Yalçın Akdoğan’ın ‘yardım’ dediği 3 kamyonmuş!

09:54

 


JINHA


RIHA - Kobanê direnişi 25’inci gününe girerken YPJ/YPG güçleri ile DAİŞ çeteleri arasındaki çatışmalar şiddetlenmesine rağmen Türkiye sessizliğini koruyor. AKP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Kobanê’ye insani yardım noktasında hiçbir şey yapmadıklarını doğru olmadığını savunurken, Rojava İlişkiler Koordinasyonu Faruk Tatlı, “insani yardımlar yaptık” dediklerinin 3 kamyon malzeme olduğunu söyledi.


Kobanê halkına her türlü insani yardımı sağladıklarını öne süren AKP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın bahsettiği yardımların 3 kamyondan ibaret olduğu ortaya çıktı. Kobanê’de IŞİD çeteleri ile YPJ/YPG güçleri arasında yaşanan şiddetli çatışmalara rağmen Türkiye sessizliğini koruyor. Rojava İlişkiler Koordinasyonu Faruk Tatlı, 2013 Nisan ayından itibaren DTK Rojava ile Yardımlaşma Koordinasyonu olarak Kobanê’ye yardım götürdüklerini dile getirerek, Kobanê kapısının kapalı olmasından kaynaklı ilk zamanlar yardımları Akçakale üzerinden geçirdiklerini söyledi. Faruk Tatlı, “Akçakale’den 102 kamyon geçirdik. Daha sonrasında Akçakale’nin karşısı olan Tıl Ebyad’ı (Grê sipî) DAİŞ ele geçirdikten sonra biz oradan yardım göndermeyi kestik. Yaklaşık 2 ay sonrasında bizim girişimlerimiz, sivil toplum örgütlerinin ve Suruç’ta kurulan Kobanê yardım koordinasyonu olarak kapının açılması için girişimlerde bulunduk” dedi. 


‘Sadece kapıları açmak insani yardım mı’


Faruk Tatlı, Mürşitpınar Sınır Kapısı’ndan şimdiye kadar 632 kamyon gıda, sağlık ve genel ihtiyaçlar olmak üzere birçok malzeme gönderdiklerini ifade etti. Türkiye’nin birçok bölgesinden yardım gönderildiğine dikkat çeken Faruk,  “Kürtlerin ve Kürt dostlarının yaşadığı bütün şehirlerden buraya yardım geldi. Dün AKP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın ‘Biz Kobanê’den yardımları hiçbir zaman esirgemedik. Sürekli insani boyutu düşündük’ şeklinde bir açıklaması vardı. Eğer sadece kapıyı açmak ve kapıda Kızılay’ı, AFAD’ı ya da gümrüğü görevlendirmek bir insani yardım ise doğrudur, ama şuana kadar devletin sadece AFAD üzerinden 3 kamyon malzemesi gelmiştir” ifadelerini kullandı. 


‘Ortada bir çarpıtma söz konusudur’


Devletin doğrudan hiçbir yardımı olmadığına vurgu yapan Faruk, “Yani 1 yıldır bu kapı açık ama sadece 3 kamyon malzeme geçti. O da bin 500 gıda kolisi sadece bu kapıdan Kobanê’ye geçti. Başka da devletin doğrudan hiçbir yardımı olmamıştır. Yalçın Akdoğan’ın söylediği gibi ‘Kobanêye biz bütün insani yardımları yaptık’ açıklaması külliyen yalandır ve temeli yoktur. Yardımlarımızın hepsinin tutanakları ve resmi belgesi elimizde var ve Suruç Belediyesi olarak bağış makbuzlarını da kendisine postalayacağız. Yani devlet mi gönderdi yoksa Kürt halkı ve Kürt halkının dostları mı gönderdi ortaya koyacağız bu gerçeği. Ortada bir çarpıtma söz konusudur” vurgusu yaptı.


