Kayıp yakınları 11 kişiyi katleden Tuğgeneralin cezalandırılmasını istedi
15:21
JINHA
AMED – İHD Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınlarının her hafta düzenlediği oturma eylemlerinin 298’incisi gerçekleştirildi. Eylemde, 1993 yılında Lice’nin Kulp Alaca köyünde katledildikten sonra toplu mezara gömülen 11 yurttaşın faillerinin cezalandırılması talep edilirken, eylemde konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Gültan Kışanak, “Yaşadığınız bu büyük acıyı aslında çözümün bir parçası haline getirmek için mücadele ettiniz. Bu kadar büyük bir acıdan sonra insanların, çözümün bir parçası olarak mücadele etmeleri çok büyük bir erdemdir” diye konuştu.
İHD Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınlarının “Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın” sloganıyla her hafta düzenlediği oturma eylemlerinin 298’incisi Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirildi. Eyleme İHD üye ve yöneticilerinin yanı sıra, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Gültan Kışanak ile ilçe eş başkanı kadınlar, KESK Şubeler Platformu’na bağlı sendikalar, Mezopotamya Yakınlarını Kaybedenler Derneği (MEYA-DER) yöneticileri, Barış Anneleri Meclisi, kayıp yakınları ile insan hakları aktivistleri katıldı. Eylemde, 1993 yılında Lice’nin Kulp Alaca köyünde katledildikten sonra toplu mezara gömülen 11 yurttaşın faillerinin cezalandırılması talep edildi.
‘Kaybetmeler devlet eliyle gerçekleştirildi’
Eylemde konuşma yapan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, Diyarbakır’da 298’inci haftasına giren kayıp yakınları oturma eylemlerinin, İstanbul’da ise 500’üncü defa yapıldığını hatırlattı. Bölgede gerçekleşen faili meçhul cinayetlerin ve kaybetmelerin devlet eliyle gerçekleştiğini ifade ederek konuşmasını sürdüren Raci, “Dönemin siyasal iktidarlarının eliyle Kürdistan’da katliamlar gerçekleşti. İllegal, kontra organizasyonlar oluşturarak Kürt halkına, Kürt halkının dostlarına, muhaliflere yönelik katliamlar, ölümler, işkenceler gerçekleştirildi. Biz her zaman şunu söyledik. Siz eğer temiz bir sayfa açmak istiyorsanız, halklarla bir arada yaşamak istiyorsanız Kürtlere, dostlarına, muhalif insanlara reva gördüğünüz bu katliamlardan dolayı önce özür dilemeniz gerekir. Bununla yüzleşmeniz lazım. Yargı önünde adaletin tesisi için irade ortaya koymanız lazım” açıklamalarında bulundu.
‘90’larda yaşatılanlar bir oyun gibi önümüzde bekletiliyor’
Raci’nin ardından KESK Diyarbakır Şubeler Platformu adına bir açıklamada bulunan TÜMBEL-SEN Eş Başkanı Gülay Tekin Kuzu ise, tekçi devlet sistemi için faili meçhul döneminin kapanmadığını bildiklerini söyledi. Açıklamasında Kobanê eylemleri sırasında bölgede yaşanan ölümlere dikkat çeken Gülay, “Sokak ortasında kurşuna dizmeler, domuz bağı ile katletmeler, cenazeleri ortadan kaldırmalar bu devletin en kirli yüzü olarak hala varlığı sürdürmektedir. 90’larda yaşananlar her an bir oyun gibi sahneletilmek üzere önümüzde bekletilmektedir. Sadece çocukları katledilen anneler değil, tüm bir toplum hizaya çekilmek isteniyor. Bir hafta önce Kobane ile dayanışmak amacıyla sokaklara çıkan cesur insanlar, tekrar eski yöntemlerle katledilmiştir. Cumartesi annelerinin çığlıklarını duymayanlar yine canlarımız ellerimizden almaktadır” diye konuştu.
