Rotinda Amed: Biz özgürlüğe yol almış bir halk hareketiyiz
10:22
Dicle Arya/JINHA
QENDİL - IŞİD çetelerinin Kobanê'ye yönelik saldırılarına karşı Türkiye ve bölge kentlerinde başlayan protestolara asker, polis ve IŞİD yanlılarının saldırmasını değerlendiren PAJK Koordinasyon Üyesi Rotinda Amed, Kürt halkına yönelik bir katliam konsepti olduğuna dikkat çekerek, “Direnişe karşı duruş sergileyen tüm güçler, özgürlük mücadelesini veren güçlerin karşısındadır. Ve bu duruş karşısında halkımızın ve bizim belirleyeceğimiz tutumlar net olmaktadır. Biz özgürlüğe doğru yol almış bir halk hareketiyiz. Bu yolda önümüze çıkacak her türlü engellere karşı mücadele çıtamız yüksek ve kazanımlarla dolu olacaktır” dedi.
IŞİD'in Kobanê'ye yönelik saldırıları devam ederken, YPG/YPJ savaşçıları ise destansı bir direniş sergilemeye devam ediyor. Dünya’nın ve Türkiye'nin ise çetelerin yaptıklarına karşı sessizliği büyük bir öfkeye neden oldu. Türkiye ve Kürt illerinde onbinlerce yurttaş sokağa çıkarak çeteleri ve ona destek olan AKP politikalarını protesto etti. Son bir haftada yaşanan gelişmeleri Kürdistan Özgür Kadın Partisi (PAJK) Koordinasyon Üyesi Rotinda Amed, IŞİD çetelerinin Kobanê'ye yönelik saldırılarını, AKP'nin IŞİD'i destekleyen politikalarını ve Kürdistan'da ve Türkiye'de bu politikalara ve çetelere karşı başlatılan serhildanlar ile polis, asker ve IŞİD yanlılarının sokağa çıkan halkı katletmesini değerlendirdi.
- Son bir haftadır süren dört parça Kürdistan’daki eylemsellikleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dört parça Kürdistan ve dünyadaki Kürtlerin direnişi sokak sokak büyüyerek an be an devrime gidiyor. Bu direniş Kürdistanlıların hakikat direnişidir. Yaşamını yitiren yurttaşların önünde saygıyla eğiliyor ve mücadelelerine sahip çıkacağımızın sözünü veriyoruz. Ortada, tüm dünyanın güzü önünde cereyan eden bir uluslararası kapitalist modernite güçlerinin işgal savaşı vardır. Bu vahşi savaş karşısında direnen muazzam bir halk iradesi ve gücü bulunmaktadır. Deyim yerindeyse özgür irade gücü ve sömürgeci işgalci güçlerin savaşı günden güne artmaktadır. Bu savaş ve direniş karşısında kendisine insanım ve demokratım diyen tüm güçlerin saflarını netleştirme günüdür. Son bir haftadır Kürdistan ve Avrupa’da yaşayan halkımız ve Kürtlerin dostu olan özgür yürekli insanların, sokaklarda direniş göstermeleri irade beyanıdır demek yerinde olmaktadır. Yürütülen bu savaş, halk gücüne karşı sömürgeci, faşist devletler savaşıdır. Onun için Şengal işgaliyle başlayan halk direnişi son bir haftadır zirveye ulaşmıştır. Bu halk direnişi haklı ve yerinde bir direniştir. Kürt halkı başta Türkiye Devleti olmak üzere, bu savaşı besleyen tüm sömürgeci güçlere binlerce kez şans vermiştir ama maalesef verilen bu şanslar doğru değerlendirilmediği için halk kendi yaşamını kurma, kendi ön gördüğü biçimde bir direnişe geçmiştir. Son bir haftalık direniş eylemsellikleri artık Kürt halkının kendisi için ön gördüğü mücadele biçimi haklı bir mücadele olmaktadır.
