PAJK: Tüm halkımız direniş meydanlarında olmalı

13:13

JINHA


HABER MERKEZİ – PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik geliştirilen uluslar arası komplonun 16’ıncı yıldönümü nedeniyle yazılı açıklama yayınlayan PAJK Koordinasyonu, 9 Ekim komplosunun başlatıldığı Rojava topraklarında bugün yine aynı yerde yeni komploların geliştirildiğine dikkat çekerek, “Bu açıdan başta kadınlar olmak üzere 7’den 70’e bütün halkımız direniş meydanlarında ne gerekiyorsa onu yapmalıdır” dedi.


Partiya Azadiya Jin a Kurdistan (PAJK) Kordinasyonu PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik uluslar arası komplonun yıldönümü olan 9 Ekim’e ilişkin yazılı açıklama yayınladı. 9 Ekim uluslar arası komplonun 16’ıncı yılına girdiği kaydedilen açıklamada, “Komployu bir kez daha nefretle lanetliyor, hem Önderliğimizin tarihi İmralı direnişini selamlıyor, hem de ‘Güneşimizi Karartamazsınız’ eylemleriyle komploya karşı fedaice eylemleşen şehitlerimizi saygıyla anıyoruz. Yine bugün komplolar geleneğine yeni bir maske olarak beliren faşist IŞİD çetelerine karşın başta Kobanê şahsında Rojava’da, Şengal’de Kerkük hattında ve Bakurê Kürdistan’da direnen gerilla ve halkımızın kahramanca tarihi direnişini selamlayarak, kutluyoruz” denildi.  


‘Kürtlere karşı sistemli komplolar zinciri geliştirilmiştir’


9 Ekim komplosunun ilk olmadığı gibi son bir komplo da olmadığı ifade edilen açıklamada, “İlk olarak tanrıça İştar’a karşı kurnaz Enki’nin giriştiği tuzakları insanlığın başına getirilen komplonun başlangıcı olarak değerlendiren Rêber Apo daha sonraki komplonun gelişim tarihine de ışık tutmuştur. Kürdistan’a karşı ise 19’uncu yüzyıldan itibaren sistemli bir komplolar zinciri geliştirilmiştir. Bugün de aynı şekilde hatta daha boyutlandırılmış komplolarla karşı karşıyayız. Ama tek farkı bugün komploları gören ve ona göre bir durum değerlendirmesi yaparak bu komploları boşa çıkaran hatta bununla da sınırlı kalmayarak komplo karşısında örgütlendirilmiş alternatif bir sisteme kavuşmuş Önderlik gerçeğinin gelişmiş olmasıdır. Öyle eski isyanlarda görüldüğü gibi dostun düşmanın karıştırıldığı saf olarak inanan ve kanan bir gerçeklik çoktandır aşılmış bulunmaktadır. Tabi bu komplocu güçleri öfkelendirmiş ve olanca varlığıyla özgürlük hareketine yönelmiştir” sözlerin ifade edildi.


‘9 Ekim kendisini 15 Şubat 1999 ile tamamladı’


Kürtlere yönelik her türlü provakatif uygulamaların gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada, “Ama buna rağmen özgürlük hareketinin akışını durduramadıkları gibi bu akışın daha da hızlanmasına, yayılmasına ve güçlenmesine de engel olamadılar. Onun için kaynağa gidip akışı burada durdurma amaçlı olarak Rêber Apo üzerinde çeşitli planlar kurdular. Bunun somut gerçekleşen pratiği olarak 6 Mayıs’ta örtülü ödenek ile geliştirdiği patlama Zilan yoldaşın fedai patlaması ile etkisizleştirilerek kendi cephemizde en büyük cevabı verilmiş olundu. Bu gerçeklik karşısında şok yaşadılar ve sarsıldılar, ayıldıklarında ise bu sefer Suriye’deki Esad rejimini tehdit ederek Önderliği o topraklarda barındırmama kararını çıkarttılar. Dostluğa sadık olan Rêber Apo Suriye rejimini zorlamamak için sorumluluk gereği oradan ayrılma kararını aldı. Avrupa turu ile Kürt halkına siyasal planda yer bulmak isteyen Rêber Apo’nun her çabası komplocu kapitalist güçlerinin buz tutmuş ruhu ve zırhla örtünmüş bedenine çarptı. Ve böylelikle 9 Ekim kendisini 15 Şubat 1999 ile tamamlamış oldu” diye belirtildi.