‘Siz bu kadar derin bir acıyı yaşadınız’
Sonrasında ise Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Gültan Kışanak konuşma gerçekleştirdi. “Dünyada en acı ve dayanılması zor olan şeyi, evlatlarının, sevdiklerinin alınıp götürülmesi, akıbetinden bir daha haber alınamaması, katledilmiş ise kemiklerine ulaşılamamasıdır” diyen Gültan, “Siz bu kadar büyük ve derin bir acıyı yaşadınız” diyerek, kayıp yakınlarının acısını paylaştı. Kayıp yakınlarının meydanlara çıkarak ve katillerin bulunmasını talep ederek, toplumsal barışın nasıl sağlanabileceğine yönelik bir mesaj verdiklerini belirten Gültan, “Yaşadığınız bu büyük acıyı aslında çözümün bir parçası haline getirmek için mücadele ettiniz. Bu kadar büyük bir acıdan sonra insanların, çözümün bir parçası olarak mücadele etmeleri çok büyük bir erdemdir” diye konuştu.
‘Barış çabalarımıza hayır yanıtını verdiler’
Kontrgerilla eylemleri üzerine bir barışın inşa edilemeyeceğini vurgulayarak konuşmasına devam eden Gültan, “Bunu haykırdık. Biz gerçek ve hakiki, bir daha da bozulamayacak bir barış ve çözüm istiyoruz. Onun için geçmişte yaşanmış bütün faili meçhul cinayetlerin, karanlıkta kalmış bütün olayların, bütün kontrgerilla faaliyetlerinin, halka karşı işlenmiş suçların failleri bulunsun. Bu gerçek ortaya çıksın. Bunlarla bu toplum yüzleşsin istedik. Bu konudaki bütün iktidarlar, bu çabamıza hayır yanıtını verdiler. Mecliste kurulan hakikatleri araştırma komisyonlarını bu iktidarın oyları ile reddettiler” vurgusunu yaptı.
11 faili meçhulün akıbeti soruldu
Gültan’ın ardından, Diyarbakır Kulp ilçesine bağlı Alacaya Köyü’nde katledildikten sonra toplu mezara gömülen 11 yurttaştan Behçet Tutuş’un oğlu Harun Tutuş, katledilenlerin hikayesini paylaştı. Harun, Alacaya ve civardaki birkaç köyde Tuğgeneral Yavuz Ertürk komutasında gerçekleşen bir operasyon sırasında evlerin yakıldığını, insanların işkenceden geçirildiğini belirtti. Köylerden alınan 11 yurttaşın 25 Kasım’da sebepsiz yere katledildiğini ifade ederken, yaşanan katliam ile ilgili Kulp Savcılığı’na başvurduklarını ancak dikkate alınmadıklarını belirtti. Meclis Araştırma komisyonun 1993 yılında olay yerine gelerek incelemelerde bulunduğunu ve operasyonun Tuğgeneral Yavuz Ertürk tarafından gerçekleştiğini teyit ettiğini, 1994 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurduklarını ve 2010 yılında Türkiye’nin etkili bir soruşturma yürütmediği yönünde davanın sonuçlandığını belirtti. Kemiklerin ve kayıp kişilere ait bez parçalarının çobanlar tarafından bulunduğunu belirten Harun, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesinin girişimleri ile Kulp Savcılığı’na yapılan başvurunun ardından, kemiklerin ve bez parçalarının Adli Tıp Kurumu’nda incelemeye alındığını söyledi. 2 yıllık incelemenin ardından, bulguların en az 9 kayıp kişi ile eşleştiğini kaydeden Harun, Savcılığın dosyayı askeri savcılığa gönderildiğini ve burada uzun süre bekletildiğini anlattı.
2013 yılında tam zaman aşımına uğrayacakken bir savcının Yavuz Ertürk’ü 11 kez müebbet hapis ile cezalandırılmasını talep ettiğini kaydeden Harun, şu anda tutuksuz yargılanan Yavuz’un somut delillere rağmen güvenlik gerekçesi ile duruşmalara katılmadığını belirtti.
Yapılan konuşmaların ardından tüm kayıplar anısına 5 dakika oturma eylemi yapıldı.
(gk)

