Kadınların direniş sembolü: Beritan (DOSYA 2)
08:31
Sevcan Atak/JINHA
İZMİR - Kürt kadın hareketinin öncü komutanlarından Gülnaz Karataş (Beritan) ile 45 gün aynı sahada savaşa katılan Aygül Kapçak, Beritan'ın direnişçi yönünü şu cümlelerle anlattı: "Ona göre kadın savaşmalı, gelenekselliği aşarak uluslaşmalıydı. Onun için şu tarihi dizeleri günlüğüne not etmişti. 'Savaşan özgürleşir, özgürleşen güzelleşir, güzelleşen sevilir."
"Toplumun özü, kimliği olan doğal toplum, kadın öncülüğünde yeniden günümüz koşullarıyla inşa edilmeli. Kadın kendi öz rengi, ruhuyla var olmalı" diyerek, geleneksel, feodal erkek aklına karşı mücadeleci çizgiyi esas alan Gülnaz Karataş (Beritan), yaşamını yitirişinin 22'inci yılında özgür yaşama akan binlerce Beritan'la yaşamaya devam ediyor. Şakran Cezaevi'nde tutuklu bulunan Aygül Kapçak, 1992 Güney Savaşı'nda Beritan ile kaldığı 45 günü tutsak gazeteci Sevcan Atak'a anlattı.
'Yaralandığı yerden kalkarak arkadaşlara yetişiyor'
Beritan ile ilk Federal Kürdistan Bölgesi'nde Xakurkê'de 1992 yılında karşılaştığını belirten Aygül, "Onunla karşılaşmadan önce onu tanıyor gibiydim" diyerek sözlerine başladı. Kamptaki tüm kadınların Beritan'ı tanıdığını ifade eden Aygül, "Ondan özlem ve sevgiyle söz ediyorlardı. Tabi bir de Rubarok eylemindeki kahramanlığından" diye konuştu. Rubarok eyleminde Beritan'ın yüzünün yaralandığını ifade eden Aygül, O'nu anlatmaya şöyle devam etti:
"O eylemde yüzünden yaralanıyor. Yüzü görü her yanı kan içinde kalıyor. Arkadaşlar da şehit düştüğünü sanarak geri çekiliyor. Bu haber kampta duyulduğunda bütün arkadaşlar çok üzülüyorlar. Ama Beritan heval kendine gelip yön bulma sezgisi ve araziye hakimiyet yeteneğiyle geri çekilen arkadaşlara yetişiyor. Arkadaşlar onun şehit düşmediğini görünce çok seviniyorlar.
'Beritan'ın gelişiyle halaylar çekildi'
O günlerde ben kampa yeni gitmiştim. Yeni şervandım yani. İşte o zaman kamptaki kadın bölüğü Beritan hevalin geleceği haberini almışlar. Heyecanla ve sabırla onu bekliyorlardı. Onun kampa geldiği gün şenlik yapıldı, akşama kadar halay çekildi. Onu ilk gördüğümde kısa saçlıydı. Güneşte teni yanmış, esmerleşmişti. Yüzündeki yaradan dolayı yanağı pansuman bezi ile sarılıydı. Hareketli, coşkulu, etrafına iddia, kararlılık veren bir duruşu vardı. O da arkadaşları gördüğüne çok sevinmişti. Biz yeni şervanlarla tek tek ilgilendi, sordu, hepimizle tanıştı. Bir hafta boyunca kamptaki, neşe, moral, hareketlilik en üst düzeydeydi.
'45 gün beraber kaldık'
92'de Güney Savaşı başlamıştı. KDP, YNK işbirlikçilik yapıp Türkiye ile bize karşı saldırıya geçmişlerdi. Bütün sahalar kendi alanlarında cephelere geçmişlerdi. Xakurkê sahasında da güçler merkezileştiriliyordu. Bizler de 15 günlük eğitimden sonra savaşa gitmeye hazır sayılırdık. Düzenlememiz yapıldı. Ben Beritan'ın grubundaydım. 20 kişilik karma bir takımla Lelikan bölgesine doğru yola çıktık. O hattı tutacak, mevzilenecektik. Güney savaşında 45 gün beraber kaldık. O süre içinde bir hayata yetecek kadar bize deneyim ve birikimlerini aktarıyordu. Gündüz mevzilerdeydik gece ise bir araya gelip, yemek yiyor, radyo haberlerini dinliyorduk. Akşam yemeğimiz bir ekmek ve biraz kavurmaydı. Kavurma sıcaktan kurtlanmıştı. Beritan heval, içinde olduğumuz 92 Güney savaşının karakterini çözümlüyor, mücadelenin ve direnişin Kürt halkına, PKK'ye kazandıracaklarından bahsediyordu.
'Kürtler ancak direnerek yaşayabilirler'
En çok tahlil edip tespitte bulunduğu durum, KDP, YNK işbirlikçiliğinin Türkiye ve emperyal güçlerle içine girdiği ittifaktı. Bunu tarihsellik içinde ele alıyor, Harpagos'un ihanetine benzetiyordu. Yine 16'ıncı ve 17'inci yüzyıllardaki Kürt isyanlarındaki iç ihanete, işbirlikçiliğe göndermede bulunuyordu. 'Bu savaş işbirlikçiliğin ve ihanetin Kürtler açısından son çırpınışlarıdır. Vurun mevziden gözünüzü sakınmayın. KDP ve YNK bu savaştan aldıkları yenilgiyle bir daha kardeş kanı dökemeyecekler. T.C ile emperyalist güçler de bir daha Kürt'ü Kürt'e karşı kırdıramayacaklar. İhanet ve işbirlikçilik tarihe gömülecek' diyordu. Bizler tartışıyor, sorular soruyorduk. O her defasında ne olursa olsun direnmemizi, son mermiye kadar mevzileri terk etmememizi söylüyordu. 'Kürtler ancak direnerek yaşayabilirler' diyordu.
'Kadın gelenekselliği aşarak uluslaşmalıydı'
En çok bahsettiği konulardan biri de kadın özgürlüğüydü. O metropollerde büyüdüğü için asimile olmuştu. Kürtçeyi pratikte Botanlı ve Mardinli arkadaşların takımında öğrenmişti. Öze dönüşü istekli ve güçlü yaşıyordu. Fiziki zayıflığına rağmen hiçbir pratikten geri durmaması, Kürtçe'yi hızla öğrenmesi diğer arkadaşlarda ona karşı bir saygınlık kazandırmıştı. Ona göre kadın savaşmalı, gelenekselliği aşarak uluslaşmalıydı. Onun için şu tarihi dizeleri günlüğüne not etmişti; 'Savaşan özgürleşir, özgürleşen güzelleşir, güzelleşen sevilir.'
'Savaşan kadın, Beritan'ın izinden yürüyor'
O, nefes aldığı son ana kadar da direniş ilkesinden asla taviz vermedi. Çevresindekilere sürekli direnmemiz gerektiği inancını, kararlılığını aşıladı. 'Ancak savaşarak, direnerek, kendi topraklarımıza yerleşerek özgürlüğümüzü kazanabiliriz' sözünün Apocu özgür militan kadını oldu. Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Direnen ve savaşan kadın bugün Beritan'ın izinden yürüyerek mücadeleyi yükseltiyor."
BİTTİ…
(sa/gc/mg)

