'Evladını kaybetmiş bir anne olarak barışı istiyorum'

09:53

 


Nurcan Yalçın / JINHA


RIHA- Urfa'nın Viranşehir ilçesinde polisin attığı yoğun gazdan etkilenen 28 yaşındaki Aynur Kudin, travmaya bağlı beyin kanaması geçirerek, 16 Ekim tarihinde yaşamını yitirdi. "Biz barış olsun dedikçe devlet bizi katlediyor" diyen anne Gûlê Kudin, "Devlet benim kızımın katletti. Acımı ne kadar anlatsam az gelir. Fakat yine de barış elimi uzatıyorum, savaş olsun istemiyorum" dedi.


Urfa'nın Viranşehir ilçesinde 9 Ekim'de Kobanê direnişine destek vermek amacıyla gerçekleşen eylemler sırasında evinde bulunan ve atılan yoğun gazdan etkilenerek, beyin travması geçiren 28 yaşındaki Aynur Kudin, 7 günlük yaşam mücadelesinin ardından 16 Ekim tarihinde yaşamını yitirmişti. Kobanê protestolarında yaşamını yitiren 48 kişi arasında tek kadın olan Aynur'un hikayesini annesi Gûlê Kudin'den dinledik. Aynur'un 1985 yılında Urfa'nın Viranşehir ilçesinde dünyaya geldiğini belirten anne Gûlê,  Aynur'un liseye kadar Viranşehir'de okuduğunu, iki yıl Siverek'te ve iki yılda Tunceli Üniversitesi Banka ve Sigortacılık Bölümü'nü okuduğunu dile getirdi. Anne Gûlê, kızı Aynur'un 2013 yılında mezun olduğunu ve geçtiğimiz haftalarda KPSS sınavlarına girdiğini dile getirdi.


'Aynur polis tarafından katledildi'


Çemkan Aşireti'nden olduklarını ifade eden anne Gûlê, "Benim bir kumam var onun 10 çocuğu, benim de 8 çocuğum var. Aynur,  en büyük çocuğumdu.  Kızım, Siverek'te Okul Öncesi bölümünü okudu. Ardından Tunceli Üniversitesi'nde Banka ve Sigortacılık bölümünü bitirdi.  Kızım KPSS sınavlarına hazırlanıyordu. Sınavı geçip ekonomik özgürlüğünü eline almak istiyordu.  Ancak daha sınav sonuçları açıklanmadan kızım polis tarafından katledildi" dedi.


'Aynur Kürt ulusal mücadelesine bağlıydı'


Aynur'un 21 nüfusluk bir ailenin çektiği yaşamsal zorluklara rağmen yaşama sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve ekonomik özgürlüğünü eline almak için sürekli bir mücadele içinde olduğunu söyleyen Gûlê, "Kızım çok mücadeleciydi. Aşiret kuralarına karşı da mücadele ediyordu.  Aşiretin belirlediği kuralları kabul etmiyor ve kendi belirlediği doğru yaşam modelini hayata geçirmek için sürekli bir mücadele içerisindeydi. Bu nedenle Kürt özgürlük hareketine de bağlıydı.  Kürt ulusal mücadelesini iyi okuyan ve çevresinde yaşananları çözümleyen bir özelliğe sahipti" diye belirti.


'Masum insanlar hedef alındı'


Aynur'un Kobanê eylemleri sırasında evinin balkonundan olayları izlediğini söyleyen Gûlê, o gün yaşanan katliamı şöyle anlattı: "Aynur balkondan eylemeleri izlerken, kapıda bekleyen erkek kardeşinin polis tarafından yaka paça gözaltına alındığını gördü. Aynur, bir anda panik yaptı ve bir anda sokağa doğru baktı. O sırada Aynur'u gören polis de balkona gaz bombası attı. Polisin gaz bombası ile saldırısı çok yoğundu. Yoğun gazdan ve yaşadığı korkudan etkilenen kızım travma geçirdi ve yere yığıldı. Hastaneye götürdüğümüzde doktorlar Aynur'un beyin kanaması geçirdiğini söyledi. Kızım, 7 günlük yaşam mücadelesinin ardından 16 Ekim tarihinde yaşamını yitirdi. Yine masum insanlar hedef alındı ve katledildi. Kızım da onlardan biriydi."


'Kızımın hesabını soracağım'


Kobanê'ye dönük saldırıları protesto eden yüzlerce kişinin o gün Viranşehir'de serhildana kalktığını dile getiren Gûlê, "Benim kızımda devletin kirli politikalarının kurbanı oldu. Umarım benim kızım, katledilen son kişi olur. Anaların yüreği yanmasın çekilen acılar yetmedi mi?  Daha ne kadar bedel ödeyeceğiz" diye sordu. Kobanê'de yaşanan IŞİD saldırılarının da Türkiye hükümetinin politikalarının bir sonucu olduğunun altını çizen Gûlê, "Bölgede ve Kobanê'de yaşanan katliamların tek sorumlusu devlettir. Bunlar birer katliam politikasıdır. Evinde hiçbir şekilde olaylarda yer almayan savunmasız bir insanı öldürmek ne kadar doğru?  Allah kızımın hakkını bırakmasın. Suçsuz sebepsiz yere kızımın katledenlerden hesap soracağım" diye belirtti.


'Kürtler barış istedikçe devlet katletmeye devam ediyor'


Masum insanların hiçbir gerekçe dahi gösterilmeden katledilmesinin insana büyük bir üzüntü yaşattığını belirten Gûlê, "Polisler silahlarını savunmasız bir halka yönetiyor. Savaşmak çok zor. Bunu ancak yaşayanlar anlar.  Savaşın ne olduğunu herkes anlamaz, bunu bedel verenler anlar.  Kürtler olarak Ortadoğu coğrafyasında hep ağlayan ve acın çeken taraf olmak istemiyoruz. Yeterince acı çektik, yemedi mi? Yine de umarım bu son olur diyorum. Kızım katledildi, fakat ben yine de bu acıma rağmen barış elimi uzatıyorum.  Biz barış istedikçe, devlet bizi katletmeye devam ediyor.  Ama umarım barış olur. Bizim yüreğimiz yanmış başka anaların yüreği yanmasın " sözlerini ifade etti.


(ny/zd/mg)