Şîlan Kobanê: YPJ'nin şahsında Önderliğin felsefesidir yankı uyandıran
08:44
JINHA
KOBANÊ - Kobanê'de Kürt kadınlarının öncülüğünde tüm parçaların bir araya gelerek bir yumruk olduğunu belirten YPJ Kobanê Genel Komutanlık üyesi Şîlan Kobanê, özgürlük suyundan bir yudum alan hiçbir Kürt kadınının IŞİD'e karşı geri adım atmayacağını söyledi. Şîlan Kobanê, YPJ'nin direnişiyle dünya kamuoyunda uyandırdığı etkiye ilişkin ise, "YPJ'nin şahsında Önderliğin felsefesidir yankı uyandıran" dedi.
Rojava'nın Kobanê Kantonu'na yönelik Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) çetelerinin 15 Eylül'den bu yana başlattığı vahşi saldırılar devam ederken, dünya kamuoyunda Kürt kadınlarının Kadın Savunma Birlikleri'nin (Yekineyên Parastina Jin-YPJ) direnişi en önemli yeri tuttu. 42 günü geride bırakan direnişe ilişkin ajansımız Jin Haber Ajansı'na konuşan YPJ Kobanê Genel Komutanlık üyesi Şîlan Kobanê, YPJ'nin Kobanê direnişindeki rolü, kadının Rojava Devrimi'ndeki rolü, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın seferberlik çağrısına Kürdistan'ın dört bir tarafından yanıt veren kadınları, Arîn Mirxan'ın fedai eylemini ve YPJ'nin dünya kamuoyunda uyandırdığı etkiyi anlattı. "Arîn yoldaşın ruhu, özgürlük mücadelesi veren her kadına bir çağrıdır" diyen Şîlan Kobanê, dünyada bu kadar ses getiren şeyin Kürt Halk Önderi Öcalan'ın felsefesinin Kürt kadını şahsındaki direnişi olduğunu söyledi.
- Bize biraz buradaki savaştan bahsedebilir misiniz? Burada nasıl bir savaş yürütülüyor ve YPG/YPJ nasıl bir direniş sergiliyor?
Rojava'da 19 Temmuz'da başlayan devrim, kadın özgürlüğünün bir devrimiydi. Kadın özgürlüğünün devrimi de Önder Apo'nun felsefesiyle başladı. Suriye Devrimi'ne Kürt halkı birey olarak, tekil olarak katılmadı. Kürt halkı kendi çizgisi, felsefesi ve özgür toplumun yeni yaşam fikriyle devrime katıldı. Kendini çok fazla abartan ve her gün yeni bir tabur ilan eden Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) gibi güçler de Kürtlerin kendilerine katılmalarını söylüyorlardı. Bunlarla birlikte hareket eden birçok Kürt oluşumu da gözleri boyanmış bir şekilde bunu söylüyorlardı. Onların 'felsefesi nedir, fikirleri nedir, düşünceleri nedir?' diye pek sorgulanmıyordu, tahlile tabi tutulmuyordu. Ama Önder Apo devrimin başlangıcında Kürt halkının kendi çizgisinin olması gerektiğini söyledi. Bunu da ne bu tarafın, ne de öbür tarafın çizgisi olacağını 3. çizgi olması gerektiğini tespit etti. Yani ne eski rejimi, ne de talan ve yıkım tarafını tercih edebilirdik. Zira ÖSO özgürlüğün peşini bırakarak talanın ve yıkımın gücü haline gelmeye başlamıştı. İsminde özgürlük vardı ama özgürlükle bir alakası yoktu.