‘Devlet sınır kapısından yalnız 3 kamyon gönderdi’


“Mürşitpınar sınır kapısından İHH’nın Rojava geneline gitmek üzere 13 aracı, AFAD’ın 3 aracı ve Beyaziti İslami Derneği’nin 10 aracı dışında bu kapıdan geçen bütün malzemeler DBP’li belediyelerin ve DBP’li il ve ilçelerinin göndermiş olduğu malzemelerdir” diyen Faruk Tatlı, tüm halka gerçekleri ilan etmek istediklerini dile getirdi. Devletin sınır kapısından 3 kamyon dışında herhangi bir yardım göndermediğini söyleyen Faruk, “Kobanê sınır kapısı özgün bir kapı, yani gümrük kapısı değil. Mobil gümrük kapısı diye adlandırdılar. Dolayısıyla İHH elini kolunu sallaya sallaya geçerken ya da sivil toplum örgütleri elini kolunu sallaya sallaya geçerken bizim kamyonlarımız 2-3 aramadan geçiriliyordu. Bu aramalar yapılırken de bazı şeyleri açıp tekrar kapatıyorlardı. Dolayısı ile mikroorganizmaların bulaşması söz konusu” dedi.


‘Aramalarda polislerin keyfi tutumu söz konusuydu’


Son dönemlerde arama noktalarında biraz daha esnek bir yaklaşım söz konusu olduğunu, ancak ilk zamanlarda yapılan aramalardan rahatsız olduklarını belirten Faruk, “Düşünün İstanbul’dan bir yardım kamyonu gelmiş, o malzeme depodan indiriliyor, inerken polisler kameraya alıyor ve içlerine bakıyorlar yüklerken tekrar bakıyorlar. Bir gün öncesinde kaymakamlığa başvuru yapıp izin alıp ondan sonraki gün geçiş yapıyordu. Yani bu tür sıkıntılar yaşadık bir dönem. Polislerin arama noktasında bazı keyfi tutumu da söz konusu oluyordu. İşte ‘Bunlara niye mal gidiyor, bunlar buna değmiyor’ gibi söylemlerle bizi provoke etmeye çalışıyorlardı. Tabi biz süreklilik arz eden bir çalışmamız olduğu için bunların önünü kestik” şeklinde konuştu.


‘Türkiye hükümeti sınırı koruyamıyor’


Türkiye hükümetinin sınır kapısının güvenliğini sağlayamadığına dikkat çeken Faruk, “Kobanê 2 yıldır PYD’nin ve YPG savaşçılarının elindeydi ve tek bir kurşun bile gelmedi. Buraya tek bir kurşun bile gelmezken DAİŞ çeteleri tarafından onlarca havan, onlarca top, onlarca merminin Türkiye’ye gelmesine rağmen angajman kuralları uygulanmadı. O kapının güvenliğini bu ülkenin kolluk güçlerinin sağlaması gerekiyor”  dedi.


‘Kobanê’nin direnişe ve serhıldana ihtiyacı var’


Kobanê’nin ihtiyaçları konusunda tüm halklara çağrı yapan Faruk, “Kobanê’nin ekmekten, sudan ziyade gerçekten bir direnişe ve serhıldana ihtiyacı var. Kürt halkının desteğine, Kürt halkının dostlarının desteğine ihtiyacı var. Yani bu en az ekmek ve su kadar elzemdir. Diğer taraftan biz günlük olarak ekmek gönderiyoruz, ayrıca hazır et, balık konserveleri ve kahvaltılık gönderiyoruz. Yani halkımız eğer Kobanê’ye bağış yapmak istiyorsa daha çok hazır tüketilebilecek malzemeleri Suruç Belediyesi’ne bağışlayabilirler. Biz de bu şekilde halkımızın verdiği malzemeleri Kobanê’de savaşan ve direnen halka ulaştırabiliriz” ifadelerini kullandı.


(ekip/rp/gc)