Mehmet Tursun: 171 kişinin ölümü yetmedi mi?

09:29

 


Handan Tufan / JINHA


İZMİR - Polise geniş yetkilerin verileceği "güvenlik yasası"na ilişkin konuşan Uluslararası Baran Tursun Vakfı Başkanı Mehmet Tursun, "PVSK'yla birlikte 171 kişiyi polis katletti. 171 kişinin ölümü yetmedi mi? Bu işlemi asla bir kabul etmeyeceğiz" dedi. 


AKP hükümeti yasal düzenlemeleri kendi siyasal ihtiyaçlarına göre yaptığını Meclise sevk ettiği son "güvenlik yasası" ile bir kez daha göstermiş oldu. Hükümetinin meclise sevk ettiği yeni yasa taslağının detayları yavaş yavaş belli olmaya başladı. Hükümet tasarıyla birlikte polisi geniş yetkiler vermekten, sınırsız arama yetkisine, mal varlığına el koymaktan, dosyaya erişimi engellemeye kadar, zaten var olan anti demokratik durumu daha da geriye götürecek düzenlemeler getiriyor. Yeni düzenlemeye ilişkin İzmir'de dur ihtarına uymadığı gerekçesiyle aracında polis kurşunuyla öldürülen Baran Tursun'un babası ve aynı zamanda polis şiddetine karşı Baran'ın ölümünden sonra kurulan Uluslararası Baran Tursun Vakfı Başkanı Mehmet Tursun JINHA'ya konuştu.


'Neredeyse seri cinayet yaşanıyor'


2007 yılında değişen PVSK yasasıyla makul şüphe kavramının bırakıldığını ifade eden Mehmet, makul şüphenin de "görevini" kullanan polise göre değiştiğini belirtti. Makul şüpheyi kavramının yasaya bırakılmasının temel nedenin polisin cezasız bırakılmasını olduğuna işaret eden Mehmet, "Ancak bu makul şüphe sonucunda 30 kişi karakolda olmak üzere 171 kişiyi polis katletti. 171 kişinin ölümü yetmedi mi? Bu işlemi asla bir kabul etmeyeceğiz. Polis kurşunuyla ölümler neredeyse seri cinayet haline gelmiştir" dedi.


'Polisin eli silah kullanma konusunda çok güçlü'


Tartışılan "güvenlik yasası"na değinen Mehmet şöyle devam etti: "Polisin yetkileri az olduğu gerekçesiyle yeni bir kampanya başlatıldı. Başbakan Bingöl'de yaşamını yitiren polislerin failleriyle ilgili istihbarat aldıklarını ve yasa kapsamında ellerinin bağlı olduğunu ileri sürdü. Doğruyu söylememektedir. Böyle bir istihbarat varsa faillerini yakamamak beceriksizliktir. Öyle ki polis zaten her anlamda silah kullanma yetkisini kendinde buluyor. Bu silah kullanma yetkisi o kadar basite indirgenmiş olduğu için bir kaç yıl içinde 171 kişi yaşamını yitirdi. Bu öldürenlerin hiç biri polise karşı herhangi bir fiilleri de olmamıştır. Polisin eli silah kullanma konusunda çok güçlü. Yeni yasayla birlikte daha çok güçlenecek."


'Polisin öldürme gücü 8 kişiyle sınırlı değil'


Türkiye'de polisin öldürme gücünün oldukta hafife aldığına dikkat çeken Mehmet, "Polis şiddeti denildiği zaman Gezi olayları iniltili gösteriliyor. Bizim polis şiddeti karşı verdiğimiz mücadelemizi olumsuz yönde etkilemektedir. Polisin öldürme gücü 8 kişiyle sınırlı değil. Bu ülkede polis eliyle işlenen katliamlara bakıldığında polisin öldürme gücünün 171 kişi olduğu görülüyor.  Polisin öldürme gücünü 8 kişiyle sınırlı tutarsak, polisin öldürme gücünü hafife almış oluruz ve polisten hesap sorma konusunda zayıf kalmış oluruz.  Cizre'de annesinin kutsal memesini emerken katledilen bebek, Diyarbakır'da önlüğüyle okuldan dönerken katledilen Enes Ata, İzmir'de doğum günü kutlamasından dönerken katledilen Baran Tursun ve daha sayamadığımız niceleri polisin öldürme gücünden dolayı şuan yaşamıyorlar" diye belirtti. Yunanistan'da 2012 yılında bir işçinin polis tarafından katledilmesinin hemen ardından sendikaların genel greve girdiğini hatırlatan Mehmet, "Bizim ülkede 171 kişi polis tarafından öldürülmesine rağmen bir bildiri dahi yayınlayan sendikamız yok. Siz hiç toplumsal yarar için yürüyen bir sendika gördünüz mü" diye sordu. 


(ht/zd)