500’üncü haftada binler Cumartesi Anneleri’ne ses verdi
15:40
JINHA
İSTANBUL – Cumartesi Anneleri’nin kayıplarının akıbetlerini sormak ve faillerinin bulunması için her hafta yaptıkları oturma eyleminin 500’üncü haftası binlerce yurttaşın katılımıyla gerçekleştirildi.
Kayıplarının bulunması ve faillerin yargılanması için her hafta adalet arayışlarını sürdürdükleri eylemlerin 500’üncü haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, siyah bezin üzerine ‘500 hafta’ yazılı ozalit ve kayıplarının fotoğraflarını sererek, kırmızı karanfiller taşıdı. Oturma eylemine HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ, DBP İstanbul İl Başkanı Emrullah Bingül, CHP İstanbul Milletvekillerinden Mahmut Tanal, Süleyman Çelebi ve Sezgin Tanrıkulu, sanatçılar Suavi, Ferhat Tunç, Pınar Aydınlar, oyuncu Nur Sürer, şair Sezai Sarıoğlu, Gezi direnişi sırasında başına atılan gaz fişeği ile komada kaldıktan sonra hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, Barış Anneleri ve binlerce yurttaş destek verdi. Ayrıca oturma eylemine Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) üyeleri de Taksim Tünel Meydanı ve HDP İl binasının önünden yürüyüş yaparak destek verdi.
‘Yürüyen Sergi’
Oturma eyleminden önce AFSAD ve İHD Kayıplara Karşı Komisyon’un ortak hazırladığı yürüyen sergi için Taksim Tünel Meydanı’nda bir araya gelinerek Galatasaray Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirildi. Cumartesi Anneleri’nin eylemlerinde çekilen fotoğrafların taşındığı yürüyüşte Tiyatro Simurg kurucusu Mehmet Esatoğlu Cumartesi Anneleri’ne özel olarak hazırladığı performans sergiledi. Mehmet, sergilediği performansta kaybedilen birini canlandırırken, öte yandan Grup Munzur üyeleri de küçük bir dinleti gerçekleştirdi.
Cumartesi Anneleri’nin bu haftaki oturma eyleminde 19 Ekim 1995 günü Avcılar’daki evinden silahlı, telsizli sivil polisler tarafından çocuklarının gözleri önünde gözaltına alınarak kaybedilen Fehmi Tosun’un akıbeti soruldu.
‘Yakanızı bırakmayacağız’
Basın açıklamasından önce kayıp ailelerinin konuşma yaptığı eylemde ilk olarak Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun söz aldı. Hanım, devletin 20 senedir hiç bir adım atmadığını belirterek, “Bu devleti yönetenlere sesleniyorum. Siz bizim için ne yaptınız? Acımızı duymayanlara sesleniyorum. İsterseniz sesimizi duyun, isterseniz duymayın. Yakanızı bırakmayacağız. Hesap verilene kadar iki elimiz yakanızda olacak” diyerek tepkisini dile getirdi.
Kenan Bilgin’in kardeşi İrfan Bilgin ise, kayıpların devlet tarafından planlı ve programlı bir şekilde yapıldığını ifade ederek, “20 senedir Türkiye’nin yüz karası olan bu meydanda oturuyoruz. Kaybeden devlettir. Yakınlarımızı kaybeden memurlara sesleniyorum, bizim hesabımız sizinle değil. Gelin bize ulaşın, kemiklerimizin yerini söyleyin, ben sizi affetmeye hazırım” dedi.
‘Saçlarımdan sürüklediler’
Gözaltında kaybedilen ve kaybedildikten 55 gün sonra kimsesizler mezarlığında bulunan Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak ise, oğlunu bulmak için her yere gittiğini başvurularda bulunduğunu anlatarak, “Oğlumu bulmak için karakollara gittiğimde saçlarımdan tutarak sürüklediler, dövdüler işkence de bulundular. 20 senedir burada oturuyorum gelen herkese destek veren herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe’de adaletin olmadığını, 20 senedir kayıpların katillerin bulunamadığını söyleyerek, “500 hafta değil bin hafta da olsa burada oturacağız” şeklinde konuştu. Zübeyde ayrıca Kürtçe bir şiir okudu.
‘Kadınlar adaleti getirecek’
Kasım Alpsoy’un kızı Gülbahar Alpsoy yaptığı konuşmasında Kobanê’de direnen annelerle Cumartesi Anneleri’nin verdiği mücadelenin aynı olduğuna dikkat çekerek, haksızlıklara, katliamlara karşı adaleti kadınların getireceğini kaydetti.
