Cumartesi Çocukları: 500. haftada yanımızda olun
09:24
Dilan Karamanoğlu/JINHA
İSTANBUL- Kayıplarının akibetlerini sormak için 1995'den bu yana Galatasaray Meydanı'nda Cumartesi Anneleri'nin yanında oturarak babalarının akibetini soran Cumartesi Çocukları, 500. haftada adalet arayışlarını devam ettirecek. Babalarının kemiklerinin daha bulunmasına dahi razı olduklarını söyleyen Cumartesi Çocukları, "Hiç olmazsa yalnız olmadığımızı anlarız. Biz 500 haftadır buradayız, insanlar da sadece bir hafta 'bizde orada olalım' desinler” diyerek harkesi adalet arayışlarınada yanlarında olmaya çağırdı.
Cumartesi Anneleri 27 Mayıs 1995’ten bu yana 500 haftadır Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemi gerçekleştirerek, kayıplarının akıbetlerini ve sorumluların yargılanmasını istiyor. Cumartesi Anneleri'nin yanında babasını, kardeşlerini, yakınlarını kaybeden çocuklar da yıllarca Galatasaray Meydanı'nda kayıpların akibetini sordu. Onlar hem küçük yaşta babalarının, kardeşlerinin, yakınlarının kayboluşuna tanıklık etti hem de bu süreci çocuk olarak en ağır şekliyle yaşadı. Gözaltına alınarak kaybedilen Nihat Aydoğan’ın kızı Leyla Aydoğan ve Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun yaşadıklarını anlattı.
"Babamı alıp götürdüklerinde bir daha hiç gelmeyecek gibiydi” diyen Leyla, Mardin Midyat ilçesine bağlı Doğançay köyünde bir sabah evlerinin askerler, özel timler, korucular tarafından basıldığını söyledi. Evleri basıldığı dönemde henüz çocuk olduğunu ifade eden Leyla, “Babam o sırada kapıyı açmaya fırsat bulamadı. Kapıyı kırıp içeri girdiler. Babamın alnına silahın dipçiğiyle vurdular ve babamın kafası kırıldı” dedi. Babasının üç dört defa daha gözaltına alındığını belirten Leyla, askerlerin en son baskısında babasını gözaltına aldıklarını ve bir daha babasını hiç görmediğini kaydetti.
21 yıldır babasını bekliyor
Gözaltına alındıktan sonra babasını bulmak için karakola gittiklerini ifade eden Leyla, karakol komutanın kendilerine “Biz onu buraya getirdik karakoldan sonra bıraktık, teröristlere kaçmıştır dağa gitmiştir’ dediğini ve savcının ise, “Ben onu serbest bıraktım teröristler almıştır" dediğini aktardı. 21 senedir babasından haber alamadıklarını belirten Leyla, “Umutlansak mı umutlanmasak mı çelişki arasında kalıyoruz. Gelmeyecek biliyorum. Gitti biliyorum, evden alınış şekli bile bir daha geri gelemeyecek şekildeydi” diye konuştu. “Umutlar tükenirse insan yaşayamaz derler ya bizimki de öyle işte” diyen Leyla, arayışlarının bitmediğini sürekli Cumartesi Anneleri eylemlerinden haykırdıklarını ifade etti.
‘Kemiklerine bile razıyız’
Babasının kemiklerinin bulunmasına bile razı olduklarını dile getiren Leyla, “Onu bize sağ getirin demiyoruz, sadece diyoruz ki tamam öldürdünüz, attınız, götürdünüz bize o zaman kemiklerini geri verin, hiç olmazsa bir mezarı olur, biz de herkes gibi deriz ki babamızın mezarı var” dedi. Katillerin ve faillerin belli olduğunu ancak Türkiye'de adalet inançlarının da olmadığnı vurgulayan Leyla, “O yüzden bir beklenti de olmuyor. Şu anda davamız sürüyor. Mardin çevresindeki toplu mezarda olabilir diye kan testi de verdik. Sonuç çıkmadı daha ama belki çıkabilir. Bu devlet böyle olduğu sürece faili meçhullerin hepsi faili meçhul olarak kalacak diye düşünüyorum” dedi.
