Üç yılın ardından depremin izleri hala silinmedi
09:02
JINHA
WAN - Üç yıl önce Van'da meydana gelen iki büyük depremin ardından açılan yaralar hala sarılabilmiş değil. Bir taraftan maddi imkanları el vermediği için konteynırlarda yaşam mücadelesi verilirken, diğer taraftan da devletin kiracı olarak depremzedelere verdiği TOKİ'lerde maddi sömürüler yaşanıyor. Zorlu kış koşullarını konteynırlarda karşılamak zorunda kalan ve 3 yıldır maddi imkanları el vermediği için hala konteynır ve prefabrik evlerde yaşayanların yanında, TOKİ'lere yerleştirilerek, maddi birçok sömürü altında kalan depremzedeler de sorunlarının bir an önce çözülmesini bekliyor.
Van, 23 Ekim 2011'de 7,2 ve 9 Kasım 2011 tarihinde de 5,6 şiddetinde gerçekleşen iki büyük deprem sonrası tarihinin en büyük ekonomik, sosyal ve doğal felaketi ile yüzleşti. Merkez üssü Van'ın 17 Kilometre uzaklığında bulunan Tabanlı Köyü olan 7,2 şiddetli ve 26 saniye süren deprem, bir anda kenti ve ilçelerini toz bulutuna çevirerek, yüzlerce insanın yaralanmasına neden olurken, toplam olarak resmi kaynaklara göre 644 söylentilere göre ise bin 459 kişinin enkazların altında kalarak yaşamlarını yitirmesine yol açtı. Binlerce depremzede barınma ihtiyaçlarını devletin temin ettiği yazlık çadırlarda karşılarken, birçok insan ise kendi imkanları ile kurdukları naylon çadırlarda soğuk kış koşullarında ölüm ile yaşam mücadelesi verdi. Belirtilen naylon çadırlarda Deniz Olgun isimli bir kız çocuğu donarak yaşamını yitirirken, birçok insan ise, ısınmak için yaktıkları sobalardan düşen kıvılcımların neden olduğu yangınlardan son anda kurtulmayı başardı. Yaşanan bu trajedide travmatik deneyim kazanan Vanlılardan kimileri yıkılan evlerini geride bırakıp, devletin çözüm adı altında kendilerine birçok sorunla birlikte verilen TOKİ konutlarında kalarak yaşam mücadelesi verirken, yüzlerce depremzede ise depremin üçüncü yıldönümünde konteynırlarda kışı karşılamaya hazırlanıyor. Depremden en çok etkilenen ilçe olan Erciş'te de kadınlar, devletin sunduğu TOKİ gibi imkanlarla sömürüldüklerini ifade ederken, TOKİ'de her ay ortak gider adı altında ödeme yaptıklarını ve artık bunları ödeyemeyeceklerini dile getirdi, naylon çadırlara geri dönecekleri endişesi taşıdıklarını belirtti. Van'ın merkez Tuşba ilçesine bağlı Seyrantepe Mahallesinde bulunan Duhok Prefabrik Evleri'nde yaşayan kadınlar da, 3 yıldır çektikleri sıkıntıları ve sorunları dile getirdi.
'Ne ihtiyacınız var diye soran yok'
Van'da üç yıl önce yaşanan iki büyük depremin ardından konteynır kentte ve prefabrik evlerde yaşayan aileler yaşadıkları zorlukları anlattı. Kış ile birlikte yaşam mücadelelerinin de başladığını dile getiren depremzede kadınlardan Neşe Polat, "Çoluk çocuk perişan olduk sürünüyoruz artık. Eşim çalışmıyor, maddi bir gelirimiz yok. Adeta burada sürünüyoruz ve kimse de sesini çıkarıp 'Siz ne durumdasınız, ne ihtiyacınız var' diye sormuyor" şeklinde konuştu. Kışın gelmesiyle birlikte ısınma sıkıntısı yaşadıklarını vurgulayan Neşe, daha önce elektrikli sobayla ısındıklarını, fakat elektrik sayacının bağlanmasıyla 200-300 gibi yüksek meblağlarda fatura geldiği için kullanamadıklarını dile getirdi.
'Zengin olan oturdu fakir olan da burada sürünüyor'
"Günlük ekmek bulamıyoruz ve ne yapacağımızı inanın biz de bilmiyoruz" diyen Neşe, "Bize yardım eli uzatsınlar. Biz kömür yardımından yararlanalım dedik, 'Kömürü size veremiyoruz' dediler. Nedenini sorduk, 'Prefabrik evlere kömür verilmiyor' dediler. Hele gelin görün bu insanların halini, TOKİ konutları dediler, vermediler bize. Zengin olan oturdu fakir olan da burada sürünüyor" dedi.
