HDP: Yeni yargı paketi geri çekilmeli

14:59

 


JINHA


ANKARA - Yeni yargı paketine ilişkin değerlendirmelerini açıklayan HDP, paketin birçok maddesinde polise geniş yetkiler verildiğini, el koyma kapsamının genişletildiği, düşüncenin özgürce açıklanmasının engellendiğini, demokratik gösteri hakkının kriminalize edildiğini, hükümete muhalif olanların dinlenmesinin hukuki ve doğal hale getirdildiğini belirtti. Paketle amaçlanan bir başka sonucun da iktidar ya da parti yargısının bir an önce hayata geçirilmesi hedefine uygun olarak kadrolaşmaya hız verilmesi olduğu belirtilerek, paketin geri çekilmesi çağrısında bulundu.


HDP yazılı açıklama yaparak yeni yargı paketine ilişkin değerlendirmelerini açıkladı. HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş tarafından yapılan açıklamada, hükümetin, hakim ve savcılara maaş artışı ve disiplin affı getiren yasa teklifini, güvenlik ve polis devletine dönüştürecek hükümler ekleyip, yeni bir "torba yasa" olarak TBMM'ye sunduğu belirtilen açıklamada, "Hükümet yetkililerinin askeri ve olağanüstü hal yönetimleri terminolojisinden esinlenen ve demokrasi dışı yönelimlerini açığa vuran 'dünyayı başlarına yıkma', 'polisin elini kolunu tutmama', 'sokakları vandallardan temizleme' vb. sloganlar eşliğinde sunulan paketin hukuk devleti ile hak ve özgürlüklerin korunması açısından önemli maddelerinde iki özellik hemen göze çarpıyor" denildi.


'Sıkıyönetimi aratacak yeni düzenlemeler'


Bu düzenlemeyle insan hakları ve demokrasi mücadelesi ve kısmen iktidarın kendisine yönelik soruşturmalara karşı güvence arayışı sonucunda, özellikle Şubat 2014'te gerçekleştirilen bazı olumlu değişikliklerin, geri adım atılarak eski haline getirildiği belirilen açıklamada, pakete, sıkıyönetim ve olağanüstü hal yönetimlerini aratacak yeni düzenlemeler eklenmesinin göze çarptığı kaydedildi.


'Kuvvetli şüphe yerine makul şüphe kriteri'


Teklifin 21. Maddesi'yle, Şubat ayında değiştirilen, CMK'nın 116. Maddesinin eski haline getirildiği belirtilerek, "Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda somut delillere dayalı kuvvetli şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri ve ona ait diğer yerler aranabilir" hükmündeki somut delillere dayalı kuvvetli şüphe ibaresi yerine makul şüphe kriteri getirildiğine dikkat çekildi.


Uzun mücadeleler sonucu hukuk devleti, adil yargılama ve insan hakları bağlamında elde edilen bu kazanımın ortadan kaldırılmasının çok ciddi hak ihlallerine kapı aralayacağı vurgulanan açıklamada şunlar kaydedildi: "Polislerin yetkilerinin artırılmasının yargısız infazlara varan ağır ihlalleri ne denli çoğalttığını acı tecrübelerle görüyor ve yaşıyoruz. Türk yargısına hakim olan devletçi, ulusalcı, tekçi zihniyet yapısının kuvvetli şüpheyi makul, makul şüpheyi keyfilik olarak yorumlaması ya da iptal edilen yasa maddeleri yerine zorlama yorumlarla yeni ceza maddeleri ikame etme pratiği bilinmeyen, görülmedik uygulamalar değildir. Bu değişikliğin polis ve yargı mensuplarınca, keyfiliğe yönelik hükümetin niyet beyanı olarak algılanacağından şüphe duyulmamalıdır."


'Muhaliflere karşı acımasız bir silah olarak kullanılacak'


Teklifin 22. Maddesi'yle, sekiz ay önce değiştirilerek zorlaştırılan mal varlığına el koyma yetkisinin de eski haline getirildiği aynı zamanda "Taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma" başlığı altında yer alan suçlara yeni suçlar eklenerek el koymanın kapsamının genişletildiği belirtilen açıklamada, "Hükümet, yargıyı ele geçirmiş olmanın güveniyle, söz konusu hükmün artık kendisine karşı kullanılamayacağından emin olarak, düzenlemeyi hiçbir demokratik ülkede görülmesi mümkün olmayan biçimde muhaliflere karşı acımasız bir silah olarak devreye sokmayı hedefliyor. Mevcut yasada "silahlı örgüt" veya "örgüte silah sağlama" suçu nedeniyle el koymaya karar verilmesi mümkünken yeni teklifin yasalaşması halinde "anayasayı ihlal", "yasama organına karşı suç", "hükümete karşı suç", "hükümete karşı silahlı isyan", "silahlı örgüt", "silah sağlama" ve "suç için anlaşma" soruşturmalarında da el koyma kararları verilebilecek" denildi.


'Yeni rejimin adı demokrasi olmayacaktır'


Hükümetin bu düzenlemeyle düşüncelerin özgürce açıklanmasını, hukuksuzluk ve adaletsizliğe karşı itirazları, demokratik gösteri hakkının kullanılmasını kriminalize etme amacını güttüğü belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi: "Başarması halinde oluşacak yeni rejimin adı şüphesiz artık demokrasi olmayacaktır.


