Mesut Yeğen: Kürtlere sen Kobanê'yi unut diyemeyiz

16:52

 


JINHA


İSTANBUL- Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi'nin düzenlediği "Yeniden Kurulurken Ortadoğu Konferansı"nın ikinci oturumunda konuşan Şehir Üniversitesi öğretim görevlisi Mesut Yeğen, "Son birkaç günde cinnet hali yaşadık. Buradaki Kürtlere 'sen Kobanê'yi unut orası Suriye'nin işi' deme halimiz yok. Bu sebeple barış sürecinde AKP'nin sağlam adımlar atması gerekiyor ve bu savaşın da barış sürecinin bir parçası olduğunu unutmaması gerekiyor" dedi.


Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi'nin düzenlediği "Yeniden Kurulurken Ortadoğu Konferansı" Rojava ile dayanışma için dağıtılan aşurenin ardından ikinci oturumla devam etti.  Moderatörlüğünü Sakarya Üniversitesi öğretim üyesi Maya Arakon'un yaptığı oturumda Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) öğretim görevlisi İhsan Dağı, gazeteci yazar Mete Çubukçu, Sakarya Üniversitesi öğretim görevlisi Ali Balcı ve Şehir Üniversitesi öğretim görevlisi Mesut Yeğen konuşmacı olarak yer aldı. "Arap Baharı Sonrası İslamcılık" başlığı atında Arap Baharı'na dair değerlendirmede bulunan İhsan Dağı,  Arap Baharı nitelemesinin git gide zorlanarak kullandıklarını ifade ederek, "Çünkü Tunus, Libya, Mısır Suriye gibi devletlerde ortaya çıkan Arap isyanları, farklı toplumsal kesimlerin değişik taleplerini ortaya koyan isyanlardı ve İslamcılar arka planda duruyordu. Ancak devrim gerçekleştikten sonra stratejik olarak ön plana çıkıp temel kurucu güçler haline geldiler" dedi.


'AKP İslamcılara sandıkla iktidara gelmenin mümkün olduğunu gösterdi'


1979 Devrimi'nden sonra Sünni İslam kesiminde devrim olmayacağının bilinmesi gerektiğine işaret eden İhsan, "Ortadoğu'da ve Kuzey Afrika'da İslamcı hareketler, demokrasiyi benimseyerek bunu yeni meşrutiyet alanları yaratmak ve uluslararası alanda kullanmak istediler" diyerek 2002'de Mili Görüş'ten gelen AKP'nin seçimi kazanmasıyla İslamcıların sandığı kullanarak iktidara gelmenin mümkün olduğunu gördüklerini belirtti.


'Mezhepçilik politikaları hiç bu kadar net kullanılmamıştı'


Ardından konuşan gazeteci yazar Mete Çubukçu, Arap Baharı ve Kürtlerin Ortadoğu'da yeniden özne olmasını değerlendirerek, Arap Baharı'nın bir başka evreye geçtiğini çok farklı taleplerle yola çıkanların çok farklı yerlere ulaştığını belirtti. Mısır darbesinde Müslüman Kardeşlerin ortaya çıkmasıyla insanların ölüme rağmen sokağa çıktıklarını kaydeden Mete,  Arap Baharı ve İsrail'in Gazze' ye haksız saldırısının bir hattının da Suriye'ye bağlandığına işaret ederek Suriye'de yürütülen savaşın Ortadoğu'nun yeniden şekillenmesinde önemli olacağına dikkat çekti. Bölgenin nasıl şekilleneceğine dair kimsenin bir şey bilmediğini düşündüğünü kaydeden Mete, bunu savaşın gidişatı ve Irak'ın durumunun belirleyeceğini ifade etti.  Ortadoğu'da dominant ülke Mısır'ken savaşın bu durumu değiştireceğini söyleyen Mete, "Çünkü IŞİD tarafından kullanılan mezhepçilik hiç bu kadar kışkırtılmamıştı ve net bir biçimde kullanılmıyordu" şeklinde konuştu.


