GABB Şengal ve Kobanê raporunu açıkladı
15:17
JINHA
AMED – Güneydoğu Anadolu Bölgesi Belediyeler Birliği (GABB) tarafından IŞİD çetelerinin Şengal, Maxmur, Musul ve Kobanê'ye yönelik saldırılarının ardından topraklarını terk etmek zorunda kalan ve Türkiye'deki Kürt illerine yerleşen yurttaşların durumlarına ve ihtiyaçlarına ilişkin rapor hazırlandı. Göç eden yurttaşların, belediyeler, sivil toplum kuruluşu ve halkın desteği ile yaralarının sarıldığı ve ihtiyaçlarının karşılandığı belirtilen raporda, yaklaşan kış nedeniyle 30 ayrı merkezde yaşayan yurttaşların ihtiyaçlarının daha düzenli karşılanması için Şırnak, Mardin, Batman, Siirt, Viranşehir ve Diyarbakır olmak üzere 6 ana merkezde bir araya getirilmesi hedeflendiği belirtildi.
GABB Kobanê ve Şengal'de IŞİD çetelerinin saldırıları sonucu topraklarını terk etmek zorunda kalan yurttaşlara ilişkin Ortadoğu'daki İnsani Kriz Durumu başlıkla bir rapor hazırladı. Raporda, IŞİD'in insanlık dışı saldırıları ve bölgeye etkilerine ilişkin bilgilere yer verildi. Raporda, bu saldırıların bölgede onarılması güç bir insani krize neden olduğu, binlerce insanın katledilmesine, sayısı hala bilinmeyen yüzlerce kadının kaçırılıp tecavüz edilmesine ve köle olarak satılmasına, onlarca çocuğun açlık ve susuzluktan ölümüne, Rojava ve Şengal'den toplamda 500 binin üzerinde insanın ise yurtsuz kalmasına yol açtığı belirtildi.
Şengal, Maxmur ve Musul
Raporda IŞİD çetelerinin, Şengal, Maxmur ve Musul'a yönelik saldırıları, Rojava'ya yönelik saldırıları ve bu saldırılar sonucunda Türkiye'deki Kürt illerine yapılan göçler başlıklar halinde ele alındı. Raporda yer alan bilgilere göre,
Êzidilere yönelik saldırılar sonucucunda 50 bin Êzidinin Şengal dağlarına sığındı, 300 binden fazla kadın çocuk ve yaşlının yerlerinden oldu. Sayısı henüz netleşmeyen yüzlerce kadın kaçırılarak, köle olarak satıldı ve tecavüze maruz kaldı. Kadınlar "savaş ganimeti" olarak görülüp, mülkleştirildi. Onlarca kadın IŞİD'in eline geçmemek için intihar etti. 150 civarında çocuk yetersiz beslenme ve susuzluktan dolayı hayatını kaybetti.
Musul şehri ise IŞİD tarafından Müslüman olmayanların başının kesileceği ve öldürüleceği tehdidi ile boşaltıldı. Haziran 2014'te Musul'a yönelik başlatılan saldırılarla, DAİŞ aşırı şiddetli savaş methodları ile şehri homojenleştirdi. Gayrimüslimler din değiştirmeleri için zorlandı. İslam'ın Sünnilik dışında farklı mezheplerinden olanları da katledildi veya şehri terketmeleri yönünde baskı uygulandı.
Maxmur'a yönelik saldırılar, PKK, YPG ve sonradan Peşmerge'nin katılımıyla Kürt silahlı güçlerinin ortak müdahelesiyle durdurulabildi. Ancak, güvenlik önlemi olarak, yaklaşık 15 bin mülteciden oluşan kamp tahliye edildi ve kentte yaşayan pek çok kişi de Irak'ın başka kentlerine göç etmek zorunda kaldı.
