2. Demokrasi ve Barış Konferansı sonuç bildirgesi açıklandı
14:35
JINHA
ANKARA - Halkların Demokratik Kongresi tarafından düzenlenen 2. Demokrasi ve Barış Konferansı'nın sonuç bildirgesi açıklandı. Kobanê direnişinin selamlandığı konferans kararlarında, Rojava'daki kantonların statülerinin hem uluslararası toplum hem de Türkiye tarafından tanınması ve diplomatik ilişki kurulması istenirken, IŞİD tarafından kaçırılan kadınların kurtarılması talep edildi. Konferans kararlarında, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın baş müzakereci olarak çalışmalarını yürütebileceği maddi koşullara kavuşturulması; yerel ve uluslararası medya ile kısıtsız görüşme imkanlarının sağlanması; toplum temslcileri ve uzmanlarla çözüme temel teşkil eden konuları değerlendirerek düşünce alışverişinde bulunmasına olanak yaratılması; bu bağlamda en kısa sürede Sekretarya, Müzakere ve İzleme Kurullarının çalışmaya başlamasının gerekliliği vurgulandı.
HDK'nin 18-19 Ekim'de Ankara'da düzenlediği 2. Demokrasi ve Barış Konferansı sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgede, konferansın, barışın önümüzdeki biricik seçenek ve mücadelemizin en büyük armağanı olduğu bilinciyle iki gün boyunca gündemindeki konuları etraflıca tartıştığı ve önümüzdeki dönemde çabalarını daimi bir 'Barış Konferansı Koordinasyonu' eliyle sürdürmeye karar verdiği kaydediledi. Kobanê direnişinin de selamlandığı konferans kararlarında, "Konferansımız, IŞİD'in vahşetine, şiddetine, tecavüzcülüğüne; taassubuna, yeryüzünü insanlık için cehenneme çevirme hırsına karşı yalnızca Kürt halkının değil, bütün insanlığın, dünya ve bölge kadınlarının, özgür ve demokratik bir yeni yaşam mücadelesinin onurunu savunan Kobanê Direnişi'ni soylu bir barış ve demokrasi mücadelesi olarak selamlar, dayanışma ve destek iradesini güçlü bir şekilde vurgular" denildi.
'Kantonların statüleri tanınmalı'
Rojava'ya ve Kobanê'ye yaşam koridoru açılmasının en önemli mücadele konuları arasında olduğuna vurgu yapılan bildirgede, Rojava'daki halkların özgücüne dayanan katılımcı, çoğulcu ve cinsiyet özgürlükçü özerk kanton yönetimlerinin statülerinin hem uluslararası toplum hem de Türkiye tarafından tanınması ve diplomatik ilişki kurulmasının konferansın güncel talebi olduğu belirtilerek, Türkiye ve Suriye barışının en önemli dinamiklerinden biri olduğunu vurgulandı. Yine, Ankara'nın savaş ve çatışma arayışından başka bir anlam taşımayan, Rojava ve Suriye'de rejim değişikliği hedefine yönelik "Tampon Bölge" arayışlarına son vermesi istendi.
'IŞİD'in elindeki kadınların kurtarılması öncelikli hedefler arasındadır'
Şengal ve Ninova'da yaşanan trajediye de yer verilen sonuç bildirgesinde, IŞİD'in elinde tutsak olan ve cariye ve köle pazarlarında satılan binlerce Êzidi kadının kurtarılması, Şengal ve Ninova soykırımlarına yönelik uluslararası ceza mekanizmalarının harekete geçirilmesi, soykırım icracısı ve destekçisi ülke ve grupların yargılanması yönündeki çaba göstermenin öncelikli hedefler arasında yer aldığı kaydedildi.