'Bu savaş Kürtler açısından bir test niteliğindedir'


Rojava'da yürütülen savaşa da değinen Mete, son yaşanan olaylarla beraber Kürtlerin Suriye'de ve Irak'ta yeniden bir özne olarak çıktığını gördüklerine dikkat çekerek, "IŞİD'in Musul ve Erbil'i işgal etmesi aslında Kürtlerin sınırlarının ne olduğunun ve sınırlarını nasıl koruduğunun testini gösteriyor. Aslında bu savaş bölgede toplumlar ve kurdukları yönetimler için bir test niteliğindedir. Kürt öznesi bölgedeki Araplar ve Türkiye için çok önemli. Çünkü Kürtler ile Araplar yıllarca yan yana yaşadı ancak beraber yaşamaları kolay değil" ifadelerini kullandı.


Kürdistan sancısı...


"Kürdistan sancısı" başlığı ile süreci değerlendiren Şehir Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Mesut Yeğen, Kürtler açısından son bir kaç ayda yaşananların Kürdistan paradoksu yaşadığını söyleyerek "Kürdistan Ortadoğu' da bir yer ve Kürdistan sancısı da Ortadoğu'daki diğer sancılardan bağımsız değil.  Çünkü bölgede İran, Irak, Suriye, Mısır ve Filistin sancısı var ve bu sancılar Kürditan sancısını daha da derinleştirip besliyor" dedi.


'Bu savaş bölgede izlenen politikaların sonucudur'


Ortadoğu'ya dair iyimser olmadığını dile getiren Mesut, "Büyük vaatler var. İhvan vaadi ortaya çıktı ve bu vaadin sonu olmadı İŞID'in hilafet vaadi var ve PKK'nin de demokratik ulus önerisi var. Bölgedeki aktörlere baktığımızda bu sancılara derman olma kabiliyeti yok aksine daha çok bu sancıyı derinleştirdiklerini gözlemliyoruz" şeklinde konuştu. "Genel bir insanlık krizi ile karşı karşıyayız" diyen Mesut, Ortadoğu'yu kasıp kavuran bu sancılardan çıkış ihtimali görmediğini kaydederek yaşananların çok vahim olduğunu aktardı. İzlenen politikaların süreci bu noktaya taşıdığını söyleyen Mesut sözlerine şöyle devam etti:" Son bir kaç senede Kürdistan'da 2003’te federal bir yapı ortaya çıktı. Irak Kürdistan'ından bağımsızlık önerisi geldi. Suriye Kürdistan'ında ise PKK'nin teklifi ile kantonel bir teklif geldi. Bölgede dizayn yapan güçlerin bu iki teklife itiraz ettiklerini gördük. Hewler düşecek gibi oldu. Güney Kürdistan'ına Türkiye ile görüşmemesi ve bağımsızlık teklifini kabul etmediğini bu şekilde gösterdi."


'Kürtlerin akbabaların önüne atılması açıkça görüldü'


 Direnişe rağmen Kürtlerin bölgede can güvenliklerinin olmadığını da sözlerine ekleyen Mesut,"Son birkaç günde cinnet hali yaşadık. Öfke tabakasının üzerinde duruyoruz bunu Kürt siyasetçileri de takip ediyordu ve işler iyi gitmiyordu. Bu durumda ne yapacağız olan biteni göz ardı edemeyiz tehditler savurmaktan vazgeçilmeli. Bunun yerine buralara nasıl gelindiğini düşünülmeli" şeklinde konuştu. "Şengal de Kürtlerin akbabaların önüne atılması Kürtler tarafından açıkça görüldü" diyen Mesut, Türkiye'de barış sürecinin kandırma ve oyalama ile geçtiğini vurgulayarak, "Ama bu baş edilebilir bir haldi, Abdullah Öcalan kararlıydı, insanlar savaş istemiyordu ama son iki ayda yaşananlar tahammülü kaldırdı" dedi.


Son olarak Kobanê'de ve Şengal'de olan bitene Türkiye'deki Kürtlerin seyirci kalamayacağının altını çizen Mesut," Buradaki Kürtlere 'sen Kobanê'yi unut orası Suriye'nin işi' deme halimiz yok. Bu sebeple barış sürecinde AKP'nin sağlam adımlar atması gerekiyor ve bu savaşın da barış sürecinin bir parçası olduğunu unutmaması gerekiyor" ifadelerini kullandı.


Konferans YSGP Eş Sözcüsü Naci Sönmez'in kapanış konuşması ile sona erdi.


(ed-mt/zd)