'Önderlik demokratik ulusun önemine vurgu yaptı'
Onun için de Önderliğimiz sürekli demokratik ulusun önemine vurgu yaptı. Ortadoğu'daki yapılanmayı da göz önünde bulundurduğumuzda, halkların zenginliği mi dersiniz, din ve inançların zenginliği mi dersininiz ve insanlık tarihinin bütün zenginliklerini mi dersiniz, Ortadoğu'nun bütün sorunlarına çözüm ve cevap olabilecek şey demokratik ulustur. Ama burada ortaya çıkan şey ÖSO'nun halkların baharına cevap olamadığını bir kez daha ortaya çıktı. Cevap olamamasının yanında kendi içinde bir savaş başlattılar ve hırsızlıklarının peşine düştüler. Halkların özgürlüğünün peşine düştüler. Aslında burada Ortadoğu üzerindeki dış oyunları da görmek gerekir. Hiçbir zaman sisteme başkaldıran güçlerin bir olmasını ve o sistemi değiştirmesini ve alternatif olmasını istemediler. Bunu istemediler. Bu da devrimin Suriye'de tıkanmasına ve ilerleyememesine neden oldu. Bunun sebepleri çoktur.
'DAİŞ bütün insanlık için bir tehdit haline gelmiştir'
Buradan da DAİŞ'in (IŞİD) kuruluşuna gelmek istiyorum. Eğer ÖSO adıyla, fikriyle, yaşamıyla, cevheriyle yeni ve özgür bir yaşam siyasetine sahip olsaydı; uluslararası karanlık güçlerin eliyle böyle bir kir bu toprakların üzerinde kurulamazdı. Öyle bir ömür biçilmezdi. Fakat zaman yayarak karıştırmayla ve Suriye rejiminin yıkılmaması bunun uzamasına neden oldu. DAİŞ hem uluslararası bir güçtür, aynı zamanda da Ortadoğu'da ömürlerini ve siyasetlerini uzatmak isteyen devletlerin elinin de olduğu bir yapıdır. Ama burada karşımıza çıkan bir şey daha da var. Bu güç kendilerini oluşturanların da artık düşmanı haline gelmiştir. Artık DAİŞ bütün insanlık için bir tehdit haline gelmiştir. DAİŞ kendilerinin çocuğuydu, onlar dünyaya getirmişti ama bugün onları bile yok etmekle tehdit ediyor. Ortada böyle bir durum var. Tıpkı bir annenin çocuğunu büyütmesi ve her şeyi öğretmesinden sonra o çocuğun kalkıp kendi çıkarı için annesini öldürmesi gibi. DAİŞ de bugün bütün insanlık için böyle bir tehdit haline gelmiş.
'Kobanê'de çok büyük bir savaş yürütülüyor'
Rojava Devrimi'nde çok şey ortaya çıktı. Bir buçuk yılı geçiyor ve Kobanê'de çok büyük bir savaş yürütülüyor. Çünkü Kobanê'nin üç tarafı Arap kentleri tarafından kuşatılmış bulunuyor. Rojava'daki savaş başlayınca hemen Kobanê'de başlamadı. Önderliğin bu yönde uyarıları her zaman vardı. Bizler de demokratik ulustan bahsederken bütün halkların birbirini kabul edebildiği bir yapıdan bahsediyorduk. Burada halklar arasında, aşiretler arasında ve tüm komşu oluşumlar arasındaki ortaklığın ve kardeşliğin bazı kanunlar üzerinden sağlanması için Önderliğimiz sürekli bizi uyardı. Belli bir yere kadar da bu sağlandı. Çünkü hiçbir zaman halklar birbirine düşman olmadı. Bazen fitneler olmuştur, işte 'YPG bize saldıracak, saldırdı' gibi… Ama hiçbir zaman Kürt-Arap savaşı şeklinde olmadı bu. Çünkü burada bir akrabalık ilişkisi kurulmuştu ve dayı-yeğen, teyze-yeğen haline gelmişler. Burada ÖSO ile YPG arasında çatışmalar çıkınca da dış güçlerin eliyle çıkarıldı.
- Devrimde ve burada yürütülen savaşta kadının rolünü sormak istiyoruz. Kobanê'de yürütülen bu amansız direnişte kadının rolü nedir?
