Kadın heyetinin Êzidî raporu açıklandı

13:43

 


JINHA


HABER MERKEZİ – Geçtiğimiz ay Türkiye ve bölgeden 25 kişiden oluşan kadın heyetinin Rojava ve Federal Kürdistan Bölgesi’nde Êzidîlerin son durumuna ilişkin gerçekleştirdikleri ziyaretlere ilişkin raporları açıklandı. Raporda hala IŞİD’in elinde olan Êzidî kadınlara, bölgesel hükümetin Êzidîlere yaklaşımına, eğitim sorununa ve çözüm önerilerine dikkat çekildi.


 Türkiye ve bölgeden aralarında milletvekilleri, gazeteciler, insan hakları savunucuları ve aktivistlerin de bulunduğu 25 kişilik kadın heyetinin, 15-16-17 Eylül tarihleri arasında IŞİD saldırılarından kaçarak Rojava ve Federal Kürdistan Bölgesi’nde kendileri için oluşturulan kamplara yerleştirilen Êzidîleri ziyaret etmesinin ardından hazırlanan rapor basına deklere edildi. Raporda IŞİD saldırılarından mağdur olan halkın durumunu gözlemlemek, tanıklıkları ve mağdurları dinlemek, ihtiyaçları tespit etmek amacıyla yapılan ziyaretler kapsamında Zaxo, Duhok, Sharia, Laleş, Rojava Newroz Kampı, Cizîrê Kantonu, Federal Kürdistan Parlamentosu, Maxmur Kampı, Ankawa’da gözlemler ve görüşmeler yapılarak, ayrıca yetkili kurum, kuruluşlardan da bilgi alındığı belirtildi.


‘IŞİD’in elindeki esirlerin sayısı bilinmiyor’


Kadın heyetinin 9 merkezde gerçekleştirdiği görüşme ve izlenimlerin sonuçları şöyle sıralandı:


“- Heyetin görüşmeler boyunca yanıtını aradığı temel soru IŞİD’in elinde tutsak olan ve pazarlarda satılan kadınların durumuyla ilgili olmuştur. Ancak hem Parlamento hem de yerel yöneticiler düzeyinde bu kadınların sayısı ve kimlikleriyle ilgili net bir verinin olmadığı anlaşılmıştır. Resmi yetkililer 600 civarında kadının pazarlarda satıldığı yönünde bilgi verirken, Êzidî toplumunun temsilcilerinin aktarımları 7000 bin kadın, erkek ve çocuğun IŞİD’in elinde tutsak olarak bulunduğu şeklindedir.


- Her ne kadar kadın parlamenterler bu konuda çalışma yaptıklarını aktardıysa da, kadınların nerelerde tutuldukları ve kimlere satıldıklarına dair tahmini bilgilere ulaşmak dışında etkin ve kapsamlı bir çalışma yürütülemediği gözlemlenmiştir. Bu anlamda Parlamento bünyesinde kurulan Kadın Komisyonu’nun da yetersiz kaldığını söylemek yanlış olmayacaktır.


- Sayıları binlerle ifade edilen kadın ve çocuğun IŞİD’in elinden kurtarılması, ailelerine geri dönmelerinin sağlanması için sayıları ve yerleriyle ilgili tespit çalışmalarına ağırlık verilmesi, tüm kurumların çabalarını bu yönde yoğunlaştırması gerekmektedir. Aynı zamanda, kadınlar olarak uluslararası kamuoyunu da bu konuda bilgilendirmek ve ‘kadın pazarı’ gibi çağ dışı olgularla soykırım politikasını derinleştiren IŞİD’e karşı kadınların sesini yükseltmek gerekmektedir.


Federal Kürdistan’a ne kadar Êzidî’nin göç ettiği bilinmiyor


- Yapılan görüşmelerde, Şengal’den kaçarak Güney Kürdistan’a sığınan kaç kişinin bulunduğu, hangi ilde/ilçede ne kadar kadın, çocuk, hasta ve yaşlının kaldığına dair bilgilerde de bir kesinlik olmadığı gözlemlenmiştir. Yetkililer tarafından verilen bilgiler birbiriyle çelişmektedir.


- Göçün dinamik bir süreç olduğu, zaman zaman geri dönüşlerin veya başka bölgelere yerleşmelerin yaşandığı bilinse de, özellikle kadın ve çocukların özgün ihtiyaçlarının belirlenmesi açısından bazı demografik bilgilere sahip olunması elzemdir. Çocuk bezi, kadın pedi, çocuk maması, ilaç gibi acil ve özgün ihtiyaçların karşılanabilmesi; okul çağındaki çocukların ihtiyaçlarının belirlenmesi; bebeklik dönemindeki çocukların sağlık taramasının yapılması ve aşılarının vurulabilmesi için Êzidîlerin sığındığı bölgelerdeki idari yetkililerin ve ilgili kurumların tutarlı ve gerçeğe yakın sayılara bir an önce erişmesi gerekmektedir.


