Gültan Kışanak: Kapı açıp getirmek yetmiyor
17:44
JINHA
AMED - Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak, savaştan kaçanlara kapıyı açmanın yeterli olmadığını, insani ihtiyaçların karşılanması gerektiğini söyledi. Kışanak, IŞİD’in insanlığın oluşturduğu bütün değerleri hedeflediğini belirterek, “Umudumuz var, biz bu vahşeti önleyeceğiz” dedi.
Tüm Bel Sen Genel Başkanı Ömer Salih Erol, Genel Mali Sekreteri Hanifi Demir, Diyarbakır Şubesi eş başkanları Muhsin Uyanık ve Gülay Tekin ile yönetim kurulu üyeleri, IŞİD çetelerini saldırılarından dolayı Türkiye'ye gelen mültecilerin durumuna ilişkin Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eş başkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’yı ziyaret etti. Ziyarette Sur Belediyesi Eşbaşkanı Seyit Narin de hazır bulundu.
Ziyarette konuşan Tüm Bel Sen Genel Başkanı Ömer Salih Erol, Diyarbakır Şubesi’nin programı doğrultusunda bölgeyi ziyaret ettiklerini belirtti. “Ben Karadenizliyim, Rizeliyim. Buraya Kobane’de, Şengal’de yaşanan vahşeti protesto etmek için geldik” diyen Ömer, Şengal ve Kobane halkı ile dayanışma içinde olacaklarını söyledi. Yenişehir Piknik Alanı’ndaki Ezidilerin kaldığı kampı ziyaret ettiklerini bildiren Ömer, halklarla dayanışmasından dolayı belediyeye teşekkür ederek, “Dili, dini, ırkı ne olursa olsun orada bir vahşet var. Bir IŞİD hışmından, katliamından kaçan bir halkın feryadı var, çığlığı var. Buna bizim tarafsız olmamız asla söz konusu olamaz. Yapılması gereken neyse Tüm Bel Sen olarak Ezidi halkına destek vereceğiz, onlarla birlikte olacağız. Bir halkın yok olmasına asla müsaade etmeyiz asla göz yummağız, seyirci de kalmayız” diye konuştu.
'Herkes bu imdada koşmalıdır'
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkaanı Gültan Kışanak da inancı, kimliği, kültürü ne olursa olsun bütün insanların onurlu, özgür yaşama hakkı bulunduğunu belirterek, “Herkes kendi yurdunda yaşama hakkına sahip. Ne yazık ki Ezîdî halkının tarihsel mekanı olan Şengal’e yapılan saldırıdan sonra yüz binlerce insan göç yollarına düşmek zorunda kaldı. Büyük bir kıyımdan, onur kırıcı yaklaşımlardan kaçarak geldiler” dedi. Gelenlerin 15 gün boyunca hiçbir ihtiyacı karşılama imkanı olmadan yollarda yürüyerek geldiğini anlatan Gültan şöyle konuştu:
“Yerel yönetimler, sivil toplum örgütlerinin, halkımızın ve duyarlı herkesin katkılarıyla, kısmen de olsa onlara bir yaşam alanı oluşturmaya çalıştık. Bu bir vicdan ve insanlık sorunu, biraz olsun vicdanı olan, insanım diyen herkesin böyle bir çığlığa mutlaka olumlu yanıt vermesi, bu imdada koşması gerekirdi. Bunu yaptık, keşke imkanlarımız daha çok olsaydı, daha fazlasını yapabilsek. Şengal’de yaşanan bu vahşetin, bu dramın yaralarını sarmaya çalışırken arkasından Kobanê kuşatması ve saldırıları geldi.”
'Vahşeti yapanlar bir de yayınlıyorlar'
Uluslar arası kuruluşların belirlediği rakamlara göre, şu anda binlerce insanın hala kayıp olduğunu vurgulayan Gültan, “Kadınlar kayıp, başlarına ne geldiği bilinmiyor ve bu vahşeti yaşatanlar kendi sosyal medyalarında, bu vahşeti sergilemekten de geri durmuyorlar. Kadınların cariye olarak dağıtıldığını çok açık bir şekilde ifade ediyorlar. Kobanê’de, toplumsal duyarlılıkla en azından böyle bir vahşet, böyle bir boyut önlendi. Ama henüz tehlike geçmiş değil. Sivillerin zarar görmemesi için, kadınların, çocukların zarar görmemesi için herkes seferber oldu. Sadece kapıyı açıp getirmek yetmiyor. Bu insanların az da olsa insani yaşam koşullarına ihtiyaçları var” diye konuştu.
'Bu vahşete dur demek gerekiyor'
İnsanlığın tarih boyunca bu tür vahşetlerle baş etmek için çok mücadele verdiğini ifade eden Gültan, bazı demokratik değerlerin, ilkelerin, kuralların açığa çıktığını söyledi. Şimdi bütün bunun tamamının yerle bir etmeye yönelik bir saldırı olduğunun altını çizen Gültan, "Ortadaki saldırı herhangi bir gruba, kimliğe yönelik bir saldırının da ötesinde farklı bir anlam taşıyor. İnsanlık tarihi boyunca ortaya çıkartılmış, mücadeleler, ortaya çıkartılmış demokratik yaşam olanaklarının tamamının ortada kaldırmaya yönelik bir saldırıdır. O nedenle hepimizin kendi geleceğimize sahip çıkma adına, bu vahşete dur dememiz lazım. Aksi takdirde peyderpey hepimizi bu dipsiz kuyu, bu girdap hepimizi içine çekecek. Yaşadığımız vahşet büyük, ama umudumuzu her geçen gün güçlendirerek, büyütmek dışında bir seçeneğimizde yok. Umudumuz var, biz bu vahşeti önleyeceğiz. Önlemeliyiz, başka da bir çıkar yolumuz yok” diye konuştu.
(gc)