Bu kentte daha çok feodal bir aile yapısı var. Ve hepimiz de biliyoruz ki; feodal aile yapısının hakim olduğu bir toplumda kadının önünü kapatma vardır. Burada çalışma yürüten arkadaşlar da, Kobanêli kadınlar da bu çok sorun yaşamıştır. Mesela diğer kentler öyle değil. Efrîn'de, Cizîrê'de ya da Qamişlo'da böyle bir şey yok. Bir kadın YPJ'ye de üye olabilir, evinde de yaşayabilir. Ama feodal bir toplumda bunun önü kapalıdır. Evet, çok kapalı bir yapı vardı ama bunun yanında kadının el değmemiş, neolitikten kalma bir cevheri de vardı. Doğrusu Kobanê'nin kadınlarında bunu çok açık bir şekilde görebilirsiniz. Birkaç günlük bir eğitimden sonra çok büyük bir duruşun sahibi olabiliyorlar. Aslında bu birkaç günlük eğitim etkililiğinin sonunu değil, kadının bu topraklar üzerinde kurutulmayan özgürlük ruhunun göstergesidir. Sisteme karşı başkaldıran ve direnen kadın ruhu burada tükenmemişti. Evet, başlarda kadının önünün kapatıldığından, eve kapatıldığından çokça şikayet ediyorduk ama önünü açan kadının ortaya çıktığını görünce de bunun bir kadın devrimi olduğunu gördük. Artık hiçbir aile kadının özgürlük devriminin önünde engel olma gücünü kendinde göremedi. Artık birçok kadın YPJ saflarının yolunu tuttu. Hemen hemen her gün en az bir kadın YPJ'ye katılmaya başladı. Burada kadının özgürlük isteminin ne kadar öne çıktığını gördük. Bu da bana Kürt tarihini, isyanlar zamanındaki kadının öncülük rolünü hatırlattı. Evet, aşiretsel boyutta ve parçalı bir şekilde olabilir ama buna yön verdiğinde, ideolojikleştirdiğinde yapamayacağı şeyin olmadığını gördük. O kadar büyük bir gizli güç var Kürt kadınında. Bunu eğittiğinde de ortaya çok ciddi bir potansiyel çıkıyor. Bu da düşmana büyük bir korku salıyor.
- Niye?
Mesela Burkan el Firat'ı ilan ettiğimizde, kadın savaşçılarımızla yan yana geldiklerinde bile kadına yan gözle bakıyorlardı. Çünkü bunların fikirlerinde kadın yoktur. Onlardan olmayandan da her zaman korkarlar. Çünkü kadın iki şey için savaşıyor: Bir; kaybettirilmiş bir hakikati kazanmak için, iki; toprağını işgalini kabul etmiyor. Onun için de kadının hırsı ve direnişi hiçbir zaman başka bir savaşçının ya da YPGli'ye benzemeyecektir. Çünkü kadın iki hedef için savaşıyor ve hırsı daha fazladır.
- Evet, burada Kobanê kadınlarının devrimdeki ve direnişteki rolü üzerinde durdunuz. Peki, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın seferberlik çağrısından sonra Kürdistan'ın diğer parçalarından da devrimi savunmak için birçok kadın Kobanê'ye geldi. Size göre Kürt kadınlarını Kobanê'ye çeken şey nedir?
Mesela Kobanê'nin etrafında olan ve Kobanê'den kat be kat daha büyük olan birçok kent DAİŞ'in eline düştüğünde, sadece falanca kent DAİŞ'in eline düştü, şeklinde haberlere konu oldu. Kimse başka da söz etmedi. Ama Kobanê'de gösterilen direniş ve çözüm için kilit noktası olunca burada kadının direnişi olmasaydı olmazdı. Kobanê bir direniş çekim merkezi oldu. Kürt kadının direniş yeri sadece Kobanê, Amed ya da başka bir yer değil. Bütün Kürdistan böyledir. Önderliğin seferberlik çağrısıyla da Kürdistan'ın tüm parçalarından kadınlar Kobanê'ye geldi ve büyük bir direniş sergilendi. Yani direnişin sadece Kobanê ile sınırlı kalmadığını belirtmek istiyorum. Kobanê'yi aşan bir direniş çıktı ortaya. Ve bu direniş tüm insanlığın direnişidir. Bugün bu direnişte sadece Kürt halkının ya da kadının kaderi değil, insanlığın kaderi belirleniyor. Artık DAİŞ'i yaratanlar da karşısında duramıyor. Onların karşısında bir tek özgür Kürt ve Önder Apo'nun ortaya çıkardığı Kürt'tür. Ve özgürlük suyundan bir yudum içmiş olan kadınlar bunların karşısında durabiliyor. Bu barbarlığın karşısında başka kimse duramaz.