'Mülteciler için yaşam koşulları oluşturulmalı'
Konferans kararlarında, hükümeti, Türkiye'ye göç etmek zorunda kalan, Arap, Êzidi, Süryani, Kürt, Türkmenlere uluslararası ve ulusal yasalardan kaynaklanan bütün hak ve özgürlüklerini tanımaya davet edilerek, şu kararlara yer verildi:
"Türkiye'ye göç edenleri esir kamplarında tutmaya son vermeye; Cenevre Konvansiyonu'na getirdiği çekinceleri kaldırarak yurttaşlığa geçmelerine imkan vermeye veya üçüncü ülkelere gitmeye imkan sağlamaya çağırır. Hükümet kadın ve çocuklara yönelik sosyal hakları tanımaya ve koruma tedbirleri almaya öncelik vererek, anne ve çocuk sağlığı hizmetlerinden başlayıp, barınma, beslenme, eğitim, giyim, ulaşım ihtiyaçlarının karşılanması için sorumluluklarını yerine getirmelidir. Konferansımız bu uygulamaların takipçisi olacaktır.
*Konferansımız, cezaevlerinde hükümetin Kobanê protestolarına karşı takındığı zalimane tutumu ve öldürmeleri protesto için devrimci tutsakların giriştikleri süresiz açlık grevinin işaret ettiği konuların daimi gündemimize alındığını duyurur.
* Bu tespitler, barışın devlete bırakılamayacak kadar ciddi, ve barış mücadelesini toplumsallaştırmanın ne kadar yaşamsal bir öneme sahip olduğunu gösterir.
'Abdullah Öcalan müzakereyi yürütecek koşullara kavuşturulmalı'
* Çözüm ve barış sürecinin sağlıklı yürüyebilmesinin koşullarından biri, devlet ile Kürt halkının ve özgürlük mücadelesinin önderi sayın Abdullah Öcalan arasındaki diyalogun kapsamlı bir müzakereyle devam etmesidir. Konferansımız, bu bağlamda kendisi ve görüşme heyeti tarafından da defalarca dile getirildiği şekilde, Öcalan'ın baş müzakereci olarak çalışmalarını yürütebileceği maddi koşullara kavuşturulması; yerel ve uluslararası medya ile kısıtsız görüşme imkanlarının sağlanması; toplum temsilcileri ve uzmanlarla çözüme temel teşkil eden konuları değerlendirerek düşünce alışverişinde bulunmasına olanak yaratılması; bu bağlamda en kısa sürede Sekretarya, Müzakere ve İzleme Kurullarının çalışmaya başlamasının gerekliliğini vurgular.
* Hasta tutsakların özgürlüklerinin iadesi ve genel olarak siyasal tutsakların serbest bırakılması çözüm ve müzakere sürecinin en önemli talepleri arasındadır. Konferansımız, hasta tutsakların acilen serbest bırakılmasının ve çözüm sürecinin bir siyasi genel afla sonuçlandırılmasının kararlı bir takipçisi olacaktır.
Yerel yönetimler reformu ve anadilde eğitim
* Barış sürecinin beklenen sonuca ulaşmasının demokratik bir toplumsal ve politik yaşamın önünün açılmasıyla mümkün olduğunda birleşen Konferansımız, Türkiye'de yaşayan - büyük bölümü Kürtler ve Türkler'den oluşsa da - birçoğu Anadolu'nun otokton halklarından, bir başka bölümü de göç ve mübadelelerle yüzlerce yıl önce bu topraklara yerleşen ve ortak kültürümüzde pay sahibi olan farklı kimlik, kültür ve inanışların, toplumun kendi kendini yönetmesi esasına ve demokratik, özerk yerel yönetimlere dayanan, özgürlükçü ve demokratik bir yeni anayasayla güvence altına alınmasını vazgeçilmez bir başlangıç sayar. Bu bağlamda bir Anayasa değişikliğini dahi beklemeksizin, yarından tezi yok güçlü bir yerel yönetimler reformu yapılmasının, anadilinde kamusal eğitim ve hizmetlerin gerçekleşmesinin önünün açılmasının elzem olduğu ve bunun önünde hükümet iradesi dışında hiçbir engel bulunmadığı kuşkusuzdur.
