Caroline Mckusick: Amerika samimi değil!
08:49
Zehra Doğan/JINHA
CALİFORNİYA - Californiya Üniversitesi'nden Antropolog Caroline Mckusick, Amerika ve Türkiye'nin IŞİD politikalarını ve Rojava devriminin medyadaki yansımalarını değerlendirerek, "Amerika Irak savaşıyla beraber, Ortadoğu'da işkence ve korku politikasını kullanarak paranoya yarattı. Bu korku, Ortadoğu'da halkların dayanışması için bir engel oluşturdu. IŞİD'in taktiklerini incelediğimde benzer bir şekilde ayrımcılık, paranoya ve korku yarattıklarını görüyorum" dedi.
IŞİD'in Kobanê'ye yönelik saldırıları YPG/YPJ'nin direnişiyle kırılmaya devam ederken, dünya halklarının Kobanê için destek eylemleri ise her geçen gün artıyor. Bölgede Kürtler üzerine etnografik ve özgür basın çalışanları ile ilgili gözlem çalışmaları yapan Kaliforniya Üniversitesi'nden Antropolog Caroline Mckusick, Amerika ve Türkiye'nin IŞİD politikalarını ve Rojava devriminin medyadaki yansımalarını JINHA'ya değerlendirdi. Türkiye'nin ifade özgürlüğü konusunda kötü bir imaja sahip olduğunu dile getiren Caroline, "Sınır Tanımayan Gazeteciler'in 2014 Dünya Basın Özgürlük indeksine göre, Türkiye 180 ülkeden 154'üncü sırada yer alıyor. Bu sonuçlar Kobanê eylemlerinden önce toplanmıştı. Eylemleri takip eden ve gözaltına alınan gazetecileri buna eklersek, sayı daha da artar" sözlerini ifade etti.
'Özgür basın IŞİD için bir tehdit'
Caroline, 14 Ekim tarihinde Adana'da silahlı saldırıyla katledilen Azadiya Welat çalışanı Kadri Bağdu cinayetine dikkat çekerek, "Kadri Bağdu'nun katledilmesiyle 1990'lı yıllarının korkunç cinayet sahnelerine tekrar tanık olduk. 2 Ekim'de Diyarbakır'da JINHA ve Azadiya Welat çalışanlarının bıçaklı saldırıya uğraması ve 7-8 Ekim tarihlerinde Türkiye'de gerçekleşen Kobanê eylemlerinde özgür basın çalışanlarının şiddete maruz kalması bizlere yine aynı şiddet yankılanmalarının tesadüf olmadığını gösterdi" dedi. Caroline aynı zamanda IŞİD saldırılarını dünyaya duyuran Deniz Fırat ve Mazlum Bagok'un IŞİD çeteleri tarafından katledilmesinin de Türkiye gibi IŞİD'in de özgür basın çalışanlarını bir tehdit olarak gördüğünün kanıtı olduğunu söyledi.
'Burası Türkiye!'
Caroline, "Aslında gazetecilere karşı uygulanan şiddet, Kürdistan ve Ortadoğu'daki halka karşı işlenen şiddettin aynasıdır. Halkın toplumsal, özgürlük, temel hayat hakkı bile yokken, elbette ifade özgürlüğü de olmaz. Çünkü bahsi geçen yer Türkiye… İnsanlar polisin mermilerinden, IŞİD'in tanklarına kadar değişen tehditlerle yüz yüze kalıyor. Diyarbakır ve birçok kentte olan dayanışma eylemlerinde 47 insan katledildi. Sokağa çıkma yasağı ilan edildi. IŞİD de Şengal, Rojava ve birçok yere saldırarak, en vahşi ve mide bulandırıcı yöntemleri kullanıyor. Bütün bu saldırılar halkların geleneklerine, siyasi projelerine ve temel haklarına bir saldırıdır. Gazeteciler de bu tür olayları yansıttığı için her an tehdit altındalar" diye belirtti.
