Sevda Çağdaş: Vurulmamız tesadüf değildir

09:03

 


Beritan Canözer/JINHA


AMED - IŞİD çetelerinin Kobanê Kantonu'na yönelik saldırılarının protesto edildiği Diyarbakır'da üç arkadaşıyla birlikte silahlı saldırıya uğrayan ESP'li Sevda Çağdaş, "Vurulduğumuz yer tenha bir yer değildi, iki tane mobese kamerası vardı ve 50 metre ilerimizde Emniyet Müdürlüğü vardı. Emniyet Müdürlüğü'nün hemen karşısında vurulmamız, etrafta hiçbir polisin olmaması, polisin saldırganları yakalamak için hiçbir girişimde bulunmaması tesadüf değildir" dedi.


IŞİD çetelerinin Kobanê Kantonu'na yönelik saldırıları Türkiye ve bölgenin birçok kentinde yapılan eylemlerle protesto edildi. 49 kişinin yaşamını yitirdiği bu protestolarda, ESP Diyarbakır İl Yöneticisi Sevda Çağdaş ve yanında bulunan 3 arkadaşı 7 Ekim günü akşam saatlerinde silahlı saldırıya uğramışlardı. Diyarbakır Bayındırlık Caddesi'nde evlerine gitmek üzereyken silahlı saldırıya uğrayan Sevda, sırtından vurulmuştu. Saldırı anına ilişkin konuşan Sevda, "AKP hükümetinin, Rojava'nın Kobanê Kantonu'na saldıran ve katliam gerçekleştiren IŞİD çetelerine yaptığı yardımları tüm dünya gördü. Bütün bu yaşananlar tesadüf değildir. Diyarbakır'da kepenk kapatma eylemlerinde gazetecilere saldırdılar, Adana'da bir gazeteci infaz edildi. Bütün bunları olmamış sayıp, görmezden geliyorlar" diye konuştu.


'Bilinçli hedef alındığımızı düşünüyoruz'


Saldırı anını anlatan Sevda, "Olay 7 Ekim günü akşam saatlerinde gerçekleşti. Saldırıya uğramadan önce ESP il binasındaydık, çatışmaların çok yoğun yaşandığı bir gündü. Olaylar gün boyu devam etmişti. Evlerimize gitmek üzere kurumdan çıktık. Hiçbir ulaşım aracı olmadığından kaynaklı evlerimize kadar yürümek zorunda kaldık. Saldırı anında Bayındırlık caddesindeydik ve Tesislere doğru gidiyorduk ve her taraf gaz bulutu altındaydı. Bulunduğumuz yeri polis terk etmişti, hiçbir polis aracı veya polis yoktu. Hüda-Par yanlıları olan bazı kişilerin sokaklarda terör estirdiğini duymuştuk. Yürürken peş peşe silah sesleri duyduk. Dört kişiydik, ben ve iki erkek arkadaşımız yaralandık. Vurulduğumuz esnada caddede kimseyi göremedik. Sadece vurulduğumuzu biliyorduk ve bağırdık. Ağır yaralanmıştık, ben sırtımdan vuruldum ve kurşun göğsümden çıktı. Orada oturan bazı aileler bizim vurulduğumuzu görünce yanımıza gelip bizi hastaneye götürmüşler" ifadelerini kullandı.


'AKP bilinçli bir şekilde meydanı IŞİD yanlılarına bıraktı'


Sevda, "Partimizin politikalarından, Rojava devrimini savunuyor olmasından, Kürt sorunundaki yaklaşımımızdan, barış sürecini destekliyor olmamızdan kaynaklı bilinçli hedef seçildik" dedi. Politik bir kimliğe sahip olduklarını belirten Sevda, "Kobanê'de IŞİD çeteleri, özgürlük mücadelesi veren halka nasıl saldırıyor ise, nasıl bir katliam yaşatıyor ise burada da AKP'nin devlet terörü yaşatıldı bizlere. Onlarca insan yaşamını yitirdi, onlarcası yaralandı, yüzlercesi tutuklandı ve bizlerinde bundan bağımsız olmadığını düşünüyorum. AKP hükümetinin burada ve eylemlerin gerçekleşmiş olduğu birçok ilde meydanı bilinçli bir şekilde IŞİD yandaşlarına bıraktığını düşünüyoruz. AKP hükümetinin Rojava'nın Kobanê Kantonu'na saldıran ve katliam gerçekleştiren IŞİD çetelerine yaptığı yardımları tüm dünya gördü. Bütün bu yaşananlar tesadüf değildir. Diyarbakır'da kepenk kapatma eylemlerinde gazetecilere saldırdılar, Adana'da bir gazeteci infaz edildi. Bütün bunları olmamış sayıp, görmezden geliyorlar" sözlerini ifade etti.


'Polisler kimlik tespitimi yaptılar parmak izimi aldılar'


Saldırıya ilişkin avukatları tarafından dava açıldığının ve bunun peşini bırakmayacağını söyleyen Sevda, "HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, bize olan saldırıyla ilgili bir sorun önergesi verdi. Saldırıya uğradığımızdan beri kimse ifade almaya gelmedi, kimse bize saldıranları tespit etmek için gelmedi. Faili belli ama faili meçhul bir saldırı pozisyonuyla yeniden karşı karşıyayız. Bir hafta hastanede kaldım, üç günüm yoğun bakımda geçti. Ben yoğun bakımdayken polisler geldi, saldırıya uğrayan bendim ve benim parmak izimi alıp, kimlik tespitimi yaptılar.  Nursel Aydoğan tarafından verilen soru önergesinde İçişleri Bakanı'na polisin bu tutumu da soruldu. Bu saldırıyı gerçekleştirenlerin ortaya çıkması için ne gerekiyorsa yapacağız. Vurulduğumuz yer tenha bir yer değildi, iki tane mobese kamerası vardı ve 50 metre ilerimizde Emniyet Müdürlüğü vardı. Emniyet Müdürlüğü'nün hemen karşısında vurulmamız, etrafta hiçbir polisin olmaması, polisin saldırganları yakalamak için hiçbir girişimde bulunmaması tesadüf değildir" sözlerine yer verdi.


 


(bc/mg)