'O arzuladıkları cennet onlara hayal olacak'
Mesela Zozan arkadaşımız bütün Kürdistan'ın dağlarını dolaşmış bir Kobanê kızıydı. 20 yıldan sonra Kobanê'ye döndü ve büyük bir direniş sergiledikten sonra burada şehadete erdi. Yine Jiyan arkadaşımız Rojhilatlı (Doğu Kürdistan) bir arkadaşımızdı. Kobanê'den Rojhilat'a bir köprü oldu. Yine Gulan arkadaşımız Kuzeyli bir arkadaştı. Heval Arîn Efrînli'ydi. Yani burada Kürt kadınının uluslaşma ruhu ortaya çıktı bir kez daha ve bütün parçaları bir araya getirdi. O ruhu özgürlük volkanına çevirdi. Bunu dışarıdan gelen ve kitaplarında kadın olmayan tüm güçlere karşı bir duruş haline getirdi. Onlar diyorlar ki; kadının eliyle öldürüldüğümüzde cennete gitmeyeceğiz. Onların birinci hayali cennete gitmek. Hedefleri o. Ama realitelerinde, kitaplarında kadın olmadığı için kadının eliyle öldürüldüklerinde cennete gitmeyeceklerini söylüyorlar. Fakat onlar da bilsinler ki; burada öldürülenlerin binlercesi kadın eliyle öldürülüyorlar ve yine onların düşüncesine göre cehenneme gidiyorlar. O arzuladıkları cennet onlara hayal olacak.
'Kürt ulusu Kürt kadınının şahsında bir yumruk olmuştur'
Kürt ulusu, Kürt kadının öncüğünde ve şahsında bütün parçalarıyla bir araya geldi ve bir yumruk oldu. Ve bu duruş bütün kadınlar için özgürlüğün garantisi olacak. Aynı zamanda bu duruş bütün insanlığın savunulmasının sembolü olacak. Eğer Kobanê de DAİŞ'in eline düşen diğer kentler gibi direnmemiş olsaydı o da sadece 'Kobanê DAİŞ'in eline geçti' şeklinde bir habere konu olurdu. Ama burada asla ve asla unutmamamız gereken bir şey var. O da buradaki savaşın ideolojik bir savaş olduğudur. Bu ideolojik savaşta da kadının öldürülmesidir. Evet, DAİŞ genelde insanlığın düşmanıdır ama özelde de kadının düşmanıdır. Kadın da ne kadar bunun farkına vardıysa o kadar da direniş ruhu ortaya çıkıyor. Burada tartışılması ve sorgulanması gereken bir husus da; kendini aydın, münevver ve ilerici gören kadınların buradaki duruşudur. Ne kadar DAİŞ'in kadın düşmanlığının farkındalar o da ayrı bir tartışma konusu. Ama Kürt kadını çok erkenden ve derinden DAİŞ'in kadın düşmanı olduğunun farkına varmıştır. Ama Kürt kadını DAİŞ'e bir mezarlık da bulmuştur. O da Kobanê'dir.
- Eğer burada direnişiyle sembolleşen Arîn Mîrxan'ı birkaç cümle ile anlatmak isterseniz, ne söyleyebilirsiniz?