'Kürt halkının haklı mücadelesine karşı katliam içerisindeler'
Kürt halkı oldukça sağduyulu bir halktır. Bu sağduyuya rağmen ortada bulunan savaş biçimi katliam içeren bir savaştır. Halk sesiyle, sopasıyla, taşıyla bu faşist güçleri durdurmak için sokaklarda direnmektedir. Bu halk iradesi karşısında yenik düşen Türk Devleti ve faşist polisi, yine kendi özünden uzaklaşmış ve Türk Devleti’nin uşaklığını yapan DAİŞ yanlısı güçler, Kürt halkının meşru ve haklı savaşına karşı katliam içerisindedir. Kürt halkı ölümden korkmayan bir halktır. Yaşanan katliamda yaşamını yitiren halkımız, özgür yarınlar için ölmeye hazır olan halk iradesidir. Bu düzeyde faşistleşen Türk Devleti ve yandaşları bu direniş karşısında çaresizliklerini, güçsüzlüklerini, yenilgisini sivil halka karşı her türlü silahı kullanarak ilan etmiştir. Bu temelde halka 'sağduyulu olun' ve 'eylemleri bitirin' diyen yaklaşım, halka 'teslim olun' demektedir. Kürt halkı direnişçi bir halk olduğu için teslimiyeti değil de direnişi tercih etmiştir. Aynı Kürt halkı ‘biz IŞİD yok oluncaya dek mücadele edeceğiz’ diyen Önderliğiyle tek vücut olmuştur ve olmaya devam edeceğinin beyanını yapmıştır. Bakur halkı, Kobanê halkı gibi kendi öz örgütlülüğünü oluşturma aşamasına gelmiştir. Kobanê’nin düşmesini hayal eden güruhlar şunu iyi bilmelidir ki, her yer Kobanêleşecektir. Savaşla değil örgütlenme modeliyle Bakur Kobanêleşecektir.
- Kuzey Kürdistan’da gerçekleşen olayların Rojava devriminin etkisi ve devamı olarak nitelendirebilir miyiz?
Rojava devrimi Kürdistan devrimi olmaktadır. Onun için Bakur Kürdistan halkı devrim için sokaklara dökülmüştür. Devrimi sıcağı sıcağına yaşayan ve bu devrimin her anında içinde olan, bunun için bedel ödeyen Kürt halkı, bugün bulunduğu her coğrafik yapıda devrim için ayakta ve direnmektedir. Dalga dalga direnişle yayılan devrim ruhu bugün Bakur Kürdistan sokaklarında şehir şehir yayılmaktadır. Halkın deyimiyle ‘Her yer Kobanê her yer serhildan’ dolayısıyla her yer devrim alanı ve direnişlerin kazanımlara ulaşma anıdır. Bakur halkı da bunun bilincinde olan bir halk ve özgürlük mücadelesinin her anında üstüne düşen öncülük rolünü yerine getirmiş, getirmeye devam etmektedir. Sonuna kadar direnecek bir halk hakikatidir.
- Yaşanan gelişmeler karşısında Türk yetkilileri açıklamalarda bulundular. IŞİD çetesi ile PKK Hareketinin aynı düzeyde olduğunu dile getirdiler. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türk devleti bizi kendisiyle karıştırıyor. Çünkü Türk devleti ve IŞİD aynı vahşetin ve faşizmin uygulayıcılarıdırlar. IŞİD, dünyanın gözü önünde insanların kafasını keserek poz vermekte, kadın-çocuk demeden halkları katliamdan geçirmekte, kadınlara tecavüz etmektedir. Geçmiş yıllarda ve bugünde halen devam eden aynı vahşeti Türk devletinin polisi ve askeri Kürt halkına uygulamaktadır. Çiller hükümeti sürecinde, bir askerin Şehit Yılmaz arkadaşı şehit düşürdükten sonra kafasını keserek poz vermesi, Kürt gençlerin hafızalarından silinmemiştir. Yine faili meçhul cinayetler olarak bilinen ama faili belli Hizbullah adı altında yapılan katliamlar, halen hesabı sorulmamış cinayetler halkımızın hafızalarında canlılığını koruyor.
'Hiçbir söylem AKP politikalarını örtbas edemez'
Yine birçok Kürt kadınına gözaltında yaptıkları tecavüzler, tacizler bugün bile güncelliğini korumaktadır. Geçenlerde de kadınların İstanbul havaalanında eylem yapmak istemelerine karşı polisin müdahalesi ve tacizi söz konusuydu. Bir haftadır sokaklarda ‘Kobanê ve tüm Kürt halkına karşı yapılan katliamlara ortak değilseniz, IŞİD’e karşı sesiz kalmayın’ diyen halkımıza Türk devletinin ve onun faşist polisinin yaptığı katliam sonucu 20’nin üzerinde sivil halkımız katledilmiştir. Bu kadar birbirine benzeyen faşist güruhların yaptığı ‘Bizim için IŞİD ve PKK aynıdır’ belirlemesini ciddiye almıyoruz. Ve sadece bir düzeltme yapmak istiyoruz. Önderliğimizin ‘IŞİD kod adı değişmiş JİTEM’dir’ belirlemesi faşizan güçlerin maskesini düşürmüştür. Türk devleti ve AKP’nin yapmak istediği proje açığa çıkmıştır. Kürt halkının 40 yılı aşkın süredir yürüttüğü mücadele değerlerinin, yarattığı kazanımlarını imha etmek, yok saymak olduğu için bu düzeyde pervasız saldırılar içerisine girmiştir. Bu işin sorumluları değilmiş gibi kendilerini ayyuka çıkarma çabaları içerisindedirler. Fakat hiçbir kamuflaj ve söylem AKP ve Türk faşizan devlet politikalarını örtbas edemez. AKP’li Bakan ve Başbakan hatta Cumhurbaşkanı’nın ‘Süreç bozulmaz’ söylemleri düpe düz şarlatanlıktır. Hem savaşıp hem süreç söylemini kullanmak ancak Türk Devleti’nin inkarcı politikalarına yakışır bir cümle olmaktadır. Eğer varsa sürecin gelişmesine dayalı çaba ve duyarlılık girişimi oda Önderliğimiz Reber Apo’nun çabası ve duruşudur.