Rojava ve kantonlara yönelik IŞİD saldırıları
Raporda, IŞİD'in Kobanê'ye yönelik saldırılarında 100 bin civarında yurttaşın yerinden edildiği belirtilerek, "Göç hareketi sürekli gidiş-gelişler şeklinde devam etmektedir. Mücadele edemeyecek durumda olan Kobanê'li kadınlar, çocuklar ve yaşlılar aileleri tarafından güvenlik amacıyla Suruç'a getirilmekte, DAİŞ'e karşı mücadele edebilecek olan kadın ve erkekler ise yeniden sınırı geçerek Kobanê'ye dönmektedirler. Bu da sürekli bir göç hareketliliği yaratmaktadır. Bu rakama, daha önce gerçekleşen diğer Rojava göçleri de eklenince, 200 bini aşan bir sayı ortaya çıkmaktadır. Bu saldırılara karşı, Rojava silahlı gücü olan YPG ise sivil halk ile beraber DAİŞ'e karşı etkin mücadele yürütmektedir" denildi.
Êzidi mülteciler ile ilgili yapılan çalışmalar
Raporda, insanlık düşmanı IŞİD çetelerinin saldırıları sonucunda Türkiye'deki Kürt kentlerine gelen Êzidilere ilişkin bilgiler aktarıldı. Türkiye'ye giriş yapan Şengallilerin sayısının 30 bine dayandığı bilgisi verilen raporda, mültecilerin Şırnak, Uludere, Silopi, Cizre, İdil ilçe ve beldelerinde oluşturulan geçici ortak yaşam alanlarında acil ihtiyaçlarının karşılanmaya çalışıldığı kaydedildi. Ancak barınma, beslenme, sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasında giderek güçlükler yaşanmaya başlandığı ve bu durum üzerine yerel yönetimler, siyasi partiler, STK'ların girişim ve destekleriyle Nusaybin, Mardin, Kızıltepe, Batman, Siirt, Viranşehir ve Diyarbakır başta olmak üzere farklı ilçe ve beldelerda ortak yaşam alanları oluşturulduğu kaydedildi.
Raporda, zaman içerisinde Federal Kürdistan Bölgesi'ne dönen, kendi inisiyatifleriyle kamplardan ayrılarak, başka kentlere yerleşen ve hala kayıt altında olmayan ve kentlerde müstakil evlerde ya da akrabalarının yanında yaşayan Êzidiler olduğu belirtildi.
21 bin 636 Êzidi Türkiye'deki Kürt illerinde yaşıyor
GABB inisiyatifinde, merkezi koordinasyon sorumluluğundan yola çıkılarak yerel yönetimler koordinasyonunda kurulan bütün ortak yaşam alanlarının tek tek gezilerek ihtiyaç ve sorunların yerelin yetkilendirdiği sorumlular aracılığıyla tespit edildiği belirtilen raporda, 29 Eylül 2014 itibariyle Diyarbakır ve ilçelerinde 5 bin 364, Mardin ve ilçelerinde 2 bin 305, Şırnak ve ilçelerinde 6 bin 64, Batman ve ilçelerinde 2 bin 799, Siirt'te bin 28, Viranşehir'de bin 236, Midyat AFAD kampında ise 2 bin 840 olmak üzere toplam 21 bin 636 Şengalli Êzidi'nin kayıt altına alındığı belirtildi. Raporda, 8 bine yakın Şengalli Êzidînin Federal Kürdistan Bölgesi'ndeki yakınlarının yanına geri döndüğü kaydedildi.
'Kışa uygun çadır ve konteynır kentler kurulmalı'
Şimdiye kadar hava şartlarının uygunluğu dolayısıyla Êzidi yurttaşların yerleştirildiği alanlarda ciddi problemler yaşanmadığı ancak, kış aylarındaki olumsuz hava şartları göz önünde bulundurularak gerekli tedbirlerin alınması gerektiğine işaret edildi.