Arîn yoldaşın ruhu, özgürlük mücadelesi veren her kadına bir çağrıdır. Onun eylemi onun çağrısıdır. O heval Zilan'ın yoldaşı ve takipçisidir. Bugün Kobanê'de direnen bütün kadınlar onun direniş yolundalar. O, kurşunları bitse dahi teslim olmayan Xakûrkê'de Beritan'dır, o Dersîm'de Zilan'dır, o Kürdistan'ın bütün dağlarındaki binlerce direnen kadındır, o Dersîm'de bulunan Çiyayê Neh, Keçan'da el ele vererek kendisini uçurumdan aşağıya atan dokuz genç kızdır. Onların silahları, düşmanın beyninde patlatacak bombaları yoktu. Sadece bedenleri vardı. O Türk askerinin eline düşmemek için kendisini köprüden atan Rindîxan'dır. O teslimiyeti ve ihaneti kabul etmeyen direnişçi kadının izcisiydi. Arîn'in eylemi, aynı zamanda Kobanê'ye sahip çıkmayan çizgiye karşı da yapılmış bir eylemdir. Arîn hevali tanıtmak, onun gülüşü, onun özgürlük aşkı ve bağlılığı olacak. Çünkü o Egîd yoldaşın diyarından gelmişti. Hala oranın teri üzerindeydi. Onun için de devrime ve savaşa çok sıcak yaklaşıyordu. Arîn yoldaşı tanımak için onunla fazla yaşamaya gerek yok. Onun bir fotoğrafına bakarak bile onun gerçekliği üzerine bir kitap yazılabilinir.
- Evet, Kürt kadını Gulanların, Jiyanların ve Arînlerin şahsında ortaya konulan direnişle dünyada ve dünya medyasında büyük bir yankı uyandırdı. Kimi ordularda da kadın askerler olmasına rağmen, size göre neden YPJ bu kadar dikkat çekiyor?
Dünya'da kadın ordusu yok. Kadınlar ordularda yerini alıyor ama kadının kendi ordusu yok. Ama bizim kadın ordumuz var. Bu bizim Kürt kadını olduğumuzdan ve kimseye benzemediğimizden kaynaklanmıyor. Bunu da Önder Apo'ya borçluyuz. Belki Önder Apo bize verdiği emeği başka bir halkın kadınlarına vermiş olsaydı, daha güçlü bir kadın ordusu ve profili ortaya çıkabilirdi. Çünkü Önder Apo'nun bütün düşüncesi ve felsefesi kadının özgürlüğü esası üzerine örülmüş. Burada küçük bir örnek vermek istiyorum. Önder Apo toprağın özgürleşmesinden önce kadının özgürleşmesi gerektiğini belirtiyordu. Biz hepimiz acaba bu nasıl olacak diyorduk. Rojava Devrimi döneminde sistemin değiştiğini gördük. Devletin hiçbir kurumu kalmadı ama kadının kölelikle özdeşleştirilmiş yaşamı ve konumu aynıydı. Önderlik kadının özgürleştirilmesi için özgür bir ülkeyi beklemedi. Yani kadının fikrinde, ruhunda, kalbinde ve bedeninde özgürleşmesi için Önderlik özgür bir ülkeyi beklemedi. Önderliğimiz kadınlar için parti kurdu, ideoloji yaptı, kendi kendine yeterli hale getirdi. Yani Önderlik, kadının erkeğin gözüyle değil, kendi gözüyle tarihe, felsefeye, dine ve bütün yaratımlara bakması gerektiğini söyledi. Kadının kendi özgür düşüncesiyle bunları kendisinin incelemesi gerektiğini söyledi.