‘Aynı topraklarda yine komplolar geliştiriliyor’


“Şimdi tarih 2014 ama ilk olarak 9 Ekim komplosunun başlatıldığı Rojava topraklarında bugün yine aynı yerde yeni komplolar geliştiriliyor” sözlerine dikkat çekilen açıklamada, “Rojava’da demokratik özerklik oluşumuna tahammül göstermeyen uluslararası güçler ortak planla IŞİD’i Kürtler üzerine saldırtmıştır. Zaten Kürt halkı şahsında insanlığa saldıranların isimleri hep değişti ama komplo ardındaki güçler hiçbir zaman değişmedi. Komplocu güçlerin ortak ve değişmez ismi devletçi güçler olmuştur. Adı derin devlet olmuş ya da paralel devlet olmuş. Ve şekilsel olarak da adına demokratik devlet, laik veya İslami devlet demişler. Bunların ortak bir diğer özelliği ise kendi tezgahladıkları komplolarını kendi adına yaptırmamalarıdır. Hedefledikleri her bir şeyi maşa olarak belirledikleri kişiler, örgütler veya çete gruplarının yoluyla gerçekleştirmişlerdir. Bugün Kürdistan başına bir bela olarak çıkarılan IŞİD gerçekliği de aynı şekilde bu devletli zihniyetin bir maşası olarak kullanılmaktadır. IŞİD sadece onların tetikçisidir. O kendi başına herhangi bir ideoloji ve zihniyeti temsil edemez. Onun için önemli olan bu maşanın ardındaki güçlerin deşifrasyonu ve mahkum edilmesidir. Kaldı ki bunlar artık Kürt halkı açısından bilinmeyen saklı güçler değildir. Çünkü Kürtler için komplo artık nereden geldiği belli olmayan darbeler değildir. Ya da sırtını dayayıp da arkadan hançerlenme gibi bir duruma gelmezler” denildi.


‘Kazıdıkları o tuzaklara kendileri düşecek’


Kürtler artık 25-38 isyanlarındaki gibi saf ve kandırılmaya açık olmadığına dikkat çekilen açıklamanın devamında şunlar belirtildi:


“Daha da bilinçlendiğinden siyasal akıl kazandıklarından ve iradeleri geliştiğinden ötürü dostunu da düşmanını da tanımış durumda ve ona göre bir duruş belirlemektedirler. Nitekim IŞİD’in uluslar arası bir oluşum olarak Ortadoğu’nun yeniden dizaynı için kullanıldığı ve onların direktifinde olup onların işine geldiği bazen de bu işbirliğini örtmek için danışıklı bir dövüş içinde oldukları gün gibi ortadadır. Ve aynı şekilde AKP hükümetinin direk direktifinde oldukları şüphe götürmez gerçekler haline gelmiştir. Kaldı ki AKP’nin IŞİD ile ittifakı henüz o kadar ispatlanmazken ve foyaları açık hale gelmeden önce bile bunlar özgürlük hareketimiz tarafından görülen ve değerlendirilen gerçekler olmuştur. Çünkü Rêber Apo komplo gerçekliğini tarihsel ve toplumsal olarak her yönüyle çözümlemiş ve bunun iç yüzünü okumuş olduğundan gelişen ve gelişecek olan her komplo girişimini erkenden fark ediyor ve bunu halkımıza ilerici insanlığa mal ediyor. Onun için bugün Önderliğimizin öngörüsü ve politik hamleleriyle ve gerillanın kahramanca savaşı ve halkımızın tüm fedakarlığı ve direnişiyle tarihsel olarak örülen komplolar zincirine mahkumiyet kaderini bertaraf ederek üzerine musallat olan bu lanetli zinciri kırmaktadırlar. Üstelik her komplo girişiminde sadece yeni eklenen bir halkası değil diğer halkaları da kendisiyle beraber kırarak bu lanetli zincirleme örüntüsü parçalanmaktadır. Karşılarında alternatif hareket var olup direndikçe devletçi güçler yaratıkları komplolar zinciri kendilerine dolanmakta ve kazıdıkları o tuzaklarına da kendileri düşme kaderini yaşayacaklardır. 