- Çıkan olaylarda yirmiye yakın yurttaş hayatını kaybetti. Bu yurttaşların katledilmesinde polislerle birlikte HÜDA-PAR’lılar da vardı. Bu HÜDA-PAR ile devletin ne gibi bir ilişkisi olabilir?
Hayatını kaybeden tüm yurtsever halkımızı saygıyla anıyor, ailelerine başsağlığı diliyor ve bu şehit yurtseverlerimizin özgür yaşam için direnen ve özgür yaşamın yaratıcı öncüleri misyonunda olduklarını belirtmek istiyoruz. HÜDA-PAR devlete palazlanmış, Türk devletinin asimilasyon politikaları sonucu gözü ve yüreği kararmış, ne yaptığını bilmeyen bir örgütlenme olarak değerlendirmek yanlış olmayacaktır. Kürt halkının 90’lı yıllarda ortaya çıkarmış olduğu serhildan gücüne karşı tahammülsüzleşen ve kaybedeceğini daha o yıllarda anlayan Türk devleti ve hükümeti, Hizbi-kontra diye JİTEM’e bağlı bir örgütlenme oluşturmuştur. O yıllarda yüzlerce insanımızı katleden bu karanlık güçler, şimdi değişik isimlerle yeniden hortlatılmaya çalışılmaktadır. HÜDA-PAR, eğer bu katliamcı politikaları desteklemiyor ve içinde yer almıyorsa neden sokaklarda Türk devletinin faşizan polislerinin yanında saf alarak, Kürt gençlerine saldırıyor? Kürt halkının ve özgürlük hareketinin savaştığı güç katliamcı, inkarcı-faşist güçler ve ideolojiler olmaktadır. Eğer ki HÜDA-PAR bu güçlerin içerisinde yer almıyorsa o zaman pratikte ve sözde safını belirlemek zorundadır.
'Direniş safhasında yer alanlar mücadele eden halklardır'
Ama şunu çok iyi bilmekteyiz ki, HÜDA-PAR’a üye birçok genç bu süreçte yurtsever halkımıza çeşitli biçimlerde saldırmış ve IŞİD güçlerini destekler bir duruş içerisine girmiştir. Ortada Kürt halkına karşı bir katliam konsepti bulunmaktadır. Bu konsepte yer alan tüm güçler Kürt ve Kürdistanlı halklara ihanet etmektedir. Bu konseptin karşısında duran kesim ve örgütlerin safları net ve görünür olmaktadır. Bu temelde Kürt halkının düşmanları bilinmektedir. Direniş safhasında yer alanlar, özgürlük için yılmadan mücadele eden halklar olmaktadır.
'HÜDA-PAR devletin yanında değilse bunu göstersin'
Direnişe karşı duruş sergileyen tüm güçler, özgürlük mücadelesini veren güçlerin karşısındadır. Ve bu duruş karşısında halkımızın ve bizim belirleyeceğimiz tutumlar net olmaktadır. Biz özgürlüğe doğru yol almış bir halk hareketiyiz. Bu yolda önümüze çıkacak her türlü engellere karşı mücadele çıtamız yüksek ve kazanımlarla dolu olacaktır. Velev ki HÜDA-PAR Türk devleti ve AKP’nin yanında olmadığını söylüyorsa, o zaman pratikte de bunun sahibi olmak zorundadır. Biz hiçbir Kürt grubu ve örgütüyle savaşmak istemiyoruz. Tam tersine Kürtlerin ulusal birlik gücüyle başarıya ulaşacağına inandığımız için bu süreçte köy korucularından tutalım, Türkiye devletiyle işbirliği içinde olan tüm Kürtlere çağrımız yanlış yoldan dönmeleridir. Bu ateş bir gün onları da yakacaktır. Yol yakınken dönmek, Kürt halkının kazanımlarını güçlendirecektir. Ama bu yolda devam etmek isteyen ve Kürt halkına arkasını dönüp faşizan güçlerin yanında yer almak isteyenler de tarihin kara satırlarında halkın lanetiyle anılacaktır.
(zd/gc/mg)