‘Adalet arayışına devam edeceğiz'
JİTEM'in kurucusu Arif Doğan'ın ölümünden önce, “JİTEM'i ben yarattım” diyerek suçlarını itiraf etmesine rağmen devletin hala JİTEM'in varlığını kabul etmediğini belirten Leyla, Galatasaray Meydanı’nda oturup adalet aramaya devam edeceklerini dile getirdi. Adalet arayışlarının 500. haftası nedeniyle tüm insanları yarın Galatasaray Meydanı'na davet eden Leyla, "Hiç olmazsa yalnız olmadığımızı anlarız. Biz 500 haftadır buradayız, insanlar da sadece bir hafta 'bizde orada olalım' desinler” diye konuştu.
‘Sadece babam kayıp değilmiş!'
Gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun ise, sadece babasının kaybolmadığını, binlerce kayıp hikayesi olduğunu öğrendiğinde umutlarının kırıldığnı söyledi. İstanbul’a geldiklerinde kendilerinden başka kayıp yakınlarını gördüğünü ifade eden Besna, “Ben bir tek kaybolan babam diye gelmiştim. Meğer babam dışında bir sürü insan kaybedilmiş. Bir tek biz olsaydık evet bulunabilirdi diye düşünüyordum ama o kadar insanı bir arada ellerinde resimlerle görmek, yalnız olmadığımızı görmek bana güç vermedi. Umudumu kırdı” dedi.
‘Babam günlerce işkencede kaldı’
Her Kürt aile gibi savaşın getirdiği bütün ağır durumları yaşadıklarını belirten Besna, "Lice katliamında köyüm gözlerimin önünde yakıldı. Dedemi on adım ötemde kurşuna dizdiler. Daha 12 yaşında babam gözümün önünde gözaltına alındı. Günlerce işkencede kaldı. Aklınıza ne geliyorsa hepsini yaşadık ve sadece Kürt olduğumuz için bu kadar baskıyla katliamlarla karşılaştık. Ve evet bu Kürtlerin kaderi” şeklinde konuştu.
‘Yıllarca annemin çığlığıyla uyudum’
Galatasaray Meydanı’ndaki oturma eylemine gelene kadar daha kötü olaylar yaşadığını ifade eden Besna, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Dedemi katlettiklerinde daha 10 yaşında bir çocuktum. Annem o zaman babamın görüşüne gitmişti. Köye giriş çıkışları üç gün kapattılar. Annem köye gelene kadar biz dedemin cenazesini kaldırmıştık ve o zaman acımı yaşamaktansa annem duymasın diye dua ediyordum. Annem dedemin katledildiğini duyunca çığlık attı. Yıllarca annemin çığlıklarıyla uyudum. En küçük kardeşim 5 yaşındaydı. Onun büyüğü ise durumu çok daha ağır yaşadı. Üç sene boyunca anneme her gün ‘anne babam ne zaman gelecek’ diye sordu. O sorular hiç bitmeyecek sandım. Kardeşim sonra sustu ama bu sefer de susması korkunç oldu. Çok ağır şeyler yaşadık ve zamanla bizden daha ağır şeyler yaşayanları da gördüm."
İnsanların tepkisizliklerinden yakınan Besna, “Biz o meydanda otururken insanlar geçip gidiyor herkes bakıp kafasını geri çeviriyor. Biz sadece kayıplar için oturmuyoruz. Başkaları da kaybedilmesin diye, özgürce sokaklarda dolaşabilsinler diye oturuyoruz. Biz 500 haftadır buradayız ve oturuyoruz. Özellikle bu hafta için bir çağrıda bulunmayacağım. Ben bugün çocuğumla geliyorum ve vicdanı olan herkes de gelip burada yanımızda olmalı” dedi
(dk/gc)