- Bölgesel Hükümet’in kaynaklarının yetersiz oluşu ve göç edenlerin yüz binlerle ifade edilmesi, detaylı planlamaların yapılmasını zorlaştırmaktadır. Bununla beraber yetkililerin tavrı Şengal’den kaçan insanlara kalıcı bakmadıkları, biran evvel Şengal’in özgürleşip halkın geri dönmesini arzuladıkları yönündedir.


Êzidîlere uygulanan bir aşı programı yok


- Heyete iletilen bilgiler, yerleşik halk sağlık hizmetlerinden nasıl faydalanıyorsa Êzidîler için de aynı prosedürün geçerli olduğu şeklindedir. Ancak topluca yer değiştiren bu insanlara uyguladıkları bir aşı programının olmadığı anlaşılmıştır.


- Hala yerleşilmiş bir çadır kentin olmaması da sağlık taramaları ve sağlık hizmetiyle ilgili düzenli çalışmaların yapılmasını engellemektedir.


- Gerek idari makamlar, gerekse de doktorlar tarafından sık sık dile getirilen, ilaçların çok pahalı olması sebebiyle ciddi bir kaynağa duyulan ihtiyaç heyetimizce de yerinde bulunmuştur.


- Özellikle yarı inşaat halinde olan binalarda kalan ailelerle yapılan görüşmelerde, kadın ve çocukların korku ve umutsuzluk içinde olduğu görülmüştür. Bu kamplardan birinde kalan annenin “Savaşta yakınlarımı kaybettim, oradan kurtulan çocuklarım da burada soğuktan ölecek,” şeklinde ağlayarak ifade ettiği duygular korku ve tedirginliğin sürdüğünün göstergesidir. Bu anlamda Güney Kürdistan’a sığınan halkın hükümete güven duymadığı, umutsuzluk içinde olduğu ve sağ kalan yakınlarının hayatta kalacağına dahi inanmadıkları duygusu hakimdir.


YPG ve YPJ’lilere güven duyuluyor


- Rojava’da ziyaret edilen Newroz Kampı, Rojava’ya uygulanan ambargodan ötürü yardımların ulaşmadığı bir bölge olması ve kamp alanının fiziksel koşulları itibariyle pek çok zorluk barındırmasına rağmen, burada kalanların kendilerini daha fazla güvende hissettiği gözlemlenmiştir. Newroz Kampı’nda görüşülen kadınlar, çocukları IŞİD’in eline geçmesin diye onları ağaca bağladıklarını, çocuklarını ölümüne tanık olduklarını ve buna benzer pek çok trajik hikayeyi heyetle paylaşmıştır. Ancak bunlara karşın Newroz Kampı’nın güvenliğini sağlayan YPG ve YPJ’ye duydukları güvenin etkisinin büyük olduğu anlaşılmış, aileler bir an önce köylerine geri dönmeyi beklediklerini ifade etmişlerdir.


- Göçlerin yaşandığı kentlerin tümünde Êzidîlerin okullara yerleştirilmesinden ötürü okulların açılmasının bir ay ertelendiği; yapılan görüşmelerde, gündelik yaşamı etkileyen en büyük sorunlardan birinin eğitimle ilgili olduğu, hem Êzidî çocuklar hem de Güney Kürdistan’da yaşayan öğrenciler için eğitim sorununun acilen çözülmesi gereken bir sıkıntı olduğu dile getirildi.


- Êzidîlerin çoklukla kaldığı etrafı açık binalara kıyasla okulların fiziksel olarak daha olumlu şartlar taşıdığı gerçeği, ertelemenin bir aydan uzun sürebileceğini göstermekteydi.


Katliamın tanınması talebi


- Êzidî toplumunun çeşitli kesimleriyle yapılan görüşmelerde ortak olarak dile getirilen, Şengal’de yaşananların Êzidîler açısından 73. katliam olduğu, ancak bu sefer kendilerinden haberdar olunduğu gerçeğiydi. Yaşanan topyekün katliamın; Asuri, Süryani, Keldani, Şii, Türkmen ve Êzidî Kürt halkına yönelik bir soykırım olarak tanınması gerektiği heyetimize defalarca iletildi.


- Parlamento bünyesinde oluşturulan heyet tarafından çeşitli raporların hazırlandığı, Cenevre Sözleşmesi’nin ihlal edilmesi bakımından Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvurulduğu belirtildi.


- Şengal’e özerk bir statü verilmesi, ekonomik olarak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin himayesi altında kalarak statüsünün belirlenmesi önerisi götürüldü. Şengal halkının bundan sonraki güvenliğinin sağlanması için bunun önemli olduğu vurgulandı.


- Özellikle IŞİD’in elinde tutsak halde bulunan kadın ve çocukların kurtarılarak ailelerine geri dönmelerinin sağlanması için kadın dayanışması ve örgütlülüğünü yükselterek birlikte hareket etmenin gerekliliği gözlemlendi.


(gk)