'İsmi gibi ölümsüz oldu…'
08:39
Şehriban Aslan - Zehra Tunç/JINHA
ÊLIH - IŞİD çetelerinin Kobanê'ye yönelik saldırısında 7 Ekim tarihinde yaşamını yitiren YPJ komutanlarından Yuhanus Ekinci (Gulan Çekdar) Batman'da 50 bin kişinin katılımıyla toprağa verildi. Kızının küçüklüğünden beri büyük bir komutan olma hayaliyle yaşadığını belirten Anne Muhterem Ekinci, "Daha çocukluğunda büyük bir komutan olma hayalini kuruyordu. Yuhanus 'ölümsüz' anlamına gelen Ermeni kökenli bir isimdir. O da ismi gibi ölümsüz oldu. Daha evdeyken kendisini eğitmeye başlamış ve özgür bir kadın olma yolunda hazırlanıyordu" dedi.
IŞİD saldırılarıyla gündeme gelen Kobanê'nin üç yıllık kadın devrimine şöylece bir kulak kabartsak, nice yürekli ölümsüz kadının toprağa gömülen hikayelerini duyabiliriz. Bu yüzdendir halkın Kobanê'nin düşmeyeceğindeki inancı… Tanrıça İştar'ı yeniden yaşamsallaştıran kadınların korkusuz direnişine tanıklık ettiğindendir halkın olası bir yenilgi ihtimalini bile kabullenememesi… Bu yüzdendir bedenini Kobanê için siper eden YPJ'li Komutan Yuhanus Ekinci'nin (Gulan Çekdar) Batman'da 50 bin kişinin omzunda taşınarak adına yaraşır bir şekilde ölümsüzlüğe uğurlanması. Yuhanus'un anlamı da Ermenice "ölümsüz" demek değil miydi zaten…
'Ben bu davaya evlatlarımı verdim'
IŞİD'in Kobanê'ye yönelik saldırılarında Kobanê savunmasında yaşamını yitiren Gulan'ın 1997 yılında PKK'ye katıldığını söyleyen anne Muhterem Ekinci, "Ben bu davaya evlatlarımı feda ettim. Keşke ben de kızımın silahını alıp Kobanê'de Ayşe Efendi gibi savaşsaydım" diye ifade etti. Çocuklarının PKK saflarına katılım şeklinin farklı bir öyküsü olduğunu söyleyen Muhterem, "İlk olarak oğlum PKK'ye katıldı. Onun katılımının üzerinden daha iki yıl geçmemişken Gulan da katılım yaptı. Gulan tam 15 yıl boyunca abisinin izini sürdü. 15 yılın ardından onun şehit olduğunu öğrendi. Bu acı haberi bana Gulan vermek istedi ve beni aradı. Bir gece ansızın telefon çaldı ve telefonun diğer ucunda olan ve 15 yıl boyunca sesini duymadığım kızım duruyordu. Benim için çok mutlu ve çok acı bir andı. Hasret kaldığım ses, hasret kaldığım başka bir sesin sahibi olan oğlumun şehit olduğunun haberini verdi. Bu olaydan sonra da diğer oğlum da yüzünü dağlara döndü" dedi.
'Gulan yaşamı boyunca dağları kendine mesken etti'
Gulan'ın yaşamı boyunca dağları kendine mesken edindiğini söyleyen Muhterem, "Evde kurumuş bir parça ekmek görse yerdi, sıcak su içerdi, 'bizim arkadaşlardan ne farkımız var?' derdi. Hiçbir zaman çocuklarımın peşine düşüp onları aramadım. Zorla götürülmüş demedim, çünkü kendi istekleriyle gittiklerini biliyordum. Gulan'dan önce giden oğlum Çekdar, Ağrı'da yaşamını yitirdi. Fakat cenazesinin nerede olduğu bilinmiyor. Gulan, kardeşinin kod ismini alarak, kendi adını değiştirdi. En son giden oğlumun adı da Çektar. Kızımı 19 yıl boyunca sadece bir kere görebildim" ifadelerini kullandı.