'IŞİD medyayı iyi kullandı'
"IŞİD aynı zamanda medyayı da çok iyi kullanıyor" diyen Caroline, IŞİD çetelerinin geçtiğimiz Ağustos ayında Amerikalı gazeteci James Foley'nin kafasını keserek katledildiği sahneyi medyada dağıtması olayını hatırlattı. Caroline, "Bu sahne önceden tasarlanmıştı. James'in üzerinde ulus devletin kendi cezaevlerinde giydirdiği turuncu üniforma vardı ve celladın giydikleri de siyahtı. Burada bir imaj sergilenmek istendi ve başarılı olundu. Buradaki en ince ayrıntı ise katledilenin 'beyaz adam' olmasıydı. 'Beyaz adam'a hassasiyeti olan egemen medya bu sahneyi defalarca kullandı ve tam da IŞİD'in istediği gibi çalıştı. Tüm basında bu sahne yerini alırken, IŞİD de amacına ulaşmış ve prestij kazanmış oldu. IŞİD, çok farklı bir şekilde halka karşı en vahşi şiddeti kullanarak cinsiyetsel, mezhepsel ve etniksel boyutları da göz önünde bulundurarak korku salmayı başardı. IŞİD'in medyayı manipüle ettiğini düşünüyorum" şeklinde konuştu.
'IŞİD kabus fantezisinin canavarlarıdır'
Amerika'nın özellikle Irak savaşıyla beraber, Ortadoğu'da işkence ve korku politikasını kullanarak paranoya yarattığını da hatırlatan Caroline, "Bu korku, Ortadoğu'da halkların dayanışması için bir engel oluşturdu. IŞİD'in taktiklerini incelediğimde benzer bir şekilde ayrımcılık, paranoya ve korku yarattıklarını görüyorum. IŞİD'in, örgüt olarak nereden çıktığı belli. IŞİD'in desteği kimden aldığı ve hangi sınırları kullandığı çok açık. IŞİD'e katılanları motive eden sebepler de açık. Bu kişiler, dünyanın birçok yerinden siyasi ve ekonomik sorunlarından dolayı katılanlardır. Bunlar, eğitim alarak IŞİD gibi gruplara katılmışlar. IŞİD bölgede uluslar arası güçlerin oluşturduğu, kabus fantezilerinden çıkan canavarlardır" dedi.
'ABD samimi değil'
IŞİD'e karşı dünya ülkelerinin oluşturduğu koalisyonun ABD öncülüğünde gerçekleşmesinin samimi olmadığının altını çizen Caroline, "Amerika'nın tepeden bakan yaklaşımı söz konusuyken, IŞİD'e karşı sarf ettiği öfkeli sözlerin samimi olması beklenemez. Hava saldırıları hiçbir işe yaramıyor. Hava saldırıları sadece ürettiği uçak firmalarının işine yarıyor. Her uçuş, sahibi olduğu savaş uçağı firmalarına para kazandırıyor. YPG/YPJ'nin silah konusundaki talepleri çok netken, bunu anlamazlıktan gelme ve yardımları çok geç gönderme bu samimiyetsizliği katmerleştiriyor" diye konuştu. Caroline ayrıca, Rojava'daki direnişin, Newsweek gibi Amerika'da egemen medya diliyle yayın yapan dergilerinde oryantalist bir tarzla ele aldığını belirterek, "Amerika'da Rojava direnişini, oryantalist bir savaş olarak yansıtılıyor. Rojava'daki direniş, devrimci halk savunması ve devrimcilerin ilkeleri hiçbir şekilde yansıtılmıyor. IŞİD'in bu şiddet dalgası, Ortadoğu'da yeni doğan siyasi modellerinden kadim dinlere kadar birçok değeri yok etmeye devam ederken, Amerikan basını bunu görmezden geliyor" diye kaydetti.
'IŞİD'in derdi din değil'
Caroline son olarak, "IŞİD, iddia ettiği gibi dini bir gelenekten gelmiyor. Bunun yanı sıra bu çetelerin Ortadoğu geleneğini ayakta tutmak gibi bir derdi de yok. Bunu herkes zaten biliyor. Fakat egemen medya IŞİD'i sürekli Müslümanlık için savaşan ve geleneklerini yaşatmak isteyen bir örgütmüş gibi yansıtıyor. Aslında IŞİD, bölgede gelenekleri yok etmek isteyen, yeni ve daha militarize sınırlarını üretebilen bir güç. Kısacası modern kapitalist ulus-devletiyle hatırı sayılır bir paylaşım içindeler. Ben şuan IŞİD'in mevcut yarattığı kaosun yanı sıra, gelecekte üretmek istedikleri düzeninden korkuyorum" dedi.
(zd/mg)

