürülen Almanlardan geriye kalanlar esir alınmıştı ve Stalingrad savaşı tamamen bitmişti.
Savaşın başındaki istatistikler:
Almanlar:
290 bin asker
3 bin top
500 tank
600 savaş uçağı (sonradan 1600'e çıkartıldı)
Ruslar:
190 bin asker
2 bin 200 top
400 tank
300 savaş uçağı
Savaşın sonlarına doğru istatistikler:
Almanlar:
1 milyon asker
10 bin 250 top
675 tank
732 savaş uçağı
Ruslar:
1 milyon 100 bin asker
15 bin 500 top
Bin 500 tank
Bin 100 savaş uçağı
Zayiatlar:
Almanlar:
750 bin ölü ve yaralı asker
91 bin esir
900 uçak imha
Ruslar:
500 bin asker ölü
650 bin asker yaralı
40 bin sivil ölü
4 bin 300 tank imha
2 bin 700 uçak imha
Sovyetler ve Rojava…
Yaklaşık 70 yıl önce yaşanan bu savaş ve Sovyet direnişi, bugünkü yansımasını Rojava devriminde buldu. Ardında sayıp sayamayacağımız birçok dünya devinin bulunduğu ve onların "maşası" olarak da ele alınabilecek olan IŞİD, kadın öncülüğünde gerçekleştirilen ve farklı birçok etnik-dini kimliği içinde buluşturan Rojava devrimine savaş açmıştır. Uluslararası güçler tarafından maddi ve mühimmat anlamında desteklenen IŞİD'in karşısında sadece ülkeleri için ölümü dahi göze almış, iradeli bir halk var. IŞİD'in Rojava devrimini boğmak amacıyla gerçekleştirdiği saldırılar karşısında, son kişi kalana kadar direneceklerini söyleyen YPG/YPJ güçleri var. Tüm dünya sessiz kalsa da IŞİD karşısında, halk savunma birlikleri, Kobanê özelinde Rojava'yı IŞİD ve ardındaki güçlere peşkeş çekmemekte kararlı, Stalin gibi…
(gk/mg)