* Konferansımız, bu bağlamda Alevilerin inanç ve kültürleri üzerindeki baskı ve asimilasyona son verilmesinin, ibadet, eğitim ve yaşam tarzlarını kendi irade ve geleneklerine uygun olarak gerçekleştirmeleri önündeki engellerin kaldırılmasının, demokrasi için olduğu kadar barış süreci için de yaşamsal bir değere sahip olduğunu vurgular. Konferansımız, Alevilerin özgürlük ve demokrasi mücadelesinin barış mücadelesinin de en önemli yapıtaşlarından biri olduğunu değerlendirerek, Alevilerin hak ve özgürlüklerini mücadele gündeminin başına yerleştirme kararlılığını ifade eder.
* Konferansımız, Anayasa'nın uluslararası antlaşmaları ulusal mevzuattan üstün tutan temel yaklaşımının, hükümete Anayasa değişiklikleriyle vakit kaybetmeksizin, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerdeki birçok maddeye koyduğu çekinceleri kaldırarak, barış ve çözüm için çok etkili yeni yollar açabileceğine dikkat çeker.
* Türkiye'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Yetkisinin Kabulüne İlişkin Roma Tüzüğünü ve BM'nin zorla kaybedilmelere ilişkin sözleşmesini imzalaması; ayrıca tarafı olduğu 1948 tarihli Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmesi; Mültecilere Dair 1951 Tarihli Cenevre Sözleşmesi'nin uygulanmasına, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Şartı'na koyduğu çekinceleri kaldırması başlıca taleplerimiz arasındadır. Konferansımız, bu taleplerin yerine getirilmesi için aralıksız çaba yürütmeye kararlıdır.
* Bu bağlamda Türkiye bugüne kadar, mirasçısı olduğu tarihte işlenmiş büyük insan hakları ihlalleri ve insanlığa karşı suçlarla yüzleşmeli, insanlığa karşı suçların zamanaşımına uğramayacağı ilkesi uyarınca, bu ihlallerin sorumluları hesap vermeye çağrılmalı; 1915 Ermeni ve Süryani Soykırımı'ndaki devlet sorumluluğu kabul edilmeli, toplumsal yüzleşmenin ve adaletin sağlanması için gerekli çalışmalar yürütülmelidir.
* Barışın toplumsallaşmasının yerellikten geçeceği tespitinden hareketle Konferansımız, 'Demokrasi ve Barış Konferansları'nı yerellerde de gerçekleştirmeyi hedefleyecektir. Yerellerde hakikat komisyonları kurularak, yerel tanıklıklar ve yüzleşme örnekleri derlenecek, yereller kendi bölgesel hakikatlerini ortaya çıkaracak adımlar atacaktır.
* Konferansımız, Ortadoğu'da IŞİD çetesi ve destekçilerinin yürüttüğü katliamlara karşı kadınların mücadelesinin, önümüzdeki barış ve müzakere sürecinde kadınların etkin bir özne olarak katılımının öneminin altını çizmiştir. Sürecin tarafı ve bizzat yürütücüleri olarak kadınların bu çalışmalara geniş kapsamlı bir şekilde katılımı sağlanacaktır.
* Konferansımız Türkiye ve Kürdistan barışının kaçınılmaz olarak Ortadoğu halklarıyla dayanışma ve ortak mücadeleyi gerektirdiği bilinciyle, ilgili 3. Konferansa kadar bütün taraf ve güçleri biraraya getirecek bir 'Ortadoğu Barış Konferansı' düzenleme sorumluluğunu üstelenmiş, bu çerçevede uluslararası barış hareketleriyle de dayanışma ve çalışma ağları kurmakla 'Daimi Koordinasyon'u görevlendirmiştir.
(gc)