Hasan Gülünay’ın kızı Deniz Gülünay da meydanda bulunan fotoğraflardaki kayıpların hepsinin faşizme ve onun işkencelerine direnmiş kişiler olduklarını vurgulayarak, “Bu meydanda oturan annelere çocuklara acıyan gözlerle bakmayın. Burası politik bir meydandır. 22 senedir bu meydanda babamı arıyorum. Küçük yaşlarda başladım babamı aramaya. Bu meydanda benim çocukluğumun ve oyuncaklarımın izleri var. Sadece acı, gözyaşı ve öfke yok, bu meydan politik bir meydandır” dedi.
‘Bugün IŞİD’in yaptığını 90’larda bu ülkede yaşadık’
Hakkari’den Cumartesi Anneleri’nin 500’üncü haftası dolayısıyla gelen Abdullah Canan’ın kardeşi Tayyüp Canan, “Bugün IŞİD çetelerinin yaptığını 90’lı yıllarda biz bu ülkede yaşadık. Domuz bağlarına bağlandık, asit kuyularına atıldık, tanınmayalım diye yüzlerimizdeki benlerini koparttılar, kurşunlandık. Bu ülkede 17 bin faili meçhul var. Devlet tarafından yapılan infazların hepsi siyasi cinayettir” ifadelerinde bulundu. ‘Herşeyin gereğini yapın’ diyen Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a seslenen Tayyüp, “Kayıplarımızın failleri için neden gereğini yapmıyorsunuz?” diye sordu.
‘27 Mayıs 1995’ten beri buradayız’
Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren okuduğu basın açıklamasında, Türkiye’de yüzlerce kişinin güvenlik güçlerince gözaltına alınarak kaybedildiğini hatırlatarak, “Bizler kaybedilenlerin aileleri ve insan hakları savunucuları olarak, 27 Mayıs 1995’den beri her Cumartesi saat 12.00’da bu meydanda kaybetme gerçeğini gündemde tutmak için ülkenin en uzun erimli sivil itaatsizlik eylemini gerçekleştiriyoruz” şeklinde konuştu.
‘Adalet taleplerimize kulaklarını tıkadılar’
Gözaltında kaybetmeyi suç olmaktan çıkaran zihniyetin yalnızca adaletsizlik üretmekle kalmadığını söyleyen İkbal, “Bu zihniyet aynı zamanda toplumu zehirleyerek ortak bir adalet duygusunun oluşmasını engelledi. Temek hak ve özgürlüklerine sahip çıktıkları için, Kürt, Süryani, Keldani doğdukları için, sosyalist oldukları için evlatlarımızı düşmanlaştırarak kaybeden ve onlara yönelen bu devlet terörünü cezasız bırakan siyasi iktidarlar, hakikatlerin ortaya çıkarılması ve adaletin sağlanması talebimize kulaklarını tıkadı” diye konuştu.
‘Beni öldürecekler’
İkbal, bu hafta kaybedilişinin 19’uncu yılında çocukları Galatasaray’da büyüyen, torunları Galatasaray’da doğan Fehmi Tosun’u unutmadıklarını söylemek için meydanda olduklarını belirterek, “36 yaşındaki 5 çocuk babası Fehmi Tosun kimliğine sahip çıkan bir Kürt’tü. 19 Ekim 1995 günü silahlı, telsizli, sivil polisler tarafından 34 UD 597 plakalı beyaz Renault araca zorla bindirilerek İstanbul’daki evinden götürüldü. Eşi ve çocukları aracın ardından koştu. Fehmi onlara ‘Beni öldürecekler’ diye bağırdı. Olay gündüz vakti komşuların gözü önünde gerçekleşti” aktarımlarında bulundu.
Önce inkar edildi, sonra AİHM’e gözaltında kaybedildi denildi
Eşi Hanım Tosun ve İHD’nin tüm yasal yollara başvurduğunu ileten İkbal, “Fehmi Tosun’un gözaltına alındığı devletin tüm kademelerince inkar edildi. 4 sene sonra gözaltına alınan Fehmi’nin kardeşine, Terörle Mücadele Şubesi’nde ‘Seni de ağabeyin gibi öldürelim mi?’ denildi. 17 Eylül 2003 tarihinde, AKP Hükümeti AİHM’e yaptığı savunmada Fehmi Tosun’un gözaltında kaybedildiğini kabul ederek, etkili soruşturmaların yürütülmesini zorunlu kılan talimatları vermeye kabul etti. Üzerinden 11 sene geçti hiçbir şey yapılmadı” şeklinde konuştu.
(dk-mt/gk)