'Beş bin yıllık erkek egemen zihniyete karşı da savaşıyoruz'
Şimdi o bahsettiğiniz ülkelerin ordularındaki kadınlara baktığımıza onların komutanı yine erkektir. Onları belirleyen yine erkektir. Ama bizde öyle bir şey yok. Çünkü bizim kendimize ait bir mekanizmamız var. Önderliğimiz bu mekanizmayı o kadar ince örmüş ki, bir erkek ne kadar uğraşsa da onunla oynayamaz. Erkekler bir orduysa biz de bir orduyuz. Onlar ülke için savaşıyorsa biz sadece ülke için savaşmıyoruz. Her zaman dile getiriyoruz; biz 5 bin yıllık erkek egemen zihniyete karşı da savaşıyoruz. Bunu da ancak ordulaşmayla yapabiliriz. Sadece konuşarak siyaset yaparak bu beş bin yıllık zincirlerden kurtulamayız. Çünkü erkeğin aklı hep, 'kadın küçüktür, yapamaz ve yaramaz' üzerine çalışıyor. Kadının ordulaşmasıyla bu zincirler bir bir kırılıyor. Artık kadın da bunları kırabileceğine inanıyor. Bir kadın bunu gördüğünde ve kendisine inandığında artık hiçbir sistem onun önünde duramaz. Önder Apo'nun da yaptığı buydu. Kendimizi tanımamızı ve kendimize inanmamızı sağladı. Bizim örgütlenmemiz de onlarınkinden farklıdır. Fikrimiz ve felsefemiz de onlarınkinden farklıdır. O zaman direnişimiz de onlarınkinden farklı olacaktır.
- Yani söylediklerinizden bu kadar yankı uyandıranın YPJ şahsında Kürt Halk Önderi'nin felsefesi olduğu sonucunu çıkarabilir miyiz?
Evet. YPJ'nin şahsında Önderliğin felsefesidir yankı uyandıran. Daha da ses getirecektir. Daha yeterince ses getirdiğini de düşünmüyoruz. Belki şu anda Kürt kadınlarının Kürdistan dağlarındaki yazılmamış binlerce hikayesi vardır. Ama YPJ bir bütünen halkın içindeydi. Dünya daha çok izleme fırsatı buldu. Sistem ve erkek egemen zihniyet kendisinden daha fazla korkmaya başladı. Artık söz etmeme, görmezden gelmeme gibi bir durumları yok. Yapamazlar. Ama bunun yanında yüzyıllardır ördüğü duvarın altına dinamitin girdiğinin farkında. Bu direniş ve mücadele beraberinde tüm dünya kadınlarının özgürlüğünü getirecektir. Burası bütün kadınlar için bir çekim merkezi olacaktır. Bütün özgürlük isteyen ve bunun için direnen kadınlar bir araya gelecektir. Bugün övgülere yol açan bu direniş yarın bir araya getirmeleri sağlayacaktır.
- YPJ içinde sadece Kürt kadınları mı var?
Rojava'da yaşayan ne kadar halk varsa hepsinden kadınlar, YPJ'nin içerisinde yer alıyor.
- Son olarak söylemek istediğiniz ya da bir çağrınız varsa onu da almak isteriz.
Dünya elbette YPJ'nin direnişinden söz edecektir. Ama bizler 'ben kadınların özgürlüğü için bir şeyler yapmak istiyorum' diyebilme seviyesine ulaşmış olan tüm kadınlar şu çağrıyı yapmak istiyoruz: Kadınların hakları için daha temiz bir kalemle bir şeyler yazmak isteyen herkes YPJ'nin mücadele ettiği DAİŞ'in bütün kadınların düşmanı olduğunu görmesi gerekir. DAİŞ bütün kadınlar için bir darbedir. Bugün YPJ çatısı altında bir araya gelerek mücadele eden kadınlar sadece Kürt kadınları için değil, tüm kadınlar için mücadele ediyor. Madem ki, YPJ bütün kadınlar için mücadele ediyor o zaman tüm kadınlar da YPJ'yi tanıtmalı ve onun mücadelesine sahip çıkmalı. Belki tüm kadınların bizim gibi mevzilerde yer alma imkanları yok ama bir fotoğrafı paylaşmakla, bir televizyona katılmakla, bir serhildanın öncülüğünde, ailesinin içinde bu kutsal direnişi yaşatmalı ve sahiplenmeli. Bu kutsal bir görevdir. Mücadele sadece Kobanê'ye adım atmakla olmaz, bu mücadeleyi yaşatmak da asıl mücadelenin bir parçasıdır. Biz onları kendimizle görüyoruz.
(eç-ag/mg)

