Behlül Özkan: Türkiye İslam devletlerine hakim olmak istiyor

13:48

 


JINHA


İSTANBUL-   Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi tarafından düzenlenen "Yeniden Kurulurken Ortadoğu" konferansında konuşan Akademisyen Behlül Özkan, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun kendisini İslam'ın organik aydını olarak gördüğünü ifade ederek, "Türkiye Ortadoğu'yu ele geçirmek için İslam devletlerini hakimiyeti altına almak istiyor. Bu sebeple Ortadoğu'da Kürt ve Arap milliyetçiliğinin ortadan kalkması için elinden geleni yapıyor" dedi.


Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi tarafından "Yeniden Kurulurken Ortadoğu" başlığıyla konferans düzenlendi.  Innpera Hotel'de gerçekleşen konferansa çok sayıda yazar ve akademisyen katılım gösterdi. İki oturumdan oluşan konferansın "Sykes-Picot anlaşmasından günümüzdeki Kobane Direnişi'ne" başlıklı ilk oturumu gerçekleşti.  Moderatörlüğünü Nişantaşı Üniversitesi'nden Nil Mutluer'in yaptığı oturumda Marmara Üniversitesi'nden Behlül Özkan, Boğaziçi Üniversitesi'nden Nazan Üstündağ ve Boğaziçi Üniversitesi'nden Bülent Küçük konuşmacı olarak yer aldı.  Oturumda ilk olarak konuşan Behlül Özkan, Ahmet Davutoğlu'nun "Ortadoğu'yu Türkiye'nin Hinterlandı Olarak Tahayyülü" başlıklı konuşmasında, Başbakanın İslam'ın kendisini organik aydını olarak tanımladığını belirtti.


'Ahmet Davutoğlu alçak gönüllü bir lider değil'


Behlül, Ahmet Davutoğlu'nun söylemlerinin 1970'lerdeki milli iradenin söylemlerinden pek farklı olmadığının altını çizerek, " Ahmet Davutoğlu alçak gönüllü bir lider ve akademisyen değil. O kendisini Hegel ile kıyaslıyor. Ahmet Davutoğlu'na göre Osmanlı'nın dağılmasından sonra Ortadoğu'da jeopolitik bir parçalanma var. Ona göre jeo-kültürel, jeo- sosyal parçalanma var. Ona göre Türkiye ulus devlet sınırları ile Anadolu'ya hapsolunamaz. Aksine genişlemeli ve hatta yeni toprakları ülke sınırlarına katmalı" dedi.


'Türkiye İslam devletlerini eline geçirmek istiyor'


Behlül, Ahmet Davutoğlu'nun Misak-ı Milli 'yi eleştirdiğine vurgu yaparak Ortadoğu, Kafkas ve Balkanlar'ı da içeren bir hakimiyet alanı kurmak istediğini söyledi. Amet Davutoğlu'nu tarihi bilinçle hareket ettiğini ve toplumları, "tarihin öznesi toplumlar" ve "tarihin nesnesi toplumlar" olarak ikiye ayırdığını Türkiye'yi de tarihin öznesi toplum olarak ele aldığını belirtti. Behlül, Ahmet Davutoğlu'nun Ortadoğu'da kurulan devletlerin yapay devletler olarak gördüğünü dile getirerek, "Ahmet Davutoğlu'na göre, Ortadoğu'daki devletler tek başlarına ayakta duramaz. Çünkü kurucuları batılı elitlerdir. Türkiye Ortadoğu'yu ele geçirmek için İslam devletlerini hakimiyeti altına almak istiyor. Bu sebeple Ortadoğu'da Kürt ve Arap milliyetçiliğinin ortadan kalkması için elinden geleni yapıyor" dedi. 


Ardından Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Öğretim Görevlisi Nazan Üstündağ, "Kürt özgürlük hareketinin Ortadoğu'da kendini yeniden tanımlaması" başlıklı konuşma gerçekleştirdi.  Nazan Rojava Cizre Kantonu gözlemlerini aktararak, "


"İnşa sürecinin 4 ayağı var. Rojava Cizre Kantonu' nda çeşitli araştırmalar yaptık.  AKP ile Kürt Özgürlük Hareketi'nin Ortadoğu içinde çok büyük bir rekabeti olduğunu gördük. Türkiye'nin ve Amerika'nın ciddi planları ve emperyal düşünceleri var. Yaptığımız görüşmelerde onların bakış açısına göre İran Arabistan ve Suriye rekabeti olduğunu gördük" dedi.


 'Devletin yerine geçme mantığı yerine işlevselleştirme söz konusu'


Cizre'de devletin hala var olduğuna işaret eden Nazan,"Devlet var ama kendi cürümüne indirilmiş durumda. Yani devleti kaldırayım yerine ben geçeyim gibi bir anlayış yok.  Aksine devletin işlevselliğinin yitirilmesi için bir mücadele var" ifadelerini kullandı. Cizre Kantonu'nun El- Nusra ve ÖSO ile kısıtlı diplomatik ilişkilerinin olduğuna dikkat çeken Nazan, Cizre Kantonu'nun devletle olan ilişkisinin dikkatini çektiğini belirterek,  "Bütün kurumlar üçüncü yol dedikleri yani, öz savunma ile kendi araçlarını üretmek ve aynı zamanda bu araçların diğer halklarında kullanmasını sağlamak için mücadele veriyorlar. Örneğin, Süryanilerin dillerini resmi dil olarak yapmıyorlar. Süryaniler kendi dilleri resmi dil olsun diye mücadele etmeleri için zemin hazırlamanın mücadelesini veriyorlar" dedi.


'Bürokratik devletten şirket devlete geçiş söz konusu'


Nazan'ın ardından konuşan Boğaziçi Üniversitesi'nden Bülent Küçük, AKP'nin kısmi tanıma politikalarını ve Kürt Sorunu'nu değerlendirerek,  AKP'nin barış sürecine ilişkin kafasında çözüm planı olmadığını bunu sadece seçim kampanyası içine sıkıştırdığını ifade etti.  Bülent, AKP'nin neoliberal  ve kısmen kültürel farklılıkları tanıyarak kültür politikası üzerinden yayılmayı hedeflediğini belirterek, "Bürokratik devletten şirket devlete geçiş söz konusu.  Bu sebeple AKP,  Kürtlerin talep ettikleri hakları kendisi yapılandırarak kısmen vermek istiyor" şeklinde konuştu.


'Devleti şirket vatandaşı da müşteri olarak gören AKP'


Devleti şirket vatandaşı da müşteri olarak gören AKP anlayışı doğrultusunda Kürt meselesinin ele alınmasının gerektiğine vurgu yapan Bülent, AKP'nin Kürtleri çocuklaştırarak ve Kürtlerin ayaklanmasını da çocukça ergen siyaseti olarak gördüğüne dikkat çekti. Bülent, "AKP her zaman olduğu gibi mağduriyeti kullanıyor. Mağdur olan kimlikleri de çocuklaştırarak, severek tanıyor ve sisteme entegre etme ye çalışıyor" dedi.


Oturum soru ve cevap şeklinde devam ediyor.


(ed-mt/zd)