'DBP'lisiniz size kömür yok' bahanesi
Kışın gelmesiyle birlikte başta ısınma sorunu olduğunu belirten depremzedelerden Yıldız Örkmez ise, "Elektriğimiz kesiliyor ve ücret ödemek zorunda kalıyoruz. Kömür verilmiyor bize, nedenini de 'DBP'lisiniz size kömür yok diyorlar' olarak belirtiyorlar. Bir diğer bahane olarak ise 'Size kömür verirsek prefabrik evleriniz yanar' diyorlar. Eğer kömür vermeyeceklerse de en azından elektriğimizi versinler, ama depremzede olmamıza rağmen o da ücretli" dedi. "Çocuklarımız hasta olursa bunun tek sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan'dır" diyen Yıldız, "Recep Tayyip Erdoğan çok büyük ihanetler yapıyor. Biz burada yaşamak zorunda olduğumuz için herkes bize 'Dilencisiniz' diyor. Hayır, biz dilenci değiliz. Mecbur olduğumuz ve çaresiz olduğumuz için buradayız" ifadelerini kullandı belirtti. Yıldız, yaklaşık bir sene prefabrik evde yaşadığını ve kimsenin kapısını dahi çalmadığını söylerken, "Biz Kürt'üz kendimizle de gurur duyuyoruz" dedi.
'Artık bizim de evimiz olsun…'
Depremin ardından sokakta kaldıklarını ve Van Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle prefabrik evlere yerleştirildiklerini dile getiren Sevgi Demir ise "Önceki belediyemizden çok memnunduk, biz depremden sonra sokakta kaldık. Ama Bekir Kaya bizi prefabrik eve yerleştirdi. En azından şu an başımızı sokacak bir çatı var ama kış geldi ve soğuktan dolayı donma aşamasına geliyoruz" ifadelerini kullandı. Kadın olarak da büyük sorun ve sıkıntılar yaşadıklarının altını çizen Sevgi, yetkililere çağrıda bulunarak, "Tek isteğim bize yardım etmeleri. Ev imkânı sağlasınlar, mağduruz. Artık bizim de bir evimiz olsun, çocuklarımız hasta olmasın rahat etsin" ifadelerine yer verdi.
Depremden bu yana prefabrik evde olduklarını ve hastasının da olduğunu vurgulayan Ayten Baycan da, "Eşimin belli bir işi yok. Durumumuz gerçekten çok kötü, kızım engelli ve bakacak durumum yok. Ne olur biri bize yardım eli uzatsın" sözleriyle yardım çağrısında bulundu.
Ölüm kalım mücadelesinin ardından faiz derdi…
Depremin ardından devletin verdiği hiç bir vaadi yerine getirmediğini savunan üç çocuk annesi depremzede Sevda Çeker, konteynırlarda adeta ölüm kalım mücadelesi verdiğini ifade ederek, "Konteynırlarda yaşamak işkence gibiydi. Konteynırlar çok soğuk olduğu için çocuklarım hep hastalanırdı. İki buçuk yaşındaki oğlum Ahmet, konteynırda dünyaya geldi. Sürekli hastalanırdı. Şu an epilepsi hastası" dedi. Sevda, devletin kendilerine TOKİ konutlarından kiracı olarak bir ev verdiğini ve bu defa da sürekli çıkan aidat ve vergi ödemelerinden yakındı. 'Konteynırdan kurtulduğumuzu, rahat edip insanca yaşayacağımızı düşünürken, şimdi de her ay çıkan faizli ödeme ve vergi ödemeleri başladı" diyen Sevda, "Bu çıkan ödemeleri ödeyemeyiz. Herhangi bir gelirimiz olsa şu an TOKİ'de yaşamazdık" sözlerine yer verdi. Sevda Çeker'in 5 yaşındaki kızı Dilara ise konteynırda yaşadığı zorlukları, "Konteynırda hayat yoktu ve çok soğuktu. Sürekli kardeşim ve ben hastalanırdık" sözleriyle dile getirdi.
Van'da yaşanan depremin ardından birçok ev yıkılırken, birçok hasarlı ev de hala yıkılmayı bekliyor. Binlerce insan, depremde yaşadıkları maddi ve manevi kayıpların izlerini hala taşıyor. Ve binlerce insan hala insanca yaşam koşullarının kendilerine de sunulmasını bekliyor.
(ekip/gk/zd)

