Cumartesi Anneleri: Boş mezara ağıt yakılır mı?
13:45
JINHA
İSTANBUL - Galatasaray Meydanı'nda 499'uncu haftada bir araya gelen Cumartesi Anneleri, 27 Ekim 1991'de bir araca bindirilerek kaçırılan ve daha sonra kendisinden haber alınamayan Hüseyin Torama'ın akibetini sordu. Hüseyin Toraman'ın ablası Sakine Toraman ise kardeşinin gözler önünde zorla arabaya bindirilerek kaçırıldığını söyleyerek, "Annem yıllarca onu bulmak için mücadele etti, dayak yedi, ezildi. Annemin feryadı sizleri bulsun. Boş mezara ağıt yakılır mı" diye isyan etti.
Kayıplarının akıbetlerinin araştırılması ve faillerinin bulunması için her hafta gerçekleştirdikleri adalet arayışlarının 499'uncu haftasında Galatasaray Meydanı'nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, "Failler belli, kayıplar nerede" yazılı pankart açarak ellerinde kaybedilen yakınlarının fotoğrafları ile kırmızı karanfiller taşıdı. Cumartesi Anneleri'nin bu haftaki eyleminde, 27 Ekim1991 tarihinde evinden ekmek almaya gittiği sırada zorla araca bindirilerek kaybedilen Hüseyin Toraman'ın akıbeti soruldu.
'Failler bulunmadıkça hükümet kayıpların ortağıdır'
Eylemde ilk olarak, gözaltında kaybedilen ve yıllar sonra ailesnin girişimleriyle cenazesi bulunan Hasan Ocak'ın ağabeyi Ali Ocak konuştu. Yıllardır Galatasaray Meydanı'nda olduklarını ve hala bir sonuç alamadıklarını belirten Ali, "12 yıldır AKP Hükümeti insanları oyalamakta ve hala failleri bulmamakta. Failler bulunmadığı sürece hükümet bu kayıpların ortağı olmaya devam edecektir" dedi.
Eyleme katılan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da Galatasaray Meydanı'ndaki Cumartesi Annelerinin vicdanını Türkiye'nin vicdanı yapamadıklarına değinerek, bir gün mutlaka faillerin hesap vereceğini belirtti.
'Devlet kendi eliyle kendini aklıyor'
Hüseyin Toraman'ın ablası Sakine Toraman ise kardeşinin gözler önünde zorla arabaya bindirilerek kaçırıldığını söyleyerek, "Dönemin Emniyet Müdürü Mehmet Ağar'a gidip kardeşimin nerede olduğunu sorduğumuzda 'Emniyette, evinize gidin oraya gelecek' demişti. Üstünden kaç sene geçti hala kardeşimin nerede olduğunu bilmiyoruz. Acılarımız öfkemizi kamçılıyor" diye konuştu. Sakine, kardeşinin bulunmadığı ve adalet yerini bulmadığı sürece devletle barışmayacaklarını ifade ederek, "Benim kardeşim devrimci sosyalistti. Bunun için onu aldılar kaybettiler. Annem yıllarca onu bulmak için mücadele etti, dayak yedi, ezildi. Annemin feryadı sizleri bulsun. Boş mezara ağıt yakılır mı? Devlet, katil sensin. Kendi elinle kendini aklıyorsun adalet yerini bulmadığı sürece devletle barışmayacağız" şeklinde konuştu.
'Gözler önünde gözaltına alındı failleri açıklanmadı'
Cumartesi Anneleri adına açıklamayı okuyan Düriye Sezgin, Hüseyin Toraman'ın 27 Ekim 1991 sabahı evinden bakkala ekmek almak için gittiğini söyleyerek, "Komşularının ve esnafın gözünün önünde silahlı, telsizli, sivil giyimli kişiler tarafından 34 ATZ 56 plakalı beyaz bir araca bindirilerek kaçırıldı. Olay üzerine çağrılan polis, kaçıranlarında polis olduğunu anlayınca olaya müdahale etmedi. Baba Ali Rıza Toraman olaya müdahale etmeyen karakol polislerinin, kaçıranların da polis olduğu yönündeki açıklamasını içeren ses kaydını dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin'e verdi. Tanıklara rağmen, delillere rağmen Hüseyin Toraman'ın gözaltında alındığı bu güne kadar inkar edildi" dedi.
'Failleri yargılamayan tüm hükümetleri sorumlu tutuyoruz'
Düriye, 23 yıldır Hüseyin'in bilinen faillerinin korunduğunu aktararak, "Gözaltında kaybedilen bedeni ailesinden gizlendi. Hüseyin Toraman'ın kaybedilmesinin başında Mehmet Ağar'ın bulunduğu İstanbul Emniyeti'ni ve başında Orhan Kaya'nın bulunduğu Gebze Emniyetini sorumlu tutuyoruz. Mesut Yılmaz başbakanlığındaki 48. Hükümeti ve Süleyman Demirel başbakanlığındaki 49. Hükümeti sorumlu tutuyoruz. Hüseyin'in akıbetini açığa çıkarmayan, faillerini yargılamayan tüm hükümetleri sorumlu tutuyoruz" diye konuştu.
(dk-mt/dc/gc)