‘Rojava’da destansı direnişlerle tarih yaratılıyor’


Komplolar tarihçesi bugün Kobanê’de son kartlarını oynamaktadır. Şu an Kobanê komplocu güçler ile insanlığın onur savaşçıları arasında büyük bir karşılaşma sahası olmuş. Bu saldırılar karşısında başkaları bir gün bile direnmeyip bir gecede teslim olurken Kobanê tam 24 gün direniyor.  9 Ekim komplosu karşısında ‘Güneşimizi Karartamazsınız’ eylemleri bugün farklı biçimde Kobanê’de ve Kürdistan’ın her yerinde can buluyor. Bedenlerde tutuşan ateşler bugün mevzilerde namlunun ucunda ve gençlerin öfkeyle hırsla kabaran yüreklerinde tutuşmaktadır. Kurde, Rotinda Halit, Rojbin ve Taylan arkadaşlar bugün Rojava’da  fedaice eylem yapan Zozan, Êriş,  Sema ve Arin oldular. Evet bugün Rojava’da destansı direnişlerle tarih yaratılıyor. Tarih Ari’nin cesur kızı Arin’lerle yazılıyor.


‘Her yer intikam alanlarına çevrilmeli’


Kobanê bugün Bakurê Kürdistan’ın ve batı metropollerinin meydanlarında can buluyor. Daha şimdiden yurtsever halkımızdan Hakan ile başlayıp sayıları gittikçe artan şehitlerimiz bir değil birçok gerçekliği bize öğütlüyor. Demek ki halkımız bulunduğu her alanda Kobanê gibi direnmeye hazırdır. Bu halkın artık beklemeye, yönelimleri kabullenmeye ve çirkin politikalara tahammülü yoktur. Halkımız artık bu komplolar tarihini alt etmeye kararlıdır.  Daha Kobanê’de yaşananların acıları yüreklerindeyken ve bu acıların hırsını haklı bir tepki olarak sokaklara taşırken eşzamanlı olarak çok bilinçli bir biçimde Kürt halkına karşı şiddet gösterilerinde bulunmak elbette karşı koyuşu ve intikamı gerektiren nedenler olmaktadır. IŞİD’i protesto edenler vuruluyorsa bu açık olarak Türk devletinin ve AKP hükümetinin ‘IŞİD’i tercih ederim ama seni yani Kürdü tercih etmem’ mesajının verilmesidir. Onun için IŞİD’e destek veren özel savaş güçlerine ve kurumlarına Kürdistan’da artık yaşam şansı tanınmamalıdır. Komploların yenilenmemesi ancak bu duyarlı ruh ve tavırlarla mümkündür. Bu açıdan başta kadınlar olmak üzere yediden yetmişe bütün halkımız direniş meydanlarında ne gerekiyorsa bunu yapmalıdır ve Rojava devrimini sahiplenerek her yeri intikam alanlarına çevirmelidir. Varlığımızı koruma özgürlüğünü sağlama şiarı en çok bu günler için geçerli bir şiardır.”


(mg)