'Kardeşim Gulan'ı kızım Gulan'ın yanına defnettik'
Gulan ile dert ortağı olduğunu ifade eden ablası Nihal Akyıldız, "Bir kızım oldu, kardeşimin adını verdim. Fakat kızım 11 yaşında balkondan düşerek yaşamını yitirdi. Kardeşim Gulan'ı da kızım Gulan'ın yanına defnettik. Gün geçtikçe onu görme hasretim içimde büyüyordu. 18 yıl boyunca kız kardeşimi görmeden cenazesini gördüm. Cenazesi çok temiz ve yüzü güleçti" dedi.
'Ben o gerilla kıyafetlerini giyeceğim ve gideceğim'
Gulan'ın 6 yaşında iken dağa gitmek için istekli olduğunu dile getiren kardeşi Ruken Ekinci, "Televizyon izlediğimiz zaman sürekli çalınan bir gerilla klibi vardı. Klipte Heval Berivan dağlara doğru yürüyordu. Gulan, klibi her gördüğünde, 'Ne olursa olsun, dünyada tek bir gün bile kalsa ben o gerilla kıyafetlerini giyeceğim ve gideceğim' diyordu. Gideceği gün kendisine yeni bir ayakkabı almıştı. Onu da biz giyelim diye giymedi ve bize bıraktı. Beni öptü ve uğurlar olsun diyerek evden çıktı. Ben hiçbir şekilde anlamadım. Ayakkabılarını gittiği günden beri saklıyoruz. Bir oğlum oldu onun adını da Çekdar koyduk. Oğlumu onun isteği gibi eğittim ve anadilini bilsin diye hep Kürtçe konuştum" diye belirtti.
'Bize 'asla bencil olmayın' derdi'
Gulan'ın şakacı bir kişiliğe sahip olduğunu, aynı zamanda sürekli okuduğunu belirten kardeşi Remziye Ekinci ise, "Gulan her okuduğunu bize anlatırdı. Bize, 'asla bencil olmayın, sizin bir şeyi öğrenmeye hakkınız varsa, annemizin de öğrenmeye hakkı var' derdi. En son telefonda konuştuğumda çatışmada olmasına rağmen espri yapıp gülebiliyordu. Çok titiz bir insandı. 'Hem ruhen hem de fiziken kendinize bakın, çünkü kadın estetiktir' diyordu. Arkadaşları, 'Biz çatışmadan geldiğimiz vakit hemen uyuyorduk, o hiç uyumazdı, ilk olarak elbiselerini yıkayıp temizlerdi' diyordu" sözlerine yer verdi.
'O Kürdistan'ın şehididir'
Yaşamı Gulan'dan öğrendiğini söyleyen kardeşi Rıdvan Ekinci de, "Tüm sorunlarımızla Gulan ilgileniyordu. Gulan gittiği zaman sanki bir kişi değil, evin yarısı gitmişti. Ona öğrencilerimden ve diyaloglarımızdan bahsediyordum, çok seviniyordu. Ondan haber aldığımız gün bizim için bayramdı. Onunla konuştuğumuz zaman asla moralimizin bozulmasına izin vermezdi, moralimizi yüksek tutardı. O Kürdistan'ın şehididir ve ölümsüzdür" ifadelerini kullandı.
'Evde gerilla şartlarında yaşıyordu'
Gulan'ın kimsenin gönlünü kırmadığını ifade eden bir diğer kardeşi Veysi Ekinci, "Gulan'ın terbiyesi Kürdistan'ın terbiyesiydi. Kimseye kızmaz, kimsenin gönlünü kırmazdı. Evde gerilla olmadan önce bile gerilla şartlarında yaşıyordu. 11 kardeştik fakat o bizim için çok ayrıydı. Onun yaşındaki genç kızların tek bir hayali vardı gelinlik giymekti, fakat onun en büyük hayali gerilla kıyafeti giymekti. En sonunda da isteğini yaptı ve gerilla kıyafetlerini giydi. O bu evden çıktığı zamanda, geldiği zaman da bize çok büyük gurur verdi" dedi.
(şa-zt/dc/zd/mg)