Yurttaşlarının ihtiçalarının kış şartlarında düzenli olarak karşılanması için Şırnak, Mardin, Batman, Siirt, Viranşehir ve Diyarbakır'da orta ve uzun vadede kış ve yaz mevsimleri göz önünde bulundurularak 6 ana merkezde bir araya getirilerek ihtiyaçlarına çok daha kolay ve merkezi bir şekilde çözüm bulunması hedeflendiği belirtildi. Özellikle, kış koşullarının gelmiş olması ve birçok yerde henüz yazlık çadırlarda kalınıyor olması, kış koşullarına dayanıklı konteynır kentler ve çadırların bulunduğu merkezlerin oluşturulmasını acil kıldığı belirtilen raporda şu öneriler geliştirildi:
"Altı ayrı merkezin oluşturulması ve orta ve uzun vadede tüm ihtiyaçlarının karşılanması için güçlü bir bütçenin oluşturulması gerekmektedir. Tam da bu noktada, yerel, ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla sürdürülebilir işbirliğine gidilmesi gerekmektedir. Bir çok ortak yaşam alanında oluşturulmuş mekanlara kapasitenin çok üzerinde aile-aileler yerleştirilmiştir. Düzenli bir dağılım sağlanmadığı takdirde aileler, fertler arası bir takım sorunların çıkma ihtimali yüksektir. Bunun için mekan sayısının arttırılması, kalabalık nüfusun seyreltilmesi gerekmektedir."
Yapılan çalışmalar sonucunda ortaya çıkan acil ihtiyaçlar ise şöyle sıralandı:
* Konteynırlar ve kışa dayanıklı çadırlar acil ihtiyaçların başında gelmektedir. Bölgeye gelenler mülteciler ilk etapta yazlık çadırlara yerleştirilmişlerdir ancak zorlu kış koşullarına hazırlık amaçlı -30 C'ye varan kış soğuklarına dayanıklı güvenlikli çadır ihtiyacı vardır. Yine, kışlık çadırlar gibi aileler için konteynır ihtiyacı da bulunmaktadır.
* Düzenli beslenme için yiyecek, içecek ve ortak mutfakların kurulması ile bu mutfakların tüm giderlerini karşılayacak kurum ve kuruluşların destekleriyle projelendirilmesi önemli bir ihtiyaçtır.
* Her bir toplu yaşam alanında 24 saat çalışır sağlık ünitelerinin oluşturulması, ikinci derece sağlık hizmetinin karşılanması için devlet hastanelerinden yararlandırılmaları sağlanması göç edenlerin sağlıkları açısından önemlidir. Bu ve benzer sorunların giderilmesi için güçlü mali kaynağa ihtiyaç vardır.
Rojava'dan gelen mültecilerle ilgili çalışmalar
Raporda Kobanê'den yaklaşık son bir ay içerisinde Suruç'a ve çevre ilçelere gelen göç edenlere ilişkin henüz kesin bir rakam bulunmazken, bu sayının 100 bin ciavarında olduğu kaydedildi. Raporda, Suruç'a gelenlerin mahallelere, camilere, yas evlerine vb. toplu alanlara yerleştirildiği ve bir kısmı da parklarda ve sokaklarda yaşamak zorunda kaldığı, Kobanê'lilere bugüne kadar herhangi bir resmi yardım yapılmadığı bilgisi de paylaşıldı.
Şu anda, Suruç'ta, belediye öncülüğünde, yerel halkın, Türkiyeli ve yabancı aktivistlerin desteğiyle 5 bin kişilik çadır kent kurma çalışmaları başlatıldığı ancak, kurulacak olan çadır kent mülteci sayısına yetmeyeceği gibi, kurulduktan sonra ortaya çıkacak olan tüm ihtiyaçlar için de insani yardım malzemelerine ihtiyaç vardır. Suruç Belediyesi'nin analizleri çerçevesinde, kurulacak olan çadır kentte kış için acil battaniye ve halı ihtiyacı bulunduğu belirtilmiştir.
(gc)
