‘Vicdanınız varsa duvarların arkasındaki çığlığı duyabilirsiniz’

20:07

 


JINHA

AMED –
İnsan hakları savunucuları, cezaevlerinde bulunan 228'i ağır 578 hasta tutsak için Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi önünde mumlu oturma eylemi gerçekleştirdi. Eylemde konuşma yapan İHD Diyarbakır Şubesi Cezaevi Komisyon Sorumlusu Avukat Muhterem Süren,  cezaevlerinin insanlık tarihinin en karanlık mekanları olduğunu belirterek, “Eğer vicdanınız varsa, bu ülkede duvarların arkasındaki işkenceyi, çığlığı, haykırışı duyabilirsiniz. Türkiye’deki infaz anlayışı insani olmayan bir yaklaşım üzerine kuruludur” diye konuştu.


İHD Diyarbakır Şubesi cezaevlerinde bulunan 228'i ağır 578 hasta tutsak için, Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi önünde basın açıklaması ve mumlu oturma eylemi gerçekleştirdi. Eyleme 78’liler Derneği ve Barış Anneleri katıldı. Eylemde,  “Cezaevlerinde yüzlerce hasta mahpus var. Ölüyorlar! Daha ne kadar sessiz kalacaksınız? Susma suça ortak olma. Hasta mahpuslara özgürlük” pankartı açılırken, sık sık, “Bijî berxwedana Kobanê”, “Bijî berxwedana YPG” ve “Hasta tutsaklara özgürlük” sloganları atıldı. Oturma eyleminden önce söz alan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a seslenerek, “Bir an önce bu vahşete dur desinler. Hem siyasi hem de hasta tutsakların koşulları değiştirilsin” dedi.

‘İ
nsanlık dışı uygulamalara son verilmesini istiyoruz’

Cezaevlerinde insanlık suçunun işlendiğini belirten Raci, bugüne kadar hasta tutsaklar için birçok eylem, açıklama düzenlediklerini fakat hükümetin haykırışlarına kulak tıkadığını söyledi. Hasta tutsakların yaşam koşularının bir an önce değişmesi gerektiğini söyleyen Raci, “Biz artık bu insanlık dışı uygulamalara son verilmesini istiyoruz. Hasta tutsakların sağlıklı ve insani koşullarda yaşam sürdürmelerini istiyoruz. Hasta mahpuslara karşı uygulanan her türlü şiddet, işkence, kötü muamelelere son verilmelidir. Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” diye konuştu.

‘Hapishaneler insanlık tarihinin en karanlık mekanlarıdır’

Raci’den sonra söz alan İHD Cezaevi Komisyon Sorumlusu Avukat Muhterem Süren, “Duvarların arkasındaki seslenişini duydunuz mu? Her geçen gün acılar içerisinde kıvranan, ölüme terk edilen, hasta mahpusların çığlığını duydunuz mu? 228’i ağır toplam 578 hasta mahpus hapishaneler de yaşam mücadelesi vermekte. İnsanlık tarihinin en karanlık mekanları her zaman hapishaneler olmuştur. Eğer vicdanınız varsa, bu ülkede duvarların arkasındaki işkenceyi, çığlığı, haykırışı duyabilirsiniz. Türkiye’deki infaz anlayışı insani olmayan bir yaklaşım üzerine kuruludur” diye konuştu.

‘Sağlığa ulaşma hakkı ve tedavi olanakları engellenmektedir’

Yargı organlarınca temel alınan 5275 Sayılı ve Güvenlik Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında Kanun’un eksiklikleri, yanlışlıkları ve uygulamadaki sorunlarının hasta mahpusların özgürlük umudunun önünde engel olduğunu ifade eden Muhterem, “5275 sayılı infaz kanununun 16’ncı maddesinde Ocak ayında yapılan değişikliğe bile Adli Tıp Kurumu direnmektedir. ATK bağımsız değildir. Bu sebeple resmi bilirkişilik uygulamasına derhal son verilmelidir. Tam teşekküllü hastane raporları geçerli kabul edilmelidir. Hapishanelerde her türlü işkence ve kötü muamele uygulamasıyla karşılaşan mahpuslara insanca yaşam hakkı tanınmamakta, sağlığa ulaşma hakkı ve tedavi olanakları engellenmektedir” diye belirtti.

‘Bu zulme son verin, hasta mahpuslar serbest bırakılsın’

Kobanê’ye yönelik saldırılarda, AKP-IŞİD işbirliğinin sona erdirilmesi ve Rojava’ya insani yardım koridorunun açılması talebiyle 15 Ekim 2014 günü 94 hapishanede açlık grevine giren 4 bin PKK ve PAJK’lı siyasi tutsakların direnişine değinen Muhterem, “İnsan hakları savunucuları olarak, geçmiş dönelmede açlık grevlerinde yaşadığımız acıları tekrar yaşamak istemiyoruz. Siyasi tutsakların taleplerinin hükümet tarafından karşılık bulmasını umut ediyoruz. Çalışmalarımızın olduğu her ilden hasta mahpuslar için sesimizi yükseltiyoruz. Bu zulme son verin, hasta mahpuslar serbest bırakılsın” çağrısında bulundu.

(bc-sh/gc)