Teklifin 23. Maddesi, yukarıda çizilen çerçeveye uygun olarak hükümetin bir adım ileri, iki adım geri politikasına bir başka örnek oluşturuyor. Önceki maddelerde dikkat çekilen prosedüre uygun olarak, Şubat 2014 tarihinde 6526 sayılı yasayla ileri bir adım olarak, iletişimin tespiti ağır ceza mahkemelerinin yetkisine bırakılmış ve daha önemlisi bu kararların oy birliği ile alınabilmesi öngörülmüştü. Yeni düzenleme ile iletişimin tespiti kararları ağır ceza mahkemeleri yerine sulh ceza hakimlikleri veya yargılamayı yapan mahkemelerce verilecektir.


'DGM ve ÖYM'lerin yeni adı Sulh Ceza Mahkemeleri'


Bu madde kapsamındaki diğer bir geri adım, maddeye eklenen bir fıkrayla 'Devletin Güvenliğine Dair Suçlar ve Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Dair Suçlar'ın eklenmesiyle pratikte iktidarla aynı siyasal düşüncede olmayan ve hükümete muhalif olan herkesin dinlenmesinin "kanuni " ve "doğal" hale getirilmesidir.


Bu bağlamda, kamuoyunda ve basında yetkileri nedeniyle adı "süper mahkeme"ye çıkan sulh ceza mahkemelerinin örgütlü suçların soruşturulması aşamasında dinleme ve teknik takip bakımından Türkiye geneline yönelik kararlar verebileceğini hatırda tutmakta yarar var. Cumhuriyet tarihi boyunca farklı kimliklere, resmi düşünce dışı görüş sahiplerine karşı baskı, ezme ve sindirme aygıtı olarak, sistemin yargı ayağındaki tarihi misyonlarını yerine getiren Askeri Mahkeme, DGM, Özel Yetkili Mahkeme geleneğinin yeni adresi, anlaşılan odur ki, artık sulh ceza mahkemeleri olacaktır.


'Savunma hizaya çekiliyor'


Paketin 24. Maddesi ile CMK'nın 139. Maddesi'nde öngörülen değişiklikle gizli soruşturmacı görevlendirilmesinin sınırlarının genişletilmesi ve 'Devletin Güvenliğine Dair Suçlar ve Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Dair Suçlar' eklenerek madde kapsamının genişletilmesi ile CMK'nın 140. Maddesi'ndeki değişikliği düzenleyen 25. Madde ile teknik araçlarla izleme hükmünün sınırları genişletilerek yukarıdaki düzenlemelere paralel olarak 'Devletin Güvenliğine Dair Suçlar ve Anayasal Düzene ve Düzenin İşleyişine Dair Suçlar'la kapsamın genişletilmesi polis ve muhaberat devleti hedefini daha da görünür hale getiriyor.


Teklife vücut veren mantaliteden, savunmanın da nasibini almaması herhalde beklenemez. Tasarının 26. Maddesi'yle savunma da hizaya çekilerek delilleri görme yetkisi kısıtlanıyor. Maddeye göre, "soruşturmanın amacını tehlikeye düşürecekse", cumhuriyet savcısının talebi ve hakim kararıyla müdafiin dosya içeriğini incelemesi ve belgelerden örnek alması kısıtlanabilir. Bu konunun da, 21 Şubat 2014 gün ve 6526 sayılı yasa ile gerçekleştirilen düzenlemelere konu olduğunu ve o dönemdeki düzenlemeyle soruşturma sırasında şüpheli avukatlarına dosyanın bir örneğini alma yolunun açıldığını hatırlatalım. 


'Hedef kadrolaşmaya hız vermek'


Paketle amaçlanan bir başka sonuç, iktidar ya da parti yargısının bir an önce hayata geçirilmesi hedefine uygun olarak kadrolaşmaya hız verilmesidir. Bu bazen, zamanlaması nedeniyle hakim ve savcılar arasında kadro devşirme amacı algısı yaratan, ücret artışıyla ilgili düzenlemelerle idari yargıç ve savcılara hukuk fakültelerine girme olanağı tanıyan hükümlerde görüldüğü gibi dolaylı olarak; bazen de avukatlıktan hakim ve savcılığa geçişte aranan 5 yıllık mesleki tecrübe kriterinin 2 yıla indirilmesi, Yargıtay tetkik hakimlerini atama yetkisinin ilgili Yargıtay kurullarından alınarak HSYK'ye verilmesi örneklerinde olduğu gibi, doğrudan ve apaçık bir şekilde yasalaştırılmaya çalışılıyor.


'Paket geri çekilmeli'


Yeni paketin yasalaşması durumunda, Türkiye, yaşam hakkı, düşünceyi açıklama özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, adil yargılama hakkı dahil tüm temel hak ve özgürlüklerin özünden boşaltılarak askıya alındığı, keyfilik ve cezasızlığın hükmünü yürüttüğü yepyeni bir rejime uyanacaktır.


Göze alınması durumunda ülkeyi büyük karışıklıklara sürükleyecek ve toplumun hak ve demokrasi bilinci karşısında sürdürülebilir olmayacak bu maceraya başlamadan son verilmesi ve hükümetin yargı paketini geri çekmesi hem kendisi hem de toplum ve ülke için en isabetli karar olacaktır."